Kadim Şehrin Kanayan Yarası: İmar Ve Parselasyon Sorunu

Abone Ol

Bu haftaki yazım, geçen hafta kaleme aldığım değerlendirmelerin devamı niteliğindedir.
Van'ın yıllardır çözülemeyen en büyük sorunlarından biri imar ve parselasyon meselesidir. Bu sorun artık sadece teknik veya bürokratik bir problem olmaktan çıkmış, binlerce vatandaşın hayatını doğrudan etkileyen ciddi bir toplumsal mağduriyete dönüşmüştür.

Vatandaşın dilinde "mağdur maddesi" olarak anılan uygulamalar nedeniyle insanlar kendi tapulu arazilerinde ev yapamaz, yatırım gerçekleştiremez ve gelecek planlarını hayata geçiremez hale gelmiştir.

Halk arasında "gasp maddesi" olarak ifade edilen uygulamalar sonucunda ise tapulu arsaların yüzde 45'e varan oranlarda kesintiye uğradığı, yıllarca tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde kullanılan arazilerin önemli ölçüde işlevsiz hale geldiği yönünde ciddi şikâyetler bulunmaktadır.

Daha da düşündürücü olan ise kamu hizmetleri için ayrılması gereken alanların dışında kalan bazı taşınmazların Hazine'ye devredildiği yönündeki yaygın tartışmalardır. Sonuç olarak vatandaşlar hem mülkiyet hakları hem de yaşam standartları açısından önemli mağduriyetlerle karşı karşıya kalmaktadır.

İmar ve parselasyon yasağı bulunan bölgelerde yapı ruhsatı alınamadığından, elektrik, su, doğalgaz ve kanalizasyon gibi temel altyapı hizmetlerine erişim de mümkün olamamaktadır. İnsanlar kendi tapulu arazilerinde modern yaşamın en temel ihtiyaçlarından dahi mahrum kalabilmektedir.

Bu süreç yalnızca ekonomik kayıplara yol açmamış, aynı zamanda önemli bir göç hareketini de beraberinde getirmiştir. Son yıllarda işsizlik, belirsizlik ve imar kaynaklı sorunlar nedeniyle çok sayıda vatandaş Van'dan ayrılmak zorunda kalmıştır. Göç eden her aileyle birlikte şehrin ekonomik gücü, sosyal yapısı ve geleceğe dair potansiyeli de zayıflamaktadır.

Peki, imar ve parselasyon sorunu çözülmeden Van nasıl büyüyecek? Nasıl yatırım çekecek? Nasıl modern ve yaşanabilir bir kent kimliği kazanacak?

Bugün Türkiye'nin birçok ilinde, hatta küçük yerleşim yerlerinde dahi imar planları büyük ölçüde tamamlanmışken, Van merkezde yıllardır devam eden planlama sorunlarının hâlâ çözülememiş olması düşündürücüdür. Özellikle deprem yaşamış ve yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehir açısından bu durum kabul edilebilir değildir.

Şehirler yalnızca beton yapılarla değil; vizyonla, planlamayla, adaletle ve liyakatli yönetim anlayışıyla gelişir.

Van; doğal güzellikleri, tarihi mirası, genç nüfusu, tarım ve hayvancılık potansiyeli, turizm imkanları ve stratejik konumuyla bölgenin cazibe merkezi olabilecek güce sahiptir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için günü kurtarmaya yönelik politikalar değil, geleceği inşa edecek şehircilik anlayışı gerekmektedir.
Van unutulacak bir şehir değildir. Ancak uzun yıllardır ihmal edilmiş, sorunları ötelenmiş ve sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla kullanamamış bir şehir görüntüsü vermektedir. Bu kadim şehrin kaderi plansızlık, belirsizlik ve imar mağduriyeti olmamalıdır.

Çünkü şehirler kaderlerine terk edilmez; güçlü irade, ortak akıl, adil yönetim ve kararlı adımlarla yeniden ayağa kaldırılır. Van da bunu fazlasıyla hak etmektedir.