Vanlı eski Milli Eğitim Bakanı ve eski m Milletvekili Prof. Dr. Hüseyin Çelik, İran’daki Kürtlerin dış güçlerin çıkarlarına alet olmaması gerektiğini vurgularken, Türkiye’de kardeşlik ve demokratik adımların somutlaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Vanlı eski Milli Eğitim Bakanı ve eski Milletvekili Prof. Dr. Hüseyin Çelik, Kürt coğrafyası ile ilgili gelen açıklamaları değerlendirerek, Kürtlerin kimsenin lejyoneri veya maşası olmadığını belirtti. Çelik, İran’daki Kürtlerin demokratik mücadelelerinin saygı duyulabilir olduğunu ancak ABD ve İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek tutumların kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Çelik, İran’daki toplumsal muhalefet ve gösterilerin uluslararası güçlerin iştahını kabarttığını, fakat Kürtlerin bu durumu kendi çıkarları için kullanmaması gerektiğini vurguladı. İran’da yaklaşık 8–10 milyon Kürt’ün dört eyalete dağılmış durumda olduğunu belirten Çelik, bazı bölgelerde mezhebi farklılıklar nedeniyle Kürtler arası bağların sınırlı olduğunu kaydetti. Irak’taki Kürtlerin federatif sistem içinde kendi kültürlerini ve haklarını korumalarının ise saygıdeğer bir çaba olduğunu söyledi.
Suriye ve Rojava örneklerine de değinen Çelik, Rojava’daki Kürtlerin kendi güvenliklerini sağlamak için adımlar atmasının anlaşılabilir olduğunu, ancak İran’daki durumun farklı olduğunu belirtti. Türkiye’nin dış politikasında İran’ın toprak bütünlüğüne destek verildiğini ve dışarıdaki Kürt kazanımlarının Türkiye için tehdit olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Prof. Dr. Çelik, Türkiye’de kardeşlik ve iç barışın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, farklı etnik ve dini grupların haklarının korunması ve memnuniyetlerinin sağlanmasının toplumsal güven için elzem olduğunu belirtti. Çözüm sürecinin yasalar ve somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasının kritik olduğunu vurguladı.
Çelik, siyasi partiler arasındaki görüş farklılıklarının demokrasinin gereği olduğunu ancak önemli olanın samimiyet ve iyi niyetle meseleyi sahiplenmek olduğunu söyledi. Süslü lafların yeterli olmayacağını, enflasyon, fakirlik ve toplumsal sorunların kabul edilip çözülmesinin, kardeşlik hukukunun hayata geçirilmesi açısından elzem olduğunu vurguladı.