Van  TSO Başkan Adayı İzzet  Çoban’dan Sert Çıkış: Bu Defa Oyununuzu Bozdular!
Van TSO Başkan Adayı İzzet Çoban’dan Sert Çıkış: Bu Defa Oyununuzu Bozdular!
İçeriği Görüntüle

Son günlerde yeniden gündeme gelen Van Gölü Canavarı, yıllardır süregelen efsanesiyle merak uyandırmaya devam ediyor. Edebiyat öğretmeni Mehmet Serman, kaleme aldığı “Van'ın En Gizemli Sakini: Van Gölü Canavarı” başlıklı yazısında, canavarın geçmişten günümüze uzanan hikâyesini, Vanlıların bu gizemli varlıkla kurduğu bağı ve efsanenin kültürel boyutunu ele aldı.

Van Gölü'nde yaşadığı iddia edilen ve özellikle 1990'lı yıllarda Türkiye'nin gündemine oturan Van Gölü Canavarı, son günlerde ortaya atılan yeni iddialarla yeniden konuşulmaya başlandı. Yıllardır varlığı tartışılan ve zaman zaman görüntülendiği öne sürülen canavar, Van'ın en dikkat çekici efsanelerinden biri olmayı sürdürüyor. Edebiyat öğretmeni Mehmet Serman, kaleme aldığı yazıda Van Gölü Canavarı'nın yalnızca gizemli bir yaratık olmadığını, aynı zamanda Vanlıların hayal dünyasında önemli bir yere sahip olduğunu vurguladı.

VAN GÖLÜ CANAVARI'NIN HİKÂYESİ EVLİYA ÇELEBİ'YE KADAR UZANIYOR

Van Gölü Canavarı'nın geçmişine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Serman, efsanenin özellikle 1990'lı yıllarda ulusal basının gündemine taşındığını belirtti. Serman, yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Van Gölü Canavarı son otuz yıldır Van’ın en popüler figürü ama söylentisi ta Evliya Çelebi seyahatnamesine kadar uzanır. Van’ın gündeminden çıkıp ülkenin gündemine yerleşmesi 1990’ların ortasına rastlar. Van Gölü canavarını fotoğrafını çekmek için iki ay nöbet tuttuğunu söyleyen Vanlı gazeteci İbrahim İlhan(1995) canavara ait olduğu söylenen fotoğrafları ulusal medyaya yansır. Kendisi de aslen Vanlı olan Fatih Altaylı’nın da etkisiyle ve oyuncu Nurseli İdizi’in reklamlarıyla baya ses getirir canavar. Hatta TBMM’de bir araştırma komisyonu bile kurulur.”

Van Gölü Canavarı1

SADETTİN TEKSOY'UN PROGRAMLARIYLA MİLYONLARA ULAŞTI

Van Gölü Canavarı'nın Türkiye genelinde tanınmasında televizyon programlarının önemli rol oynadığını ifade eden Serman, özellikle 1990'lı yıllarda yayımlanan programların efsanenin yayılmasına katkı sunduğunu kaydetti. Serman, “Burada 1990’lı yıllarda hazırladığı sansasyonel televizyon programlarıyla Sadettin Teksoy da anmak lazımdır. Gerilimli anlatımı ve coşkulu müzikler eşliğinde Van Gölü'nün derinliklerinde gizemli bir canlının yaşadığını milyonlarca insanın hayal dünyasına taşır. Fakat Van Gölü Canavarının hikâyesi yalnızca bu televizyon programlarıyla başlamaz. Daha 19. yüzyılın sonlarında gölde görüldüğüne dair anlatılar, yerel rivayetler ve gazete haberleri bulunmaktadır. Canavar hakkında bilebildiğimiz gerçekliğin mahallindeki haberler bunlar. Ama bizce canavarı asıl yaratan besleyen Vanlının zengin hayal gücüdür.” ifadelerini kullandı.

Van Gölü Canavarı Sadettin Teksoy

“VAN GÖLÜ CANAVARI KORKULAN DEĞİL, ÖZLEMLE BEKLENEN BİR VARLIK”

Vanlıların canavara bakış açısının diğer efsanelerden farklı olduğunu belirten Serman, Van Gölü Canavarı'nın kent sakinleri tarafından korkulan değil, sevilen ve zaman zaman ortaya çıkması beklenen bir figüre dönüştüğünü ifade etti. Serman, yazısında şu değerlendirmelerde bulundu:

“Her şeyden önce bu canavar, Vanlının muhayyilesinde tuhaf ama canavarlığa aykırı bir yer kaplamaktadır. Her yıl ya Van kıyılarında ya da göle komşu yerleşim yerlerinden birilerinin uzaktan gördüğünü iddia ettiği, görüntüsünü kaydedip servis ettiği bu gizemli yaratık uzun zamandır Vanlılarla birlikte yaşamaktadır. Onun gerçekten var olup olmaması çoğu zaman ikinci plandadır; asıl önemli olan, Vanlıların onunla kurduğu ilişki, hatta dostluktur.”

Vanlıların efsaneye yaklaşımının kentin kültürel özelliklerini yansıttığını belirten Serman, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu ilişkide bir halkın dünyaya, hayata bakışının, karakterinin güçlü nüvelerini bulabiliriz kanımızca. Şöyle ki Vanlılar söylemleri, sohbetleriyle onu, canavar kelimesinin yıkıcılığından, acımasızlığından ve korkusundan arındırmıştır. Canavarı, Van Gölü'nde özgürce seyahat eden, gölün eski sakinlerinden biri olan, sevimli, biraz oyunbaz, biraz da mahcup bir varlık gibi tahayyül edip anlatırlar. Anılar, hatıralar, tesadüfi karşılaşmalarla büyüyen ama tehlikesinden arınan bir yaratık. Belki de bu yüzden dünyanın birçok göl yahut deniz canavarı korkuyla anılırken Van Gölü Canavarı özlemle beklenir, sevinçle karşılanır, kendinden dostça söz edilir.”

“VANLILARIN ESKİ BİR DOSTUNA DÖNÜŞTÜ”

Van Gölü Canavarı'nın artık kent kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Serman, canavarın Vanlılar için bir korku unsurundan çok dostluk ve aidiyet simgesi hâline geldiğini belirtti. Serman, “Korkulan değil; arada bir hatırlanan, Van sohbetlerinde ağırlanan ve hâl hatırı sorulması gereken, eski bir dosta dönüşmüştür zira. Bu noktadan sonra Vanlının canavarı her sene rutin olarak ağırlamaması bir tür vefasızlık olur.” ifadelerine yer verdi.

“BAZI CANLILAR ETTEN VE KEMİKTEN, BAZILARI HİKÂYELERDEN YARATILIR”

Van Gölü Canavarı'nın heykeller, resimler ve çeşitli figürlerle şehrin simgelerinden biri hâline geldiğine dikkati çeken Serman, efsanenin yaşatılmasında anlatılan hikâyelerin önemli rol oynadığını ifade etti. Serman, şunları kaydetti:

“Kendileri bu gölle yaşamaya ne kadar hak sahibiyseler, canavarın da o kadar hak sahibi olduğunu düşünen bir anlayış var Vanlılar arasında. Öyle ki ona dair sempatik heykeller, resimler ve figürler yaparak canavarı şehrin simgelerinden biri hâline getirmişlerdir. Canavarın heykel ve çizimlerinin çoğunun, başını kaldırmış, ağzını hafif aralamış Van Gölü'nün haritadaki şekline benzemesi de hoş bir ayrıntıdır. Sanki göl, yüzyıllardır içinde sakladığı sırrı bir gün dile getirmek ister gibi başını kaldırmıştır. Canavarın varlığına dair bütün anlatılar ona hayat veren, nefes veren hikâyelerdir. Bazı canlılar etten ve kemikten yaratılır; bazıları ise insanların birbirlerine anlattıkları hikâyelerden. Van Gölü Canavarı daha çok ikinci türdendir.”

“CANAVARIN RUHU VANLILARIN ANLATTIĞI HİKÂYELERDE”

Efsanenin gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini belirten Serman, Van Gölü Canavarı'nın varlığını sürdürebilmesinin anlatılan hikâyelerle mümkün olduğunu dile getirdi. Serman, “Eğer onun yaşamaya devam etmesini istiyorsak bu hikâyeler, bu söylenceler ve bu masallar da yaşamaya devam etmelidir. Çünkü ruhu, Vanlıların birbirlerine anlattıkları hikâyelerde, nefesi ona itimat ettiğimiz anılardan, varlığı da flu fotoğrafların aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarma gayretimizden müteşekkildir.” değerlendirmesinde bulundu.

“BELKİ DE İNSANLARA SELAM VERMEK İÇİN SU YÜZÜNE ÇIKIYOR”

Van Gölü Canavarı'nın zaman zaman görüldüğüne ilişkin iddiaları edebî bir bakış açısıyla değerlendiren Serman, gizemli varlığın Vanlıların hayal dünyasındaki yerini şu sözlerle anlattı:

“Evet, canavar hikâyelerle besleniyor, büyüyor ve belki de minnet borcunu ödemek içindir kendini zaman zaman gösteriyor. Bundan hareketle canavarın minnet borcunu ödeyen ama sürprizi ve gizemi seven oyunbaz bir varlık olduğunu iddia edebiliriz. Gölün üzerinde beliren esrarengiz bir gölge, uzaktan görülen bir kıpırtı, dalgaların arasından yükselip kaybolan uzun bir siluet bu huyların bir neticesi olsa gerek. Belki de canavar, insanların kendisine olan inancını diri tutmak için ara sıra suyun yüzüne selam vermektedir. Karşılıklı birbirine hayat verme oyunu içerisinde böyle bir efsanenin ortaya çıkmış olması da fevkaladedir.”

VAN GÖLÜ CANAVARI'NIN GİZEMLİ ROTASI

Van Gölü Canavarı'nın gölün derinliklerinde kendine özgü bir yaşamı olduğu düşüncesini hayal gücüyle ele alan Serman, canavarın Akdamar, Çarpanak ve Adır adaları başta olmak üzere göl çevresindeki farklı noktalarda dolaşıyor olabileceğini edebî bir anlatımla aktardı. Serman, yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Vanlılar, canavarı nedense hep yalnız, tek başına yaşayan bir figür olarak hayal etmişlerdir. Yani biriciktir o. Kırk yıl geçse de görünen hep aynı canavardır. Ama yine de bizler onu onun akıntıların göle karıştığı yerlerdeki su yılanları ve medarı iftiharımız inci kefalleriyle dostluk kurduğuna eminiz. Yılanlar yaver; inci kefaller tebaasıdır canavarın. Canavarın da gölde kendine ait bir rotası olduğunu düşünmek insana tuhaf bir sevinç verir. Kim bilir, belki de yalnız onun bildiği su yolları vardır. Bizim yollarımız toprakta, onunkiler gölün derinliklerinde gizlidir.”

Canavarın göl çevresindeki yolculuğunu hayal ederek anlatan Serman, şöyle devam etti:

“Belirli zamanlarda bazı yerlere uğradığını hayal etmek bile Van Gölü'nün gizemine yeni bir katman ekler. Belki de ilk durağı Akdamar Adası'dır. Gün batımında adanın silueti suya düşerken onu uzaktan seyretmeyi sever. Belki geceleri Çarpanak Adası'nın tenha kıyılarında dolaşır; bazen Adır Adası'nın sessizliğine sığınır, bazen de Nemrut'tan gelen soğuk suların altında uzun bir yolculuğa çıkar. Ara sıra Ahlat ve Adilcevaz’a uğrar onları da kendi varlığıyla şereflendirir bu küçük kasabaların durgun ve sakin gününe heyecan ve hayat katar. Kim bilir...”

“CANAVARI YAŞATAN VANLILARIN HAYAL GÜCÜDÜR”

Van Gölü Canavarı'nın yıllardır gündemde kalmasını Vanlıların hayal gücü, kültürel hafızası ve anlatı geleneğiyle ilişkilendiren Serman, yazısını şu ifadelerle tamamladı:

“Evet, onu bugüne kadar yaşatan şey, sadece Van Gölü büyüklüğü değil; Vanlıların hayal gücünün derinliği sohbete ve suya olan vefasıdır.”

Mehmet Serman

Muhabir: MESKİN OLCAY