Kirlilik, kuraklık ve ilgisizlik Van Gölü’nü yok ediyor: Her gün 56 bin metreküp kanalizasyon boşaltılıyor!
Doğal yapısıyla dünyada eşi benzeri olmayan Van Gölü, son yıllarda adım adım yok oluşa sürükleniyor. Yaklaşık 600 bin yıllık geçmişe sahip olan ve sodalı su yapısıyla ekolojik bir mucize olan göl; tarihî adaları, doğal plajları ve turkuaz rengiyle Türkiye'nin en değerli doğal mirasları arasında yer alıyor. Ancak bu eşsiz ekosistem artık kirli griye çalan rengiyle, tehlikenin sinyalini veriyor
HER GÜN BİNLERCE METREKÜP ATIK VAN GÖLÜ’NE AKIYOR
Van Gölü çevresindeki yerleşimlerden, kanalizasyon sistemleri arıtılmadan doğrudan göle akıtılıyor. Van Çevre Derneği’nin verilerine göre bu miktar günlük 56 bin metreküp civarında. Arıtma sistemlerinin yetersizliği ya da hiç olmaması, gölü bir açık kanalizasyon haline getiriyor.
Göl çevresinde yaşayan halkın ise bu konuda yeterince bilinçlendirilmediği görülüyor. Evsel atıklar rastgele sahillere atılıyor, piknik alanlarında bırakılan çöpler göle sürükleniyor. Bu durum, gölün hem yüzey hem de dip kısmında ciddi kirlilik birikimine neden oluyor.

KURAKLIK VE İKLİM KRİZİ DE ETKİLİ
Kirliliğin yanı sıra, küresel iklim krizinin etkisiyle bölgede yaşanan kuraklık da gölün su seviyesini düşürüyor. Her geçen yıl yağış miktarlarının azalması ve buharlaşmanın artması nedeniyle Van Gölü kıyıları geri çekiliyor. Özellikle yaz aylarında sahil şeridinde çekilme çıplak gözle fark edilebiliyor. Bu hem biyolojik çeşitlilik açısından büyük bir tehdit oluşturuyor hem de kıyı turizmini olumsuz etkiliyor.
"TEMİZLİK ÇALIŞMALARI YETERSİZ, SİSTEMATİK ÇÖZÜM YOK"
ÇEVDER Başkan Yardımcısı Arzu Dinçer, yapılan temizlik çalışmalarının yetersizliğine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Evsel atıklar ve kanalizasyonlara çözüm üretilmeden, sadece yüzeysel temizlikle sonuç alınamaz. Atıkların göle ulaşmasını önleyecek mekanizmalar kurulmalı. Evlerde ayrıştırma yapılmalı, kamuya açık alanlarda geri dönüşüm sistemleri aktif hâle getirilmeli.”
Dinçer ayrıca, gölde yürütülen dip çamuru temizliği hakkında da önemli eleştirilerde bulundu:
“Edremit ilçesi çıkışına kadar olan 13.9 kilometrelik kıyı hattında 1 milyon 955 bin metreküp balçık çıkarıldığı söylense de, gölün tümü düşünüldüğünde bu çalışmalar yalnızca bir algı yönetimidir. Gölün ekolojik kapasitesi çok daha fazlasını gerektiriyor.”
Gölden çıkan atıklar utanç verici boyutta
Gölün kıyı ve dip bölgelerinde yapılan temizliklerde en çok karşılaşılan atıklar, kirliliğin boyutunu gözler önüne seriyor:
Plastik atıklar: Pet şişeler, poşetler, gıda ambalajları
Cam ve metal atıklar: Şişe kırıkları, teneke kutular
Araç parçaları: Eski otomobil lastikleri, bisiklet parçaları
Evsel çöpler: Kullanılmış maskeler, tekstil ürünleri, elektronik atıklar
Bu atıklar yalnızca görüntü kirliliği oluşturmakla kalmıyor. Mikroplastikler, gölde yaşayan canlıların sindirim sistemine zarar veriyor. Cam ve metal atıklar güneş ışığıyla birlikte ısı etkisi yaratıyor ve yangın riski oluşturuyor.
EKOSİSTEM ÇÖKÜYOR: CANLILAR ÖLÜYOR, BALIKÇILIK DURMA NOKTASINDA
Van Gölü, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda bölgedeki endemik canlı türleriyle de dikkat çekiyor. En bilinen türlerden biri olan inci kefali, bu kirlilikten doğrudan etkileniyor. Yumurtlama dönemlerinde tatlı sulara göç eden bu balık türü, su kirliliği nedeniyle göç yolculuğunda ve üreme alanlarında büyük risklerle karşı karşıya.
Suyun kimyasal yapısının bozulması nedeniyle birçok su canlısının yaşam alanı yok oluyor. Bu durum balıkçılığı da vuruyor. Göl çevresinde geçimini balıkçılıkla sağlayan köylüler, her geçen yıl daha az verimle karşılaştıklarını belirtiyor.
TURİZM DE TEHDİT ALTINDA
Van Gölü çevresindeki turistik değerler de bu kirlilikten nasibini alıyor. Özellikle Akdamar Adası ve çevresi, yaz aylarında yoğun ziyaretçi ağırlarken, gölün rengindeki değişim ve kötü koku turistleri kaçırıyor. Suya girmek isteyenler, yosun tabakaları ve çöpler nedeniyle tedirgin.
Turizm işletmecileri, hem yerel yönetimlerden hem de merkezi hükümetten acil ve bütüncül bir çevre politikası talep ediyor.
“Van Gölü bizim gözbebeğimiz. Eğer bu göl kurursa, sadece suyu değil, tarihimiz, kültürümüz, ekonomimiz ve geleceğimiz de kuruyacak,” diyen Arzu Dinçer, herkesi bu ortak mirasa sahip çıkmaya çağırıyor.





