Yasadışı Bahis Ve Sanal Kumar: Sessiz Ama Derin Bir Felaket

Abone Ol

Son günlerde ülkemizin en önemli sorunlarından biri hâline gelen yasadışı bahis ve sanal kumar, ne yazık ki yerelde Van’ımızda da birinci sıradaki sorun olarak gündemdeki yerini korumaktadır.

Bazı felaketler vardır; gürültüyle gelmez.
Ne siren sesi duyulur ne de enkaz görüntüsü olur.
Ama yıktığı evler, dağıttığı aileler ve kararttığı hayatlar vardır.
Bugün Türkiye’nin ve özelde Van’ımızın en sessiz ama en derin felaketlerinden biriyle karşı karşıyayız: Yasadışı bahis ve sanal kumar.
İnternetin ve akıllı telefonların hayatımızın ayrılmaz bir parçası hâline gelmesiyle birlikte, gözle görülmeyen ama etkisi her geçen gün büyüyen bir tehlike sessizce evlerimizin içine sızdı.

Bu artık bireysel bir zaaf, basit bir alışkanlık ya da masum bir “oyun” değildir.
Bu, toplumun temeline yerleştirilmiş sessiz bir yıkımdır.
Son yıllarda ülkemizde yaşanan aile facialarının arka planına baktığımızda karşımıza hep aynı karanlık tablo çıkmaktadır:
Alkol, sanal bahis, kumar ve uyuşturucu.
Özgürlük söylemleriyle parlatılan bu bataklık, gerçekte evleri yıkmakta, aileleri dağıtmakta, gençleri hayata başlamadan tüketmektedir.
Zehir tacirlerini çeşitli bahanelerle aklamaya çalışanların görmek istemediği gerçek işte tam da budur.
Ama biz görüyoruz.
Biz duyuyoruz.
Ve bu tehlikenin farkındayız.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla yönetilen bir ülkede, her türlü bağımlılıkla mücadele bir tercih değil, zorunluluktur.
Ancak bağımlılık öyle bir beladır ki, sadece emniyet tedbirleriyle, yalnızca cezalarla çözülemez.
Bu yüzden mücadele topyekûn olmalıdır.
Aileler, toplum, siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, vakıflar, üniversiteler ve özellikle medya…
Herkes ama herkes aynı seferberlik ruhuyla hareket etmek zorundadır.
Çünkü bu mesele bireysel değil; toplumsal bir çöküştür.
Dijital dünyanın kontrolsüzlüğü bu bataklığı daha da derinleştirirken, sanal kumar ve yasadışı bahis meselesi artık devletimizin ve Meclisimizin acilen ele alması gereken, siyaset üstü bir güvenlik ve ahlak meselesi hâline gelmiştir.
Sert, net ve caydırıcı yasal düzenlemeler hayata geçirilmeli; toplumun tüm kesimleri bu mücadelenin bir parçası olmalıdır.
Çünkü tablo ağırdır…
Çünkü bedel çok büyüktür…
Aileler dağılıyor.
Evler satılıyor.
Gençler, daha hayata tutunamadan borç batağına, suça ve umutsuzluğa sürükleniyor.
Ve biz hâlâ buna “eğlence” demeye devam ediyoruz.
Son dönemde ortaya çıkan itiraflar insanın içini titretiyor:
“Ailemin her şeyini çaldım kumar yüzünden…
Dört, belki beş evlerini yedim…
Yüklü miktarda parayı kaybettim…
Ailem benim yüzümden şehir değiştirdi…”
Bu sözler yalnızca bir itiraf değildir.
Bu sözler, bir hayatın, bir ailenin ve bir geleceğin çöküş sesidir.
Yeşilay raporları gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır:
Türkiye’de yasadışı bahis ve sanal kumara başlama yaşı 15’e kadar düşmüştür.
Bağımlılıkla mücadelede sanal kumar, artık uyuşturucu ile yarışır hâle gelmiştir.
15 yaş ve üzeri nüfusun %10,1’i, yani yaklaşık 6,8 milyon insan, hayatında en az bir kez kumar oynamıştır.

Türkiye ekonomisine verdiği zarar ise 150 milyar dolar gibi akıl almaz bir boyuttadır.
Ama en ağır fatura parayla ölçülmez.
Bu faturayı;
Ağlayan anneler,
Borç altında ezilen babalar,
Hayatı kararan gençler ödemektedir.
Sanal kumar masum değildir.
Bu; arkasında binlerce yazılımcının, psikoloğun ve algoritmanın çalıştığı, kaybetmeniz üzerine kurulmuş soğuk ve acımasız bir sistemdir.
Siz “şansımı deniyorum” dersiniz,
Onlar sizin hayatınızı veri, umutlarınızı kazanç yapar.
Bu sistem:
* Emek düşmanıdır
* Ahlakı çürütür
* İnsanın fıtratını bozar
* Ve en tehlikelisi: Fark ettirmeden bağımlı yapar
Belki çocuğunuz…
Belki kardeşiniz…
Belki de aynı evin içinde yaşadığınız biri…
Şu anda sanal kumarın pençesinde olabilir.
Siz henüz farkında bile olmayabilirsiniz.
İşte bu yüzden artık gecikmeye tahammül yoktur.
Daha fazla eve ateş düşmeden,
Daha fazla genç karanlığa sürüklenmeden,
Sert, net ve köklü tedbirler alınmalıdır.
Her türlü
“Sanal Kumar”,
“Yasadışı Bahis”,
“Şans Oyunları”
toplumu çürüten bu bataklık kökünden yasaklanmalıdır.
Çünkü bu bir oyun değildir.
Bu bir eğlence değildir.
Bu bir bağımlılıktır.
Bu bir hastalıktır.
Bu bir felakettir.
Yaş 15’e düşmüştür.
Yarın çok geç olabilir.
Yazık ediyoruz…
Çocuklarımıza,
Geleceğimize,