Van Haber

Kürt Müziğinin 'Sezen Aksu'su' Olarak Anılan Vanlı Sanatçı Raperîn Müziği Bıraktı!

Vanlı sanatçı Raperîn 16 yıllık müzik kariyerini noktaladığını duyurdu. Kürt müziğinin güçlü kadın seslerinden biri olarak gösterilen Raperîn'in "Müziği bırakıyorum" açıklaması sevenlerini üzdü.

Abone Ol

Kürtçe müziğin güçlü sesi, dinleyicileri tarafından "Kürt müziğinin Sezen Aksu'su" olarak anılan Vanlı sanatçı Raperîn (Dilek Demir), 16 yıllık müzik kariyerini noktaladığını açıkladı. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla birlikte, sanatçının yıllardır yaşadığı ağır travmalar ve acı dolu yaşam öyküsü yeniden gündeme geldi.

Van doğumlu sanatçı, yaptığı açıklamada kararın kendisi için de kolay olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:"Bugün benim için de zor olan bir kararı sizinle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 16 yıldır Kürtçe müzik yapıyorum. Bu yolda emek verdim, hayaller kurdum, mücadele ettim. Bana eşlik eden herkese minnettarım. Bazen insan çok sevdiği bir şeye bile veda etmek zorunda kalabiliyor. Uzun zamandır verdiğim bir savaşın sonunda Kürtçe müziği bırakma kararı aldım."

MÜZİK KARİYERİYLE GENİŞ KİTLELERE ULAŞTI

Kürtçede "ayaklanma" anlamına gelen Raperîn ismini sahne adı olarak kullanan Dilek Demir, güçlü yorumu ve kendine özgü akustik-pop/folk tarzıyla Kürt müziğinin en sevilen kadın sanatçıları arasında yer aldı. "Nebû", "Çi Bikim" başta olmak üzere birçok eseriyle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan sanatçı, müzik çalışmalarını uzun yıllar İzmir ve İstanbul'da sürdürdü. Yorumculuğunun yanı sıra beste çalışmalarıyla da adından söz ettiren Raperîn, özellikle duygusal eserleriyle dinleyicilerinin hafızasında iz bıraktı. 1985 yılında Van'da dünyaya gelen Dilek Demir, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte İzmir'e taşındı. Eğitim hayatını burada tamamlayan sanatçı, anaokulu öğretmenliği yaparken bir yandan da müzik çalışmalarını sürdürdü.

NE OLMUŞTU?

Raperîn olarak tanınan Dilek Demir'in hayatını değiştiren olay 2017 yılında yaşandı. Sanatçı, kendisini dünyaca ünlü markalarla çalıştığını söyleyerek katalog çekimleri ve reklam projeleri vaadiyle kandıran bir kişi tarafından dolandırıldığını öne sürdü.Cezaevindeyken kaleme aldığı mektupta yaşanan süreci ayrıntılarıyla anlatan Demir, sosyal medya üzerinden kendisine ulaşan kişinin ünlü markalarla çalıştığını söyleyerek güven kazandığını belirtti. Üç ayrı profesyonel fotoğraf çekimi yaptıklarını, "Prada ile sözleşme imzalıyoruz" denilerek yaklaşık 50 bin TL ödeme yaptığını ifade eden sanatçı, daha sonra dolandırıldığını anladığını söyledi.Demir, mektubunda dolandırıcılığın ardından şantaja uğradığını da belirterek, yaşadığı psikolojik yıkımı şu sözlerle dile getirdi:"Psikolojim bozuldu, içime kapandım. 'Ne zaman sıkışsam para vereceksin, fotomontajdan haberin yok mu' diyerek beni tehdit etti."Sanatçı, aynı kişi tarafından mağdur edildiğini öne süren Gülşah Şat ile birlikte şüpheliyi polise teslim etmek amacıyla buluşmaya gittiklerini anlattı. İddiasına göre, otelde beklediği sırada Gülşah Şat'tan "Abla, tecavüz edecek, kurtar beni" mesajı geldi. Bunun üzerine odaya giren Demir, yaşanan arbede sırasında saldırıya uğradığını ve kendisini savunmak amacıyla çantasındaki meyve bıçağını kullandığını ifade etti.

Cezaevinden yazdığı mektupta olay anını şu cümlelerle anlattı:

"Adam beni görünce canavara döndü. Defalarca kafamı duvara vurdu. Aklıma kızım geldi, bir hamleyle cebimdeki meyve bıçağını çıkarıp savurdum. Yavrumu öpüp 'Anneciğim yarın dönüyorum' demiştim. Dönemedim..."Olayın ardından Dilek Demir ile Gülşah Şat hakkında dava açıldı. Mahkeme, kendilerini dolandırdığı ve şantaj yaptığı iddia edilen 41 yaşındaki Cüneyt Pala'nın ölümüne ilişkin davada iki sanığı da 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Gülşah Şat daha sonra tahliye edilirken, Dilek Demir ise 21 Haziran 2020'de pandemi dönemindeki infaz düzenlemesi kapsamında cezaevinden tahliye edildi.

'MEŞRU MÜDAFAA' HAKKINI KULLANDIĞI GEREKÇESİYLE HAPİS YATTI !

Raperîn, yargılama süreci boyunca olayın planlı bir cinayet olmadığını, kendisini korumak amacıyla hareket ettiğini savundu. Sanatçı, dolandırıldığını, şantaja uğradığını ve olay günü fiziksel saldırıya maruz kaldığını öne sürerek, yaşanan arbede sırasında öz savunma (meşru müdafaa) refleksiyle bıçağı kullandığını ifade etti. Mahkeme, olayla ilgili yaptığı yargılama sonucunda Dilek Demir'i 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırırken, sanatçının öz savunma iddiası kamuoyunda uzun süre tartışıldı. Raperîn ise katıldığı televizyon programlarında ve cezaevinden gönderdiği mektuplarda, "Ya ben ölecektim ya da kendimi savunacaktım." diyerek yaşananların hayatını tamamen değiştirdiğini dile getirdi.

CEZAEVİNDEYKEN ÇOCUĞUNU KAYBETTİ

Raperîn'in yaşamındaki en büyük kırılma ise cezaevinde yaşandı.Sanatçı, cezaevindeyken henüz 13 yaşındaki kızı Berfin'in yaşamını yitirdiği haberini aldı. Kızını kaybetmenin acısını yıllar sonra televizyon programında gözyaşları içinde anlatan sanatçı, bu olayın hayatındaki en büyük travma olduğunu ifade etti.Hem cezaevi süreci hem de evlat acısı, sanatçının psikolojik olarak derin yaralar almasına neden oldu.