“Faili Meçhullerden Yolsuzluğa: Toplumun Ortak Adalet Talebi”

Abone Ol

Son günlerde ülkemizde vicdanları derinden sarsan, toplumun adalet duygusunu yeniden sorgulatan gelişmeler yaşanıyor. Yıllardır kamuoyunun hafızasında yer eden bazı dosyaların yeniden gündeme gelmesi, gecikmiş de olsa adaletin tecelli edeceğine dair umutları artırmaktadır.
Tunceli’de yaşanan Gülistan Doku olayı başta olmak üzere, kamu vicdanında karşılık bulan tüm şüpheli olayların hiçbir karanlık nokta bırakılmadan aydınlatılması, toplumun ortak beklentisidir. Soruşturmalarda ihmali, kusuru ya da sorumluluğu bulunan kim varsa; makamı, mevkii ve konumu ne olursa olsun hukuk önünde hesap vermelidir. Son dönemde bu yönde atılan adımlar, hukuk devleti adına olumlu gelişmeler olarak değerlendirilmektedir.
Benzer şekilde, Van’da 2024 yılında hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’e ilişkin dosyanın da titizlikle ele alınması, kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu tür olaylarda ortaya atılan iddiaların tamamı, bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde incelenmeli; spekülasyonlardan uzak, somut delillere dayalı bir adalet anlayışı hâkim kılınmalıdır.
Öte yandan, kamu kaynaklarının kullanımı ve yerel yönetimlere ilişkin son dönemde gündeme gelen çeşitli iddialar, toplumda ciddi bir rahatsızlık oluşturmaktadır. Kamu gücünü kullanan kişilere yönelik her türlü yolsuzluk, usulsüzlük ve çıkar sağlama iddiası; kişiden bağımsız olarak, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde araştırılmalı ve açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bu noktada toplumun beklentisi açıktır: Görev ve yetki sahibi herkesin, geçmişten bugüne mal varlıklarının şeffaf biçimde incelenmesi; izah edilemeyen servet artışlarının hukuk çerçevesinde değerlendirilmesidir. Kamu malı, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de hakkıdır ve bu emanetin korunması devletin en temel sorumluluklarından biridir.
Adalet mekanizmasının görevi, dosyaları raflarda bekletmek değil; hakikati ortaya çıkarmaktır. Hukukun üstünlüğü, ancak herkese eşit uygulandığında anlam kazanır. Çünkü hırsızlığın, yolsuzluğun ve kamu malına el uzatmanın hiçbir gerekçesi olamaz; bu tür fiiller karşısında gösterilecek tavır da net olmalıdır.
Ve asıl soru şudur:
Faili meçhul dosyaların aydınlatıldığı, kamu kaynaklarını kötüye kullananların hesap verdiği, hukukun istisnasız herkes için işlediği bir dönemi ne zaman göreceğiz?
Toplumun beklentisi intikam değil; adalettir. Ayrıcalık değil; eşit hukuktur. Çünkü adalet bir gün herkese lazım olacaksa, bugün herkese eşit uygulanmalıdır.