Bir Ailenin Sessizliği, Bir Kentin Hafızası BRUKi’LER ve VAN’IN UNUTULAN GÜCÜ…

Abone Ol

Kentlerin de insanlar gibi hafızası vardır. Bazen bu hafıza, bir meydanda duran eski bir çınar ağacında saklıdır; bazen bir okulun duvarında, bazen de bir ailenin yıllarca süren emeğinde.

Van’ın toplumsal ve siyasal tarihine bakıldığında, bu hafızanın önemli bir bölümünün bazı köklü ailelerin omuzlarında taşındığını görürüz. Bu ailelerden biri de kuşkusuz, Bruki ailesidir. Gerçekleri söylemek her zaman kolay değildir. Hele ki kent siyasetinde, çıkarların ve hesapların iç içe geçtiği dönemlerde… gerçekleri söylemek için sadece bilgi yetmez; bir yürek de gerektirir. Daha da önemlisi, doğru zamanda konuşma cesareti gerektirir. Çünkü bazen susmak nezaket değil, hakikatin üzerini örtmektir.

Van’ın sosyal, kültürel ve siyasal hayatında yıllarca etkili olmuş Bruki ailesi; demokratik duruşu, aristokrat saygınlığı ve sosyal sorumluluk bilinciyle bu kentin gelişiminde uzun yıllar öncü roller üstlendi. Kent hafızasında yer eden birçok girişimde, birçok sosyal dayanışmada ve birçok toplumsal meselede bu ailenin izlerini görmek mümkündür. Ancak son yıllarda dikkatli gözlerin fark ettiği bir gerçek var: Bu köklü ailenin çeşitli alanlardan bilinçli ya da bilinçsiz biçimde uzaklaştırıldığı bir süreç yaşandı.

Kimi zaman siyasi dengeler, kimi zaman yerel hesaplar, kimi zaman da küçük çekişmeler bu geniş ve etkili yapının kent hayatındaki görünürlüğünü zayıflattı. Bu boşluk ise doğal olarak başka aktörler tarafından doldurulmaya çalışıldı.

Ne var ki ortaya çıkan tablo, geçmişin birikimi ve ağırlığını taşıyabilecek nitelikte olmadı. Yetersiz kadroların öne çıkma ve alanı domine etme çabaları, toplumda karşılık bulmakta zorlandı. Bu tür girişimlerin kalıcı bir etki yaratamayacağı ve kent hafızasında güçlü bir yer edinemeyeceği ise şimdiden açıkça görülmektedir.

Fakat tarih bize şunu gösterir: Köklü yapılar kolay kolay yok olmaz, sessizleşirler, geri çekilirler, fakat tamamen silinmezler. Çünkü onların gücü sadece isimlerinden değil, kurdukları ilişkilerden, yetiştirdikleri insanlardan ve bıraktıkları mirastan gelir. Bugün kentin çeşitli çevrelerinden gelen bilgiler, Bruki ailesinin yeniden bir toparlanma sürecine girdiğini işaret ediyor.

Ancak bu kez mesele yalnızca bir aile meselesi olarak görülmüyor. Liyakati esas alan, olgun, aşiretçilikten uzak, daha kurumsal ve daha toplumsal bir bakış açısının geliştiği ifade ediliyor. Özellikle sivil toplum alanında yetişen genç kuşakların yeni bir kent vizyonu oluşturma arayışında oldukları konuşuluyor. Kent yönetiminde daha aktif rol almak isteyen, eğitimli, dünyayı takip eden ve kenti mesele edinen genç beyinlerin varlığı artık daha görünür hale geliyor.

Bu gençlerin aradığı şey ise sadece güç değil; aynı zamanda tecrübe. İşte tam da bu noktada, geçmişten gelen büyüklerin “abilik”, “rehberlik” ve “dostluk” rolü yeniden anlam kazanıyor. Kentler sadece gençlerin enerjisiyle değil, büyüklerin tecrübesiyle de şekillenir. Bruki ailesi için de bugün konuşulan mesele tam olarak budur: Geçmişin dostluklarını hatırlayan, kırgınlıkları geride bırakan ve bütün katmanları yeniden bir araya getiren bir toparlanma süreci. Bu ailenin geçmişten kalan dostları, yıllarca bu kentin sosyal dokusunda önemli yer tutan o dayanışma ruhunu özlediklerini açıkça ifade ediyorlar. Çünkü Van gibi şehirlerde bazı aileler sadece kendi hikâyelerini değil, aynı zamanda kentin hikâyesini de taşırlar.

Elbette her büyük yapının içinde kırgınlıklar da olur, kopuşlar da. Zaman zaman aynı çatı altında bulunan insanların birbirine mesafe koyduğu da görülür. Fakat tarih gösterir ki, kişisel kırgınlıklar çoğu zaman büyük toplumsal hikâyelerin yanında küçük kalır. Bugün konuşulan bir diğer mesele ise şu: Ailenin içinden çıkıp bir dönem karşı cephelerde yer alan bazı isimlerin zaman içinde etkilerini kaybedeceği ve bu dağınıklığın doğal olarak eriyip gideceği düşüncesi. Çünkü köklü yapıların gücü bireylerden değil, kolektif hafızadan gelir. Kent siyasetinde yeni bir dönemin arifesinde olduğumuz konuşuluyor. Bu yeni dönemde yalnızca partiler değil; aileler, sivil toplum yapıları, kanaat önderleri ve genç kuşaklar da belirleyici olacak. Bruki ailesi için bugün konuşulan tablo tam da bu noktada anlam kazanıyor.

Eğer gerçekten bütün katmanlarıyla yeniden bir araya gelen, geçmişten ders çıkaran ve kentin geleceğine katkı sunmayı hedefleyen bir yapılanma ortaya çıkarsa; bu yalnızca bir ailenin değil, aynı zamanda kentin de yeniden hareketlenmesi anlamına gelebilir.

Kentin yerel yönetimlerinde bu ailenin uzun süredir yer almaması, Van’ın gelişim dinamiklerinde hissedilir bir durgunluk yarattığını söylemek abartı olmayacaktır. Çünkü bazı aileler yalnızca kendi sosyal çevrelerini temsil etmez; aynı zamanda kent hafızasını, ilişki ağlarını ve tecrübe birikimini de temsil eder.

Bu tür yapılar yönetim mekanizmalarının dışında kaldığında, kentte oluşan boşluk çoğu zaman liyakatle değil, geçici dengelerle doldurulur. Oysa Van gibi çok katmanlı bir şehirde, geçmişte kentin sosyal dokusuna yön vermiş güçlü ailelerin bilgi birikimi ve tecrübesi yerel yönetim süreçlerinde yer bulmadığında, gelişimin yavaşlaması ve bazı alanlarda durağanlık yaşanması kaçınılmaz hale gelir.

Çünkü şehirler bazen bir seçimle değil, bir uyanışla değişir. Belki de Van için konuşulan yeni hikâyenin ilk cümlesi tam da burada yazılıyor. Sessiz kalan bir hafızanın yeniden konuşmaya başladığı yerde… Bir kentin geleceği de yeniden şekillenmeye başlar.

Asıl mesele henüz konuşulmadı: Bu çıkmazın iç yüzü ve yapılmayan öz eleştiri… bir sonraki yazıda.