Sagalassos

Abone Ol

Her yolda, her şehirde, her durakta durup bir fotoğraf ya da bir video çekmek; hayata kurduğumuz bağı ve anılarımızı güçlendirir. Çünkü yol sadece bir mesafe değil, insanın kendisiyle kurduğu sessiz bir sohbet gibidir.
Yıllar önce Karayolları’nın eski yerinde okuduğum bir yazı hâlâ aklımdadır:
“Gitmediğin yer senin değildir.”
Belki de bu yüzden gittiğim her yer, zamanla hayatımın bir parçası oldu.
Antalya yolundayken rotamı, yıllardır merak ettiğim Sagalassos’a çevirdim. Burdur’un Bucak ilçesi sınırlarında, Toroslar’ın eteklerinde kurulmuş bu antik kent; Pisidia bölgesinin en önemli yerleşimlerinden biri. Roma döneminde zirveye ulaşan Sagalassos, bugün hâlâ ayakta duran yapılarıyla zamana meydan okuyor.
Yaklaşık iki saatlik bir yolculuğun ardından karşıma çıkan manzara nefes kesiciydi. Özellikle Antoninler Çeşmesi…
Dağların arasından çıkan su, iki bin yıl önce olduğu gibi hâlâ akıyor. Taş, su ve zaman; sanki burada bir anlaşma yapmış.
Birçok fotoğraf çektim, birçok video kaydettim ama her kareden çok, o anın duygusu kaldı içimde. Yıllar sonra dönüp baktığımda, o anların ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlayacağımı biliyorum.
İyi ki yola çıktım.
İyi ki yolların, insanın içini nasıl açtığını fark ettim.
Çünkü her yol bir anıya,
her anı da hayata bağlanan güçlü bir düğüme dönüşüyor.
Yıllar geçiyor…
Ama gezdiğimiz, gördüğümüz her yer, yaşadığımız hayatın hafızasında kalıyor.
Yolunuz düşerse,
Sagalassos’a mutlaka uğrayın.
Sadece bir antik kent değil;
zamanla göz göze geldiğiniz bir durak.