Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te kaldığı KYK yurdundan ayrıldıktan sonra kayboldu. Günlerce devam eden arama çalışmalarının ardından 15 Ekim 2024’te Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulundu.İlk incelemelerde ölüm nedeni suda boğulma olarak belirlendi. Sonraki aylarda hazırlanan adli tıp raporları, DNA bulguları ve dijital incelemeler soruşturmanın seyrini etkileyen gelişmeler olarak açıklandı. Aile, ölümün bütün yönleriyle aydınlatılmasını isterken avukatlar da dosyada yeni incelemeler yapılması için başvurularda bulundu.Aradan iki yıl geçmesine rağmen kamuoyuna yansıyan bilgiler doğrultusunda ölümün hangi koşullarda gerçekleştiği ve sorumluların kim olduğu kesin olarak açıklığa kavuşmuş değil.

27 EYLÜL 2024: ROJİN KABAİŞ KAYBOLDU
Rojin Kabaiş, 27 Eylül 2024’te Van’daki Seyyid Fehim Arvasi KYK Kız Öğrenci Yurdu’ndan ayrıldıktan sonra geri dönmedi. Ailesinin aktardığı bilgilere göre annesiyle görüntülü görüşme yapan Rojin,dışarı çıkacağını söyledi. Kabaiş’in son görüldüğü saatlere ilişkin güvenlik kamerası kayıtları incelemeye alındı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, Rojin’in kameralara son yansıdığı saat 19.05 olarak belirtildi.Genç kadından haber alınamaması üzerine ailesine bilgi verildi ve kayıp başvurusunun ardından arama çalışmaları başlatıldı.
28 EYLÜL 2024: CEP TELEFONU VE KİŞİSEL EŞYALARI BULUNDU
Rojin’in kaybolmasının ertesi günü, kendisine ait cep telefonu, kulaklık, cüzdan, su ve kekin Van Gölü kıyısında bulunduğu bildirildi. Eşyaların bulunması üzerine arama çalışmaları göl çevresinde yoğunlaştırıldı.
10 EKİM 2024: ROJİN’E AİT BAŞÖRTÜSÜ SAHİLDE BULUNDU
Rojin’in kaybolmasının üzerinden 13 gün geçtikten sonra kendisine ait başörtüsü Van Gölü kıyısında bulundu.Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, başörtüsünün aile tarafından teşhis edildiğini duyurdu. Bu gelişmenin ardından Rojin’in son görüldüğü anlara ilişkin kamera görüntüleri de kamuoyunun gündemine geldi. Üniversite çevresindeki yüzlerce saatlik kamera kaydının incelendiği, araç ve kişilere ilişkin görüntülerin araştırıldığı açıklandı.

15 EKİM 2024: 18 GÜNLÜK ARAMANIN ARDINDAN CANSIZ BEDENİ VAN GÖLÜ KENARINDA BULUNDU
Rojin Kabaiş’in cansız bedeni, kayboluşundan 18 gün sonra Tuşba ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu.Cansız bedeninin, son görüldüğü bölgeden yaklaşık 20-25 kilometre uzaklıkta bulunduğu bildirildi. İlk incelemelerin ardından cenaze Van Adli Tıp Kurumu’na götürüldü.Olay yerindeki ilk değerlendirmelerde, bedenin uzun süre suda kaldığı ve belirgin bir kesici alet ya da ateşli silah yaralanması bulgusuna rastlanmadığı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı. Ancak ölümün gerçekleşme biçimi ve olası nedenleri konusunda kesin bir sonuca ulaşmak için ayrıntılı otopsi ve laboratuvar incelemeleri gerektiği belirtildi. Rojin’den alınan yaklaşık 100 numunenin İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderildiği bildirildi.
16-17 EKİM 2024: AİLE, İNTİHAR İHTİMALİNE İTİRAZ ETTİ
Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, kızının ölümünün aydınlatılmasını istedi. Baba Kabaiş, kızının kendi isteğiyle göle girdiği yönündeki değerlendirmeleri kabul etmediğini açıkladı.Aile, Rojin’in bulunduğu bölgeye nasıl gittiğinin, son saatlerinde kimlerle temas kurduğunun ve ölümün nasıl gerçekleştiğinin araştırılmasını talep etti.Bu dönemde dosyanın temel sorusu, genç öğrencinin ölümünün kaza, intihar ya da başka bir kişinin müdahalesi sonucunda gerçekleşip gerçekleşmediğiydi.

KASIM 2024: OTOPSİ RAPORU VE İLK ADLİ BULGULAR
Rojin’in ölümüne ilişkin otopsi raporu, cenazesinin bulunmasından yaklaşık bir ay sonra tamamlandı. Adli değerlendirmede ölüm nedeni suda boğulma olarak belirlendi.Bununla birlikte, bu tespit ölümün hangi koşullarda gerçekleştiğini tek başına ortaya koymadı. Olayın kaza, intihar veya üçüncü bir kişinin müdahalesi sonucunda meydana gelip gelmediği sorusu yanıtlanmış değildi.Raporda boyun, diz, kollar ve göğüs bölgesinde renk değişiklikleri bulunduğuna ilişkin bilgiler de gündeme geldi. Bu bulguların anlamı, cesedin uzun süre suda kalmasının etkileri ve diğer adli verilerle birlikte değerlendirildi.
6 KASIM 2024: İKİ ERKEĞE AİT DNA BULGUSU ORTAYA ÇIKTI
Soruşturmanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Rojin’in bedeninden alınan örneklerde iki farklı erkeğe ait DNA profili tespit edildiğinin açıklanması oldu. İlk aşamada DNA’ların vücudun hangi bölgelerinde bulunduğuna ilişkin ayrıntılar kamuoyuna açıklanmadı. Bu durum, DNA’ların olayla bağlantısının ne olduğu ve bulaş ihtimalinin bulunup bulunmadığı yönündeki soruları beraberinde getirdi. DNA bulgularının tek başına bir kişinin suç işlediğini kanıtlamadığı, örneklerin hangi koşullarda ortaya çıktığının ve olayla bağlantısının ayrıca araştırılması gerektiği de önem taşıyordu.

OCAK 2025: ADALET MÜCADELESİ ÖRGÜTLENDİ
Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları kuruldu. Dosyadaki kısıtlılık kararının kaldırılması, ailenin ve avukatların soruşturma dosyasına erişiminin sağlanması ve sürecin şeffaf yürütülmesi talepleri gündeme getirildi.Aile, kadın hakları savunucuları ve destekçiler, olayın bütün yönleriyle araştırılması ve yanıt bekleyen soruların açıklığa kavuşturulması için çağrılarını sürdürdü.Bu süreçte soruşturmanın yalnızca ölüm nedenine değil, kaybolduğu gün yaşananlara, yurt çevresindeki güvenlik koşullarına, kamera kayıtlarına ve dijital verilere de odaklanması gerektiği vurgulandı.
2025 YILI BOYUNCA DOSYADAKİ DNA BULGULARI KAMUOYUNDA TARTIŞILDI
2025 yılı boyunca Rojin’in bedeninde tespit edilen DNA profillerinin kaynağı ve olayla bağlantısı tartışılmaya devam etti.Ailenin ve avukatların açıklamalarında, DNA örneklerinin hangi bölgelerden alındığının ayrıntılı biçimde açıklanması ve bulaş ihtimalinin araştırılması gerektiği belirtildi.
EKİM 2025: DNA’LARIN BULUNDUĞU BÖLGELER AÇIKLANDI
Adli Tıp Kurumu Biyolojik İhtisas Dairesi’nin raporuna ilişkin açıklamalarda, DNA profillerinden birinin göğüs bölgesinde, diğerinin ise vajinal bölgede tespit edildiği bildirildi. Adli Tıp değerlendirmelerinde, örneklerin bulaş yoluyla ortaya çıkmış olabileceği ihtimali de ele alındı. Bu nedenle DNA bulgularının doğrudan suç kanıtı olarak değerlendirilmesi yerine, örneklerin kaynağının ve olayla ilişkisinin belirlenmesi gerektiği vurgulandı.15 Ekim 2025’te dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, soruşturmanın çok yönlü devam ettiğini açıkladı. Otopsi, biyolojik, toksikolojik ve histopatolojik incelemeleri içeren kapsamlı raporun dosyaya girdiğini ve İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan ek uzman görüşü istendiğini bildirdi.

KASIM 2025: 134 KİŞİDEN DNA ÖRNEĞİ ALINDI
Cenazenin bulunmasından otopsi sürecine kadar Rojin’in bedenine temas etmiş olabileceği değerlendirilen kişilerden DNA örnekleri alındı.Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre bu kapsamda 134 kişinin DNA profili incelendi. Bu örneklerin Rojin’in bedeninde bulunan iki erkek DNA profiliyle eşleşmediği bildirildi.Ancak DNA örneklerinin eşleşmemesi, dosyadaki iki DNA profilinin kaynağını tek başına ortaya çıkarmadı. Adli tıp raporlarında bulaş ihtimalinin değerlendirilmesi ve gerektiğinde şüpheli kişilerden biyolojik örnek alınması gerektiği üzerinde duruldu.
KASIM-ARALIK 2025: GİZLİ TANIĞIN ARAÇ İDDİASI DOSYAYA GİRDİ
Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de gizli tanık anlatımı oldu.Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre gizli tanık, Rojin’in kaybolduğu gün saat 21.00-22.00 arasında bir erkek tarafından kolundan tutularak beyaz bir araca zorla bindirildiğini gördüğünü ileri sürdü.Bu anlatım, Rojin’in kaybolduğu saatlerde bölgede bulunan araçların araştırılması gerektiğine yönelik talepleri artırdı. Ancak söz konusu anlatım bir tanık iddiası niteliğinde olup, tek başına olayın gerçekleşme biçimini kanıtlamıyor. Aralık 2025’te Rojin’in cep telefonunun şifresinin çözülmesi için İspanya ile teknik ve adli yazışmalar yürütüldüğü açıklandı.
MART 2026: ROJİN’İN TELEFONU AÇILAMADAN GERİ DÖNDÜ
Rojin’in cep telefonunun şifresinin çözülmesi için yurt dışında yürütülen çalışmalar sonuç vermedi.Telefonun İspanya’dan Türkiye’ye geri getirildiği ve şifresinin açılamadığı bildirildi. Böylece Rojin’in kaybolmadan önceki iletişim kayıtlarına, telefonundaki dijital verilere ve olayın aydınlatılmasına katkı sağlayabilecek olası bilgilere erişim sağlanması güçleşti.Telefon, soruşturmanın en önemli teknik delillerinden biri olmayı sürdürdü.
30 NİSAN-6 MAYIS 2026: TELEFON ÇİN’E GÖNDERİLDİ, AİLE ADALET BAKANI İLE GÖRÜŞTÜ
Rojin’in telefonunun şifresinin çözülmesi amacıyla cihazın 30 Nisan 2026’da Çin’e gönderildiği bildirildi. Telefon, yaklaşık üç ay sonra Türkiye’ye geri döndü.Aynı dönemde, 5 Mayıs 2026’da Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Hamdullah Şevli ile yeğeni Enes Şevli’den DNA örneği alındığı açıklandı. Örneklerin soruşturma dosyasına dahil edildiği bildirildi. DNA örneği alınması tek başına bu kişiler hakkında suç isnadı anlamına gelmiyor.6 Mayıs’ta Rojin’in ailesi Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüştü. Görüşmede dosyanın aydınlatılması yönündeki talepler ele alındı. Bakan Gürlek, faili meçhul suçların araştırılmasına yönelik birimin de dosyayı takip ettiğini belirtti.

MAYIS 2026: KYK YURT YÖNETİMİ HAKKINDA SORUŞTURMA YOLU AÇILDI
Van Valiliği’nin yurt yönetimi hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararının Erzurum Bölge İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği bildirildi. Bu kararın ardından KYK yurdu yöneticileri hakkında adli soruşturma başlatılmasının önü açıldı. Böylece Rojin’in yurttan ayrıldığı gün yaşananlar, yurt yönetiminin süreçteki sorumluluğuna ilişkin iddialar ve güvenlik koşulları da yeniden gündeme geldi.
28 HAZİRAN 2026: VAN BAROSU DOSYADAKİ VEKÂLET İLİŞKİSİNE İLİŞKİN AÇIKLAMA YAPTI
Van Barosu, dosyadaki özel vekâlet ilişkisiyle ilgili bir açıklama yaptı. Konuya ilişkin sonraki açıklamalarda, baronun dosyadan bütünüyle çekildiği yorumuna karşı çıkıldı ve özel vekâlet ilişkisinin sona erdiği belirtildi.Ailenin hukuki mücadelesi ise yeni avukatlarla sürdü.
HAZİRAN-TEMMUZ 2026: KAMERA, BAZ VE DENİZ ARAÇLARI İÇİN YENİ İNCELEME TALEPLERİ
Soruşturmanın bu aşamasında, Rojin’in kaybolduğu bölgedeki güvenlik kameraları, telefon sinyalleri ve araç hareketleri yeniden gündeme geldi.Aile avukatları, kampüs çevresindeki 360 derece dönen kameranın kayıtlarının incelenmesini, HTS ve baz istasyonu verilerinin yeniden değerlendirilmesini ve olayın yaşandığı gün ile sonraki süreçte bölgedeki araç hareketlerinin ayrıntılı araştırılmasını istedi.Van Gölü’nde hareket eden tekne ve diğer deniz araçlarına ilişkin GPS ve kamera kayıtlarının da araştırılması talep edildi. Rojin’in kaybolduğu Bardakçı bölgesi ile cansız bedeninin bulunduğu Mollakasım arasındaki güzergâhın yeniden incelenmesi gerektiği belirtildi.

15 TEMMUZ 2026: DİATOM TESTİ TALEBİ GÜNDEME GELDİ
Rojin’in ölüm nedeninin suda boğulma olarak belirlenmesine rağmen ‘diatom’ testinin yapılmadığı bilgisi kamuoyuna yansıdı.Aile ve avukatları, ölümün gerçekleşme biçiminin daha ayrıntılı değerlendirilmesi amacıyla diatom testinin yapılmasını talep etti. Testin mevcut numunelerle sonuç verip vermeyeceği, gerekirse mezarın açılması yoluna başvurulup başvurulmayacağı da gündeme geldi.Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş, mevcut numunelerden sonuç alınamaması halinde fethi kabir seçeneğinin değerlendirilmesini istediklerini açıkladı. Bu talep, ölüm nedenine ilişkin belirsizliklerin giderilmesine yönelik bir girişim olarak gündeme geldi.
23 TEMMUZ 2026: TELEFON ÇİN’DEN GERİ DÖNDÜ
Rojin’in telefonunun Çin’deki teknik incelemenin ardından Türkiye’ye geri getirildiği bildirildi.Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre cihaz, altı sayfalık teknik raporla birlikte geri döndü. Raporda, telefona müdahale edilmesi halinde içindeki verilerin silinmesi riski bulunduğu gerekçesiyle şifrenin açılamadığı belirtildi.Bu gelişme, telefonun doğrudan incelenerek içindeki verilere ulaşılması yönündeki çalışmalarda yeni bir aşamaya geçilmesine neden oldu.
25 TEMMUZ 2026: SORUŞTURMA İÇİN ÖZEL EKİP VE YENİ TEKNİK ÇALIŞMALAR GÜNDEME GELDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamalarına ilişkin haberlerde, dosya için özel ekip oluşturulduğu, telefonun açılmasına yönelik yeni teknik çalışmaların yürütüldüğü ve HTS ile baz istasyonu incelemelerinin sürdüğü aktarıldı.DNA eşleştirmelerine ilişkin sonuçların beklendiği de bildirildi. Böylece dosyada dijital veriler, iletişim kayıtları ve biyolojik bulguların birlikte değerlendirilmesi hedeflendi.
5-12 AĞUSTOS: DNA VE DİJİTAL İNCELEME TALEPLERİ GENİŞLETİLDİ
Rektör Hamdullah Şevli ile yeğeni Enes Şevli’den alınan DNA örneklerinin dosyaya dahil edildiği duyuruldu.Aile avukatları ayrıca cep telefonu, sosyal medya hesapları, kamera görüntüleri, HTS ve plaka tanıma sistemi kayıtlarının yeniden incelenmesi için girişimlerde bulundu. Telefon ve dijital veriler üzerinde özel bilirkişi incelemesi yapılması da bu sürecin önemli başlıkları arasında yer aldı.
25 AĞUSTOS 2026: 'ROKÜRONYUM VE ORNİDAZOL' İDDİALARI GÜNDEME GELDİ
Ailenin avukatı Abdurrahman Karabulut, otopsi ve toksikoloji kayıtlarında yer aldığını belirttiği roküronyum ve ornidazol maddelerine dikkat çekti.Karabulut, bu maddelerin Rojin’in ölüm süreciyle bağlantısının araştırılmasını istedi. Özellikle roküronyumun kullanım şekli ve maddenin mide örneğinde tespit edilmesi konusunda adli tıp değerlendirmesi yapılması gerektiğini savundu.Bu açıklamalar, maddenin hangi koşullarda ortaya çıktığı ve ölümle bağlantısı bulunup bulunmadığı yönünde yeni sorular doğurdu. Bununla birlikte, avukatın yorumları tek başına zehirlenme veya başka bir kişinin müdahalesi olduğunu kanıtlamıyor. Maddelerin kaynağı ve olayla ilişkisi uzman değerlendirmesi gerektiriyor.

26 AĞUSTOS: İKİ KİŞİ HAKKINDA GÖZALTI VE DNA TALEBİ
Aile avukatları, soruşturma dosyasındaki bulgular doğrultusunda iki kişi hakkında gözaltı kararı verilmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep etti.Bu başvurunun, dosyada araştırılması istenen kişilerin olayla bağlantısının ortaya çıkarılması amacıyla yapıldığı bildirildi. Ancak gözaltı ve DNA örneği talepleri, ilgili kişilerin suçlu olduğunun kesinleştiği anlamına gelmiyor.
27 AĞUSTOS: ROJİN’İN KAYBOLDUĞU GÜN YAPTIĞI SON YAZIŞMALAR GÜNDEME GELDİ
Soruşturmanın en dikkat çekici gelişmelerinden biri, Rojin’in kaybolduğu gün yaptığı Instagram yazışmalarına ilişkin bilgilerin kamuoyuna yansıması oldu. Rojin, 27 Eylül 2024 günü saat 14.30 ile 18.47 arasında, üniversitenin tıp fakültesinde araştırma görevlisi olduğu belirtilen M.Ç. ile mesajlaştı. Yazışmalarda Van Gölü kıyısında bulunan deniz kabukları ve hediyeleşme üzerine konuşulduğu bildirildi. Rojin’in söz konusu kişiye “hocam” diye hitap ettiği ve iki kişinin aynı baz istasyonundan sinyal verdiğine ilişkin bilgilerin dosyada yer aldığı aktarıldı.Avukat Abdurrahman Karabulut, M.Ç. ile olay sonrasında temas kurduğu belirtilen M.N.K. hakkında gözaltı kararı verilmesini ve DNA örneklerinin alınmasını talep etti.
4 EYLÜL 2026: AVUKATLAR VAN’DA BASIN MENSUPLARIYLA BİR ARAYA GELEREK YENİ AYRINTILARI PAYLAŞTI
Aile avukatları, 4 Eylül’de düzenledikleri Van’da bir otelde düzenledikleri basın açıklamasında araç ve kamera kayıtlarına ilişkin yeni ayrıntılar paylaştı. Avukatlar açıklamasında, Van genelinde Plaka Tanıma Sistemi ve kamera kayıtları üzerinden 7 bin 353 aracın incelendiği belirtildi. Bardakçı köyüne olay günü 214 aracın giriş çıkış yaptığı bilgisi de paylaşıldı. Avukatlar, bu araçların sürücülerinin belirlenmesini, telefon ve baz kayıtlarının incelenmesini ve gerekli görülen kişilerden DNA örneği alınmasını talep ettiklerini açıkladı.Aynı açıklamada, Van Gölü’ndeki deniz araçlarına ilişkin araştırmaların da sürdürülmesi istendi. Bu başlıklar, olayın yaşandığı bölgedeki hareketlerin daha ayrıntılı incelenmesine yönelik talepler olarak dosyanın gündeminde yer aldı.

EYLÜL 2026: DOSYADA YENİ TALEPLER VE CEVAPSIZ SORULAR
Eylül ayında avukatlar, soruşturma kapsamında yaklaşık 30 ayrı konuda talepte bulunduklarını ve bunların büyük bölümünün kabul edildiğini açıkladı. Araçların sürücülerinin belirlenmesi, HTS ve baz kayıtlarının incelenmesi, DNA örneklerinin alınması, kamera görüntülerinin yeniden değerlendirilmesi ve deniz araçlarının araştırılması bu talepler arasında yer aldı.26 Eylül’de ise soruşturmanın iki yıllık sürecinde yanıt bekleyen sorular yeniden gündeme taşındı. Meclis’e verilen soru önergelerinde DNA bulgularının sonucu, telefon verilerine neden tam olarak ulaşılamadığı, yurt ve üniversite hakkındaki iddialar ile güvenlik koşulları konusunda açıklama istendi.27 Eylül 2026 itibarıyla Rojin’in kayboluşunun üzerinden iki yıl geçmişti. Ancak ölümün nasıl gerçekleştiği ve olayda başka bir kişinin rolü olup olmadığı konusunda kamuoyuna açıklanmış kesin bir sonuca ulaşılamamıştı.
15 EKİM 2026: ÖLÜMÜN 2’NCİ YILINDA AVUKAT SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN AÇIKLAMA YAPTI
Rojin Kabaiş’in cansız bedeninin bulunmasının üzerinden tam iki yıl geçerken, bugün aile avukatı Abdurrahman Karabulut’tan yeni bir açıklama geldi.Karabulut, sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek üç önemli teknik çalışmada sona yaklaşıldığını duyurdu.Açıklamadaki ikinci önemli başlık, Rojin’in kaybolduğu dakikalarda ve takip eden saatlerde sahile inen araç ile Bardakçı köyünde aynı saatlerde bulunduğu belirtilen 11 beyaz araç oldu.Hiçbir ihtimalin dışlanmadan araştırılması gerektiğini vurgulayan Karabulut, sorumluların adalet önünde hesap vermesi için hukuki mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.
Rojin Kabaiş dosyasında iki yılın ardından en önemli soru hâlâ yanıt bekliyor: Rojin’e ne oldu? Ailenin ve avukatlarının adalet arayışı sürerken, soruşturmanın bundan sonraki aşamasında teknik incelemelerden elde edilecek sonuçlar belirleyici olacak.





