“Harput’un kalesine kestiler fermanını aman aman…”
Bu türküyle düştüm yollara, yönümü Elazığ’a çevirdim.
Yolculuk yine Fırat Nehri’nin üzerinden geçerken başladı. Baharın dokunuşuyla açan kayısı çiçekleri ve Fırat’ın ağır akışı, insanın içini dinginlikle dolduruyor. Daha şehre varmadan bir huzur sarıyor insanı.
Elazığ, ilk bakışta sakinliğiyle etkiliyor. Geniş yolları, düzenli yapısı ve yeşil alanlarıyla insanı yormayan bir şehir. Suyun olduğu yerlerde hissedilen o doğal rahatlık burada da kendini hissettiriyor. Özellikle Hazar Gölü, şehrin nefes aldığı en özel noktalardan biri.
Şehrin kalbi ise hiç şüphesiz Harput. Tarihin katman katman işlendiği bu kadim yerleşimde, Harput Kalesi size geçmişin kapılarını aralar. Dar sokaklarında yürürken sadece taşlara değil, zamana dokunursunuz. Ulu Cami ise bu coğrafyanın en eski ve en etkileyici yapılarından biri olarak dimdik ayakta durur.
Harput aynı zamanda maneviyatın da merkezidir. Arap Baba Türbesi ve Tayyar Baba Türbesi, şehre ruh katan önemli duraklardır. Bu mekânlarda zaman biraz daha yavaş akar, insan kendine döner.
Kültürel olarak Elazığ, köklü gelenekleriyle dikkat çeker. Kürsübaşı geceleri, türkülerin ve sohbetin iç içe geçtiği özel anlara dönüşür. Van’daki oturma geceleriyle olan benzerliği ise iki şehir arasındaki kültürel bağı hissettirir.
Müziği, özellikle Harput müziği, derinliğiyle insanın içine işler. Her ezgide bir hikâye, her sözde bir yaşanmışlık vardır.
Yemeklerine gelince; Elazığ köftesi başta olmak üzere yöresel lezzetler oldukça zengin. Sofralar samimi, tatlar unutulmaz. Kahvaltısı da çeşitliliğiyle günü güzel başlatır.
Dönüş yolunda ise yolum Kovancılar taraflarına düştü. Dilimde bu kez şu türkü vardı:
“Kovengin yollarında…”
Bu yol üzerinde Hacı Ömer Hüdai Baba Türbesi bulunur. Manevi atmosferiyle ziyaret edenleri derinden etkileyen bu türbe, yolculuğa anlam katan duraklardan biridir. İnsan burada sadece mola vermez, iç dünyasına da bir yolculuk yapar.
Elazığ…
Sadece bir şehir değil; doğasıyla, tarihiyle, insanıyla yaşayan bir hikâye.
Yolunuz düşerse, acele etmeyin.
Bu şehir kendini bir anda değil, yavaş yavaş anlatır…