Memur emeklisine verilen sözlerin tutulmaması, basit bir maaş tartışması değildir. Bu durum, devlet ciddiyetiyle, siyasi ahlakla ve toplumsal vicdanla doğrudan ilgilidir. Çünkü verilen her söz, milyonlarca insanın hayat planına, sofrasına ve geleceğe dair umuduna yazılmıştır.
2023 yılında 8.077 TL olarak açıklanan seyyanen zam, o günün şartlarında dahi bir refah artışı değil, en azından kaybın bir kısmının telafisi olarak sunulmuştu. Bugün gelinen noktada; yüksek enflasyon, artan hayat pahalılığı ve alım gücündeki dramatik erime göz önüne alındığında, bu tutar 2026 Ocak ayı itibarıyla 21 bin TL’nin üzerine çıkmıştır.
Bu rakam artık bir talep değil; faiziyle birlikte birikmiş, ötelenmiş ve görmezden gelinmiş bir haktır.
Bu hakkın ödenmesi bir lütuf değildir.
Bu bir borçtur.
Ve bu borç, geçici pansumanlarla, “bir defalık” ödemelerle değil; net bir plan, açık bir takvim ve emeklilik hesabına dahil edilecek kalıcı bir düzenlemeyle ödenmelidir.
Ne yazık ki bu tek kırgınlık da değildir.
Yıllardır verilen 3600 ek gösterge sözü hâlâ hayata geçirilmemiştir.
Her ertelenen gün, emeklinin cebinden sessizce eksilen bir geçim payıdır. Bir zamanlar “hakkınız” denilen şeyin bugün unutulması, emeklilerde sadece yoksulluk değil, derin bir değersizlik hissi de yaratmaktadır.
Bugün memur emeklisi, resmi verilere göre bile açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermektedir.
Kirasını mı ödesin, faturasını mı kapatsın, ilacını mı alsın?
Isınmayı mı düşünsün, mutfağı mı?
Bir ömür boyunca devleti ayakta tutan insanlar, bugün hayatta kalma hesabı yapmaktadır.
Bu insanlar, gençliklerini, sağlıklarını, umutlarını bu ülkeye vermiştir.
Sınıfta öğretmen olmuş, karakolda nöbet tutmuş, hastanede sabaha kadar çalışmış, dağda, ovada, masada, sahada görev yapmıştır.
Bugün ise torununa harçlık verememenin mahcubiyetiyle baş başa bırakılmıştır.
Memur emeklisi, işçi emeklisi ve diğer tüm emeklilerle birlikte aynı talebi haykırmaktadır:
Sadaka değil, insanca bir yaşam.
Geçici çözümler değil, kalıcı adalet.
Unutulmak değil, hatırlanmak ve değer görmek.
Şunu herkes bilmelidir:
Devlet verdiği sözle devlettir.
Siyaset, tutulmayan vaatlerle değil; yerine getirilen sözlerle anlam kazanır.
Söz yerde kalırsa, güven de yerde kalır.
Emek görmezden gelinirse, yarınlara dair inanç da tükenir.
Artık ertelenecek bir şey kalmamıştır.
Seyyanen zam gecikmeden ödenmeli, emeklilik hesabına dahil edilmeli;
3600 ek gösterge hayata geçirilmeli;
emekliler açlıkla değil, huzurla ve onurla yaşamalıdır.
Çünkü bu insanlar fazlasını değil, hak ettiklerini istiyor.
Unutulmamalı ki onurlu yaşamak emeklilerin hakkıdır