Van’da Özel Tiyatronun Sessiz Direnişi

Abone Ol

Her şehir, kendini sanatla anlatır. Kimi ezgisiyle, kimi rengiyle, kimi de sözüyle… Tiyatroyu ayrıcalıklı kılan ise müziği, bedeni, sözü ve görsel algıyı aynı anda bir araya getirerek insanın ruhuna dokunabilmesidir. Bu yüzden tiyatro, bir kentin yalnızca sahnesi değil; hafızası, vicdanı ve aynasıdır.

Van, uzun yıllar tiyatroyu dışarıdan gelen yapımlar aracılığıyla izledi. Ancak bugün, bu kadim şehir kendi içinden filizlenen özel tiyatrolarla yeni bir kültürel damar oluşturmaktadır. Devlet Tiyatrosu’nun dışında, kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışan bu sahneler; alkıştan önce emeği, bütçeden önce inancı merkeze alan bir sanat anlayışının temsilcisidir.

Bu yolun emekçilerinden biri, yönetmen ve oyuncu kimliğiyle Mesut Irk’tır. Yıllara yayılan üretim süreci boyunca Van’da birçok oyunun sahneyle buluşmasına, birçok genç oyuncunun sanatla tanışmasına vesile olmuştur. Onun yürüdüğü yol, yalnızca oyunların değil, bir tiyatro kültürünün de inşasıdır.

Özel tiyatroculuk, romantik bir hayalden çok daha fazlasıdır; çoğu zaman görünmeyen bir direniştir. Kendi imkânlarıyla ayakta kalmak, perdeyi her seferinde yeniden açmak, seyirciyle bağ kurmak ciddi bir özveri ister. Van Kent Tiyatrosu çatısı altında üretim yapan biri olarak bu mücadelenin ağırlığını ve onurunu yakından biliyorum.

Van’da tiyatronun kök salması, geçici etkinliklerle değil; yerel sahnelerin güçlendirilmesiyle mümkündür. Van Bölge Tiyatrosu ve Van Kent Tiyatrosu gibi bu şehrin içinden doğmuş yapılar, yerel yönetimlerin kültür politikalarıyla beslenmelidir. Dışarıdan getirilen oyunlara ayrılan büyük bütçelerin bir kısmı, Van’ın kendi tiyatrolarına aktarıldığında; sahneler çoğalacak, perdeler daha sık açılacak, sanat halkla daha güçlü bir bağ kuracaktır.

Bu şehir için üreten, bu şehrin sokaklarından beslenen sanatçılar; Van’ın öz evlatlarıdır. Ve her öz evlat gibi, yaşamak ve üretmek için desteğe ihtiyaç duyar. Daha önce bunun mümkün olduğunu gördük. Van Büyükşehir Belediyesi eski Kültür Daire Başkanı Nuri Bekiroğlu döneminde atılan adımlar, toplumda karşılığını bulmuş ve sanatla halk arasındaki mesafeyi kısaltmıştır.

Van’da tiyatro, yalnızca bir sahne sanatı değil; bir duruş, bir hafıza ve bir gelecektir. Bu geleceğin yeşermesi ise ancak yerel olana sahip çıkmakla mümkündür.