Diyarbakır’da katledilen 8 yaşındaki Narin Güran’ın babası Arif Güran, Van’da katıldığı eylemde konuştu. Mahkemenin verdiği müebbet hapis cezalarının dayanağı olan daraltılmış baz kayıtlarıyla konuşan Güran, "O saatte orada olan amca değil, JASAT ekibiydi" dedi.
Van’da Star Kadın Derneği öncülüğünde düzenlenen kadına yönelik eylemede konuşan Diyarbakır’da katledilen Narin Güran’ın babası Arif Güran, kızının davasındaki "eksiklikleri ve çelişkileri" dile getirmek için Van’daydı. Yürüyüşün ardından Van 65 Haber Gazetesi’ne önemli açıklamalarda bulundu.
"ADLİ TIP VE KEŞİF RAPORLARINDA CİDDİ MADDİ HATALAR VAR"
Narin için adalet aranan her yere gitmeye çalıştığını belirten Arif Güran, dava dosyasındaki teknik incelemelerin yetersiz olduğunu savundu. Güran, "Kızımın dosyasında çok ciddi eksiklikler var. Özellikle adli tıp süreçlerindeki PSA araştırmalarının ve olay yerindeki keşiflerin eksik yapıldığı kanaatindeyim. Narin’in çok kısa sürede tepeye çıkarıldığını iddia eden raporlar maddi gerçeklikle uyuşmuyor. Hakikatin ortaya çıkması için bu çelişkilerin bitmesi lazım" diyerek adalet çağrısında bulundu.
"O SİNYAL AMCAYA DEĞİL, JANDARMA ARACINA AİT!"
Mahkûmiyet kararının en büyük dayanağı olan daraltılmış baz istasyonu kayıtlarına ilişkin konuşan baba Güran, kolluk kuvvetlerinin tespitlerinde hata olduğunu ileri sürdü. Amca Salim Güran’ın olay gecesi dere yatağında olmadığını iddia eden Güran şu ifadeleri kullandı:
"Kolluk birimleri, amca Salim Güran’ın olay gecesi saat 22.00 sıralarında Eğertutmaz Deresi mevkisinde olduğunu söyledi. Ancak bir hafta önce çok önemli bir bilgiye ulaştık. Bahse konu saatte o bölgede sinyal veren araç Salim Güran’a değil, bölgede görevli JASAT (Jandarma Suç Araştırma Timi) ekibine ait! Bu durum, dosyaya dayanak yapılan baz verilerinin teknik olarak çöktüğünü ve güvenilmez olduğunu açıkça ortaya koyuyor."
"18 DAKİKALIK OLAYI RAPORLARLA ÇIKMAZA SOKTULAR"
Davanın teknik detaylar içinde boğulduğunu ve bağımsız belgesel çalışmalarının (140journos) da gösterdiği gibi olayın aslında 18 dakikalık bir zaman diliminde yaşandığını belirten Güran, resmî kurumların dosyayı karmaşık hale getirdiğini söyledi. Adalet Bakanlığı’na seslenen baba, "Talebimiz, kamuoyunun vicdanını yaralayan bu dosyanın yeniden ele alınması ve olay yerinde baştan sona kapsamlı bir keşif çalışmasının yapılmasıdır" dedi.
"SADECE KENDİ EVLERİNDE OLDUKLARI İÇİN MÜEBBET ALDILAR"
Sosyal medyadaki dezenformasyona ve baskılara tepki gösteren Arif Güran, somut delil yetersizliği vurgusu yaptı: "Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 'oda oda takip yapıldı' açıklamalarına rağmen, aile bireyleri sadece olay saatinde kendi tapulu mülklerinde bulundukları için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı. Dünyanın hiçbir yerinde sadece daraltılmış baz verisine dayanarak böyle ağır cezalar verilmez. Sosyal medya baskısıyla herkes kendini mahkeme yerine koydu."
ANNEANNEDEN CUMHURBAŞKANI'NA ÇAĞRI: "KIZIM SUÇSUZ, TAHLİYE EDİN"
Erzincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan anne Yüksel Güran’ın annesi Remziye Cabaş ise Cumhurbaşkanlığı ve ilgili bakanlıklara seslenerek, "Kızım ve torunum katil değil. Eğer suçlularsa idam edin ama masum yere içeride tutuyorsunuz" dedi. Cinayeti Nevzat Bahtiyar’ın işlediğini ve devletin bu ismi yeterince sorgulamadığını iddia eden acılı anneanne, kızının bir an önce tahliye edilmesini talep etti.
NE OLMUŞTU?
Diyarbakır’ın Bağlar ilçesine bağlı Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te Kur'an kursundan döndükten sonra kaybolan 8 yaşındaki Narin Güran'ın cansız bedeni, 19 gün süren aramaların ardından 8 Eylül 2024'te köye 2 kilometre mesafedeki Eğertutmaz Deresi'nde, bir çuval içinde ve taşlarla gizlenmiş halde bulundu. Yürütülen yargılama sonucunda Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi, Aralık 2024'te anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran'ı "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırırken, cenazeyi dere yatağına gizlediğini itiraf eden Nevzat Bahtiyar'a "suç delillerini yok etme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verdi; bu cezalar Mayıs 2025'te istinaf mahkemesi tarafından oy çokluğuyla onanarak Yargıtay'a taşındı.