Bombalar Mezhep Sormaz

Abone Ol

İsrail’in, Amerika’nın bombaları Gazze’ye de düşse, Suriye’ye de, Irak’a da, İran’a da düşse bizim yüreğimiz yanar. Çünkü biz haritaya bakarak değil, vicdana bakarak konuşuruz. Bizim için bombanın düştüğü yerin adı değil, altında kalan çocuğun çığlığı önemlidir.

Yıllardır süren saldırgan politikalar coğrafyamızı bir ateş çemberine çevirdi. Gazze’de bir annenin feryadı ile Suriye’de enkaz başında taş kesilmiş bir babanın sessizliği arasında hiçbir fark yoktur. Irak’ta yıkılan bir ev ile İran’da siren sesleri altında büyüyen bir çocuğun korkusu aynı acının farklı yankısıdır. Acı, sınır tanımaz. Gözyaşı pasaport taşımaz.

Bu zulme karşı çıkarken “Bu devlet hangi mezhepten?” diye sormak aklımızın ucundan bile geçmez. Çünkü kanın rengi mezhebe göre değişmez. Gözyaşı Şii de olsa Sünni de olsa tuzludur. Mazlumun dini sorulmaz, kimliği sorgulanmaz. Mazlum mazlumdur.


Eğer bir bomba sivillerin üzerine düşüyorsa, eğer bir ülkenin gökyüzü savaş uçaklarının gölgesiyle kararıyorsa, orada insanlık yara alıyordur. Ve biz insanlığın yarasını kendi yaramız biliriz. Çünkü bizim tarafımız güçten yana değil, haktan yanadır. Biz öfkeyle değil, adaletle konuşuruz.

Tam 180 öğrenci öldü…
Tam 180 çocuk…
Hayalleri yarım kaldı. Defterleri açık, kalemleri masada, çantaları kapının arkasında kaldı. Sabah annelerinin duasıyla evden çıkan o masum yavrular, akşam bir tabutun içine sığdırıldı.

O bombalar gönderilirken onların mezhebine bakılmadı. Hangi camiye gittikleri, hangi aileye mensup oldukları, hangi dili konuştukları sorulmadı. Sadece vuruldu. Sadece yakıldı. Sadece yıkıldı.

Gazze’de toprağa düşen çocuk ile Suriye’de enkaz altında kalan çocuk arasında fark yoktur. Irak’ta yetim kalan yavru ile İran’da korkuyla büyüyen çocuk aynı acının evladıdır. Aynı göğün altında, aynı korkuyla büyüyen çocuklardır onlar.

Ey İslam ümmeti…
Onlar çocukları hedef alırken “Bu Sünni mi?”, “Bu Şii mi?” demiyor. Onlar sadece ateş ediyor. Peki biz neden hâlâ birbirimize sorular soruyoruz?
Bugün 180 çocuğun kanı yerdeyken mezhep tartışması yapmak, o kanın üzerine susmak gibidir.
Bugün ayrışmak, zalimin işini kolaylaştırmaktır.
Bugün bölünmek, bombaların daha da cesur düşmesine zemin hazırlamaktır.

Geliniz…
Mezhepsel farklılıklarımızı bir kenara bırakalım.
Aynı kıbleye dönen başlarımızı birbirimize çevirmeyelim.
Aynı kitabın ümmeti olarak birbirimizi tüketmeyelim.
Tek yürek olalım.
Tek ses olalım.

Zulme karşı dimdik duran bir vicdan olalım.
Çünkü mesele sadece bir ülke meselesi değil…
Mesele insanlık meselesidir.

Mesele çocukların hayatta kalma meselesidir.
Eğer bugün susarsak, yarın hangi çocuğun adını ağıtlarımızda anacağımızı bilemeyiz.

Ümmet olmanın zamanı…
Ayrılığı değil, vahdeti büyütmenin zamanı…
Zalime karşı omuz omuza, ama adaletle ve vicdanla durmanın zamanıdır.