Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, dirençli hipertansiyon tanısında "yalancı direnç" uyarısında bulundu.
SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kliniklerde sıkça karşılaşılan "dirençli hipertansiyon" tanısı hakkında hayati uyarılarda bulundu. Sarıkaya, yüksek tansiyon hastalarının önemli bir kısmında sorunun ilaç yetersizliği değil, hatalı ölçüm ve hasta uyumsuzluğu olduğunu belirtti.
Gerçek Direnç mi, Yoksa "Yalancı" Direnç mi?
Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, tıp dünyasının saygın dergilerinden JAMA’da yayımlanan güncel bir derlemeye atıfta bulunarak, "dirençli hipertansiyon" etiketinin çoğu zaman aceleyle yapıştırıldığını ifade etti. Tanım gereği; uygun dozda üçlü ilaç tedavisine rağmen düşmeyen tansiyonun dirençli kabul edildiğini belirten Sarıkaya, tablonun perde arkasını şu sözlerle özetledi:
"Görünürde dirençli olan hastaların yaklaşık beşte birinde gerçek bir direnç yok. 'Pseudorezistans' dediğimiz yalancı direnç; beyaz önlük korkusu, hatalı ölçüm teknikleri ve en önemlisi hastanın ilacını düzenli içmemesinden kaynaklanıyor. İlaç uyumsuzluğu neredeyse her iki hastadan birinde görülüyor."
Gizli Neden: Primer Aldosteronizm
Gerçekten dirençli olan vakalarda ise mutlaka ikincil (sekonder) nedenlerin araştırılması gerektiğini vurgulayan Sarıkaya, en sık karşılaşılan gizli nedenin primer aldosteronizm (böbrek üstü bezinden aşırı hormon salgılanması) olduğunu söyledi. Bu durumun dirençli hastaların %25’ine kadar varan bir oranda görülebildiğini; kronik böbrek yetmezliği, uyku apnesi ve damar daralmalarının da süreci tetiklediğini ekledi.
Tedavide "Dördüncü Silah" Spironolakton
Tedavi algoritmasında basamaklı bir stratejinin önemine değinen Başhekim Sarıkaya, standart üçlü tedaviye yanıt vermeyen hastalarda dördüncü adımın önemini şu sözlerle açıkladı:
"Eğer üçlü kombinasyon yetmiyorsa, klinik çalışmalar dördüncü basamakta en etkili ajanın spironolakton olduğunu gösteriyor. Bu ilaç, dirençli grupta en güçlü ek tedavi seçeneği olarak ön plana çıkıyor."
Girişimsel Yöntemler ve Sonuç
Son yıllarda gündemde olan renal denervasyon (böbrek sinirlerinin yakılması) yönteminin umut verici olduğunu ancak henüz her hasta için standart bir uygulama haline gelmediğini belirten Sarıkaya, mesajını net bir uyarıyla bitirdi:
"Tedaviyi artırmadan önce hastayı doğru değerlendirmek, ölçüm doğruluğundan emin olmak ve hasta uyumunu sorgulamak en kritik adımdır."