Aziz'le Geziyorum |Doğa Harikası Şehir: Bolu

Abone Ol

Bir şehir düşünün…
Dört mevsimi de ayrı ayrı yakışıyor kendine.
Yazın serinliğiyle nefes aldıran, kışın beyaz örtüsüyle masal diyarına dönüşen bir şehir: Bolu.
Konum olarak tam bir avantaj noktası.
Başkent Ankara’ya yaklaşık 2 saat, İstanbul’a ise 3 saat mesafede.
Yazın deniz isterseniz Karadeniz kıyıları hemen yanı başınızda,
kışın kayak keyfi için Türkiye’nin önemli merkezlerinden Kartalkaya,
şifa arayanlar içinse şehrin tam kalbinde Karacasu Termal Kaplıcaları var.
Bolu denince akla ilk gelenlerden biri elbette gölleri…
Abant Gölü, yazın yeşilin binbir tonuyla kartpostal gibi,
kışın ise sessizliği ve beyaz örtüsüyle insana masal anlatır.
Gölcük, küçük ama etkileyici;
Yedigöller Milli Parkı ise özellikle sonbaharda sunduğu renk cümbüşüyle görsel bir şölen.
Doğayla baş başa kalmak isteyenler için Aladağ Yaylaları,
doğa yürüyüşleri ve yayla gezileriyle gerçek bir kaçış noktasıdır.
Bolu mutfağını da unutmamak gerekir;
Mengen aşçılarıyla ünlenen bu şehirde yemek, başlı başına bir kültürdür.
Bolu’da bir de güzel bir inanış vardır:
“Bolu’ya gelip Kökez Suyu’ndan içen, yedi yıl içinde mutlaka bir daha gelir.”
Ben ilk kez 2006 yılında gittim Bolu’ya.
Orada yaşadım; tiyatrolar yaptım,
“Aziz’le Hayal Perdesi” adlı radyo programını sundum,
gazete ve dergilerde yazılar yazdım.
O yıldan bu yana neredeyse her yıl en az iki kez yolum Bolu’ya düşer.
Ne zaman gitsem, mutlaka iki gün termal keyfi,
doğa yürüyüşleri ve yayla gezileriyle ruhumu dinlendiririm.
Bolu, benim için sadece bir şehir değil;
durup nefes aldığım, yeniden kendime geldiğim bir yerdir.
Daha önce çektiğim Aziz’le Geziyorum programında
Köroğlu Heykeli’nin yanında durup
“Benden selam söyleyin Bolu Beyi” diyerek başlamıştım.
Şimdi de bu satırları okuyan herkese
Bizden selam olsun Bolu’dan…