Van Haber

Van'da 33 Kurşun Olayı'nın 83. Yılı!

Van'ın Özalp ilçesinde 1943 yılının Temmuz ayında yaşanan ve tarihe "33 Kurşun Olayı" ya da "Muğlalı Olayı" olarak geçen hadisenin üzerinden 83 yıl geçti. Yargısız infaz iddialarıyla Türkiye siyasi tarihine geçen olay, aradan geçen yıllara rağmen hukuki ve toplumsal tartışmaların odağındaki yerini koruyor.

Abone Ol

Türkiye'nin yakın tarihindeki en tartışmalı olaylardan biri olarak kabul edilen 33 Kurşun Olayı, 1943 yılının Temmuz ayında Van'ın Özalp ilçesinde meydana geldi. Resmî kayıtlara göre, İran sınırında artan hayvan kaçakçılığı iddiaları üzerine başlatılan operasyonlar sırasında gözaltına alınan kişiler hakkında verilen karar, yıllar boyunca kamuoyunda tartışıldı. Olayda, mahkeme tarafından büyük bölümü serbest bırakılan kişilerden 33'ü, dönemin 3. Ordu Komutanı Orgeneral Mustafa Muğlalı'nın emri doğrultusunda askerî birliklere teslim edildi. Sınır bölgesine götürülen kişiler kurşuna dizildi. Olayda 32 kişi hayatını kaybederken, ağır yaralanan bir kişinin kurtularak yaşananları yetkililere aktardığı belirtiliyor.

DOSYA YILLAR SONRA YENİDEN AÇILDI

Yaşananların uzun süre kamuoyunda yeterince gündeme gelmediği belirtilirken, Demokrat Parti'nin muhalefet döneminde konunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşınmasının ardından olay yeniden soruşturuldu. Açılan davada Orgeneral Mustafa Muğlalı, infaz emrini verdiğini kabul etti. 1950 yılında önce idam cezasına, ardından yaşı ve hafifletici nedenler dikkate alınarak 20 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak Askerî Yargıtay kararı bozdu ve yeniden yargılama başlamadan 11 Aralık 1951 tarihinde cezaevinde hayatını kaybetti.

SİYASİ TARTIŞMALARIN KONUSU OLDU

33 Kurşun Olayı, ilerleyen yıllarda da Türkiye siyasetinin gündeminden düşmedi. 1950'li yıllarda konu yeniden TBMM'de görüşüldü ve dönemin siyasi sorumluluğu tartışıldı. Ancak zaman aşımı ve çıkarılan af yasaları nedeniyle dosya yeniden kapatıldı.Olayın kesin tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da resmî anma programları ve hukuki belgelerde ağırlıklı olarak 28 Temmuz ile 30 Temmuz tarihleri esas alınıyor. Olayın, gece yarısından sonra gün ağarmadan hemen önce gerçekleştiği kabul ediliyor.

EDEBİYATA DA KONU OLDU

Van'ın hafızasında derin iz bırakan olay, yalnızca tarih ve hukuk alanında değil, edebiyatta da yer edindi. Şair Ahmed Arif, "Hasretinden Prangalar Eskittim" kitabında yer alan "33 Kurşun" şiiriyle yaşananları edebiyata taşıdı ve olayın hafızalarda canlı kalmasına katkı sundu .Aradan 83 yıl geçmiş olmasına rağmen, Özalp'ta yaşanan 33 Kurşun Olayı, Van'ın yakın tarihinin en acı sayfalarından biri olarak anılmaya devam ediyor. Olay, tarihçiler ve hukukçular tarafından Türkiye'nin yakın döneminde yaşanan en önemli insan hakları tartışmalarından biri olarak değerlendirilmeyi sürdürüyor.

MUSTAFA MUĞLALI KİMDİR?

Mustafa Muğlalı 11 Aralık 1951, Ankara, Osmanlı Ordusu’nda subaylık yapmış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde orgeneral rütbesine yükselerek Kolordu Komutanlığı, İstanbul Komutanlığı, 3. Ordu Komutanlığı ve Yüksek Askeri Şûra Üyeliği gibi kritik görevlerde bulunmuş, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Türk Kurtuluş Savaşı’nda yer almış bir askerdir. Askeri kariyerindeki en kritik ve kamuoyunda iz bırakan dönüm noktası, 3. Ordu Komutanı olduğu dönemde patlak veren Van Özalp Olayı’dır. 1943 yılının Temmuz ayında Van’ın Özalp ilçesi sınır hattında yaşanan bir kaçakçılık ve sınır ihlali iddiası üzerine bizzat Mustafa Muğlalı’nın verdiği doğrudan emirle, Karahan köyü civarından toplanan 33 Kürt köylü hiçbir mahkeme kararı ve yargılama olmaksızın kurşuna dizilmiştir. Olay yerinde 32 köylü hayatını kaybederken bir köylü yaralı olarak kaçmayı başarmış, kamuoyunda "33 Kurşun Olayı" veya "Muğlalı Olayı" adıyla anılan bu Van Özalp Olayı uzun süre saklanmaya çalışılsa da 1948 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşınarak adli sürece dönüştürülmüştür. Soruşturma kapsamında 1 Eylül 1949’da tutuklanan Muğlalı, Şubat 1950’de askeri mahkeme tarafından Özalp'taki bu kanun dışı infaz emrini vermekten suçlu bulunup idama mahkûm edilmiş, ardından yaşlılığı ve ileri derecedeki sağlık sorunları nedeniyle cezası 20 yıl hapis cezasına çevrilmiş ve temyiz kararını beklediği sırada 11 Aralık 1951’de Ankara Gülhane Askeri Hastanesi’nde ölmüştür.