Van, sahip olduğu doğal güzellikleri, tarihi mirası, kültürel zenginliği ve stratejik konumuyla Türkiye'nin en büyük potansiyellerinden birine sahip şehirlerden biridir. Buna rağmen yıllardır aynı soruların etrafında dönüp duruyoruz: Neden hak ettiği noktaya ulaşamıyor? Neden sahip olduğu değerleri ekonomik ve sosyal kalkınmaya dönüştürmekte zorlanıyor? Bu soruların cevabını yalnızca bütçe yetersizliğinde ya da yatırım eksikliğinde aramak gerçeğin sadece bir kısmını görmek olur. Asıl mesele, ortak bir şehir vizyonunun oluşturulamamış olmasıdır. Van Gölü, Akdamar Adası, tarihi yapıları, zengin mutfağı, sınır ticareti, tarımı, hayvancılığı ve genç nüfusu başlı başına bir kalkınma hikâyesi yazabilecek güçtedir. Ancak bu değerlerin her biri çoğu zaman birbirinden kopuk projelerle ele alınıyor. Oysa şehirlerin gelişimi, kurumların, yerel yönetimlerin, üniversitenin, iş dünyasının ve sivil toplumun aynı hedef doğrultusunda hareket etmesiyle mümkün olur.
Bugün Van'da en çok konuşulan konuların başında işsizlik, gençlerin göçü ve ekonomik durgunluk geliyor. Gençler eğitimlerini tamamladıktan sonra başka şehirlerde gelecek arıyor. Çünkü kentte kendilerini geliştirebilecekleri, üretebilecekleri ve yaşam kurabilecekleri fırsatların sınırlı olduğunu düşünüyorlar. Bu durum sadece bireysel bir tercih değil, şehrin geleceğini doğrudan etkileyen önemli bir sorundur. Turizm de benzer bir tablo sunuyor. Van her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Ancak turistlerin şehirde daha uzun süre kalmasını sağlayacak kültürel etkinlikler, sosyal yaşam alanları ve güçlü tanıtım stratejileri istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil.
Oysa turizm yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, şehir ekonomisine bıraktığı katma değerle ölçülür. Kapıköy Sınır Kapısı'nın sunduğu ticaret imkânları, Van için önemli bir avantajdır. Fakat bu avantajın kalıcı ekonomik dönüşüme katkı sağlayabilmesi için uzun vadeli planlamaya ihtiyaç vardır.
Günü kurtaran çözümler yerine geleceği inşa edecek politikalar geliştirilmelidir. Elbette eleştirmek kolaydır. Asıl önemli olan ortak aklı oluşturabilmektir. Van'ın geleceği yalnızca kamu kurumlarının ya da yerel yönetimlerin sorumluluğunda değildir. Bu şehirde yaşayan herkesin, her kurumun ve her kesimin ortaya koyacağı katkı büyük önem taşımaktadır. Van'ın ihtiyacı yeni sloganlar değil, ortak hedeflerdir.
Yeni vaatler değil, sürdürülebilir projelerdir. Kaynak arayışından önce, mevcut imkânları doğru kullanacak ortak bir iradeye ihtiyaç vardır. Çünkü şehirleri büyüten yalnızca yatırımlar değildir; onları büyüten, aynı geleceğe inanmış insanların ortak vizyonudur.
Van bunu başarabildiği gün, potansiyelini konuşan değil, başarısını örnek gösteren şehirlerden biri olacaktır.