Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen “İklim İçin Birlikte” etkinliğinde iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, sağlık, eğitim ve yeşil kampüs uygulamaları ele alındı. Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, COP31 kapsamında sundukları 9 projenin tamamının kabul edildiğini açıklayarak akademisyenler ve öğrencilerle zirveye katılmak için çalışma başlattıklarını söyledi.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ), küresel iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir bir gelecek hedefi doğrultusunda “İklim İçin Birlikte” etkinliğine ev sahipliği yaptı. COP31 İklim Zirvesi öncesinde Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda iklim krizinin çevresel, ekonomik ve toplumsal etkileri farklı disiplinler üzerinden değerlendirildi. İklim adaleti, yenilenebilir enerji, karbon ayak izinin azaltılması, iklim okuryazarlığı, sağlık hizmetlerinin çevresel etkileri ve yeşil kampüs uygulamalarının ele alındığı etkinlikte, üniversitelerin bilimsel bilgi üretmenin yanı sıra bu bilgiyi yerel sorunların çözümünde kullanmasının önemi vurgulandı. Programa katılan Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, üniversitenin COP31 kapsamında sunduğu 9 projenin tamamının kabul edildiğini açıklarken, akademisyenler de iklim değişikliğiyle mücadelede eğitim, bilimsel araştırmalar ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekti.

Whatsapp Image 2026 10 13 At 09.57.45 (1)

REKTÖR ŞEVLİ: 9 PROJEMİZİN TAMAMI KABUL EDİLDİ

Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, konuşmasında Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmasının uluslararası iklim diplomasisi açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti. Üniversitelerin zirve sürecinde aktif rol alması için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından çalışmalar yürütüldüğünü ifade eden Şevli, Van YYÜ’nün de bu süreçte yer alacağını söyledi.

Üniversite olarak COP31 kapsamında 9 proje sunduklarını açıklayan Şevli, “Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi olarak bizler de 9 tane projemizi elemeden geçirerek sunmuştuk. 9 projemiz de kabul edildi. Orada sunmaya hak kazandık. İnşallah akademisyenlerimizle, hocalarımızla ayrıca öğrenci gruplarıyla ilgili de öğrenci götürme noktasında bir çalışma başlattık. Belli sayıda öğrenci de götürmek istiyoruz bu zirveye. Çünkü bu mesele sadece akademisyenlerin, bilim insanlarının veya belli kurumların meselesi değil. Gençlerimizin, öğrencilerimizin de bu süreci yakından görmesini, yapılan çalışmaları takip etmesini ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunda sorumluluk üstlenmesini istiyoruz.” dedi.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ ARTIK HEPİMİZİN ORTAK SORUMLULUĞU”

İklim değişikliğinin yalnızca çevre bilimlerinin konusu olmaktan çıktığını vurgulayan Şevli, artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri, kuraklık, aşırı hava olayları ve ekosistemlerde meydana gelen değişimlerin iklim krizinin etkilerini açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Şevli, iklim değişikliğiyle mücadelenin toplumun bütün kesimlerini ilgilendirdiğini ifade ederek, “Artan sıcaklıklar, değişen yağış rejimleri, kuraklık, aşırı hava olayları ve ekosistemlerde meydana gelen değişimler bizlere çok açık bir gerçeği hatırlatıyor. İklim değişikliği artık yalnızca gelecek nesillerin karşılaşacağı bir sorun değil. Bugün hepimizin ortak sorumluluk üstlenmesini gerektiren bir gerçekliktir. Dünya ortak evimiz. Bu sorumluluğu herkesin üstlenmesi gerekiyor. Yani sadece akademisyenlerin üstleneceği bir mevzu değil. Herkesin burada bir sorumluluk hissetmesi gerekiyor. Üniversiteler olarak bizler de bilimsel araştırmalarımızla, geliştirdiğimiz projelerle ve topluma yönelik çalışmalarımızla bu sorumluluğun bir parçası olmak zorundayız.” ifadelerini kullandı.

VAN GÖLÜ HAVZASI İÇİN BİLİMSEL PROJELER GELİŞTİRİLECEK

Van Gölü Havzası’nın sahip olduğu su kaynakları, yüksek dağlık alanları, tarımsal üretim potansiyeli ve biyolojik çeşitliliğiyle önemli bir doğal miras olduğuna dikkat çeken Şevli, bölgenin sürdürülebilirliği için bilimsel çalışmaların artırılması gerektiğini belirtti.

Üniversitenin farklı kurumlarla bir araya gelerek Van ve Van Gölü Havzası’ndaki su sorunlarını ele aldığını aktaran Şevli, bu sorunlara çözüm üretmek amacıyla 3 milyon liralık özel çağrılı proje desteği oluşturduklarını açıkladı.

Van ve İlçelerinde Bugün Hava Nasıl Olacak? İşte 13 Ekim Hava Durumu
Van ve İlçelerinde Bugün Hava Nasıl Olacak? İşte 13 Ekim Hava Durumu
İçeriği Görüntüle

Şevli, “Van Gölü Havzası, sahip olduğu kendine özgü ekosistemi, su kaynakları, yüksek dağlık alanları, tarımsal üretim potansiyeli ve biyolojik çeşitliliği ile hem korunması gereken önemli bir doğal miras hem de bilimsel araştırmalar açısından büyük bir potansiyel taşımaktadır. Bizler de bu potansiyelin korunması ve karşı karşıya olduğumuz sorunlara çözüm üretilmesi için üniversite olarak üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Daha önce DSİ, VASKİ, Karayolları gibi kurumlarımızla bir araya gelerek Van’ın ve havzanın su sorunlarını ele aldık. Bu sorunlara bilimsel çalışmalarla çözüm üretilmesi gerektiğini değerlendirdik. Bu kapsamda 3 milyon liralık özel çağrılı proje desteği oluşturduk. BAP’a sunduğunuz projeler hem çok disiplinli olsun hem toplumun sorunlarına çözüm üretsin hem de çok uluslu olsun. Farklı ülkelerden bilim insanlarını da bu projenize dahil etmenizi istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Whatsapp Image 2026 10 13 At 09.57.45 (2)

GÖKDERE: VERİYİ BİZ SUNUYORUZ

İnovan Merkez Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Ayşegül Feray Gökdere, iklim değişikliğiyle mücadelede üniversitelerin bilimsel veri üretme ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarma sorumluluğuna dikkat çekti. Araştırmaların, akademik yayınların ve bilimsel çalışmaların iklim politikalarına katkı sunduğunu belirten Gökdere, üniversitelerde üretilen bilginin uygulamaya geçirilmesinin de büyük önem taşıdığını ifade etti.

Bilimsel çalışmaların iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Gökdere, “Bugün tüm dünyada üniversiteler aslında yayın yapıyorlar. En büyük katkısı bu. Bir araştırma yapılıyor, veriler sunuluyor. Bu verilerin de artık özellikle son 20 yıldır çok ciddi anlamda iklim değişikliği konusunda katkısı var. Yani veriyi biz sunuyoruz. Bu nedenle yapılan her bir yayın, her bir çalışma bu alanda çok kıymetli. Çünkü iklim değişikliğiyle ilgili alınacak kararların bilimsel verilere dayanması gerekiyor. Bu noktada üniversitelerin ortaya koyduğu çalışmalar, yaptığı araştırmalar ve elde ettiği sonuçlar büyük önem taşıyor. Ancak yalnızca bilimsel veri üretmek yeterli değil. Bu verilerin toplumla paylaşılması, karar vericilere ulaştırılması ve günlük yaşamda uygulanabilecek çözümlere dönüştürülmesi de gerekiyor.” dedi.

“İKLİM OKURYAZARLIĞI BÜTÜN BÖLÜMLERDE OLMALI”

İklim değişikliğinin yalnızca mühendislik veya çevre bilimleriyle sınırlı bir konu olmadığını belirten Gökdere, iklim okuryazarlığının üniversitelerin bütün bölümlerinde yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Sosyal bilimlerden tıp alanına kadar farklı disiplinlerin iklim kriziyle mücadelede sorumluluk taşıdığını ifade eden Gökdere, eğitim yoluyla iklim konusunda bilinçli bir toplum oluşturulabileceğini dile getirdi. Gökdere, “Bizim aslında eğitim sistemimizde dediğim gibi bölüm farkı olmadan, herhangi bir bölüm farkı ortaya koymadan mühendislikten sosyal bilimlere, sayısaldan tıbba hiç fark etmez. Hepsi için bir iklim okuryazarlığı modeli geliştirmek gerekiyor. Çünkü iklim değişikliği hayatın her alanını etkiliyor. Bu nedenle hangi bölümde eğitim alırsak alalım, hangi alanda çalışırsak çalışalım, iklim değişikliğinin ne anlama geldiğini, hangi sonuçlara yol açtığını ve bu konuda neler yapabileceğimizi bilmemiz gerekiyor. İklim okuryazarlığının eğitim sisteminin bir parçası haline gelmesi, bu konuda farkındalığın artmasına ve daha bilinçli adımlar atılmasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

“TOPLUMUN BÜTÜN KESİMLERİNE GÖREV DÜŞÜYOR”

COP31’de alınacak kararların uygulamaya dönüşmesinde toplumun bütün kesimlerine görev düştüğünü vurgulayan Gökdere, üniversitelerin, kurumların ve vatandaşların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. İklim değişikliğiyle mücadelede alınan kararların hayata geçirilmesinin ortak çabayla mümkün olacağını ifade eden Gökdere, “Evet, kararlar Antalya’da alınacak ama gerçeğe dönüşüp dönüşmeyeceğini biz hep birlikte el birliğiyle belirleyeceğiz.” dedi.
Whatsapp Image 2026 10 13 At 09.57.44

AZİZOĞLU: HASTANEDE DOĞAYI HASTA EDİYORUZ

Erciş Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Bilim İletişim Ofisi Koordinatörü Doç. Dr. Hatice Azizoğlu, iklim değişikliği ile sağlık hizmetleri arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Hastanelerin enerji ve su tüketimi, tıbbi atıklar ve kullanılan malzemeler nedeniyle çevre üzerinde önemli etkiler oluşturabildiğini belirten Azizoğlu, sağlık kuruluşlarının hastaları iyileştirirken doğayı korumayı da gözetmesi gerektiğini ifade etti. Sağlık hizmetleri sunulurken çevrenin korunmasının da sorumluluklar arasında yer aldığını vurgulayan Azizoğlu, “Bizler hastane içerisinde sağlık çalışanları olarak aslında hastayı iyileştiriyoruz, değil mi? Fakat hastayı iyileştirirken ne yazık ki hastane içerisinde doğayı da hasta ediyoruz. Bu acı bir gerçek. Bizim sağlık çalışanları olarak aslında öncelikle zarar vermeme ilkemiz var. Biz bu ilkeyi tam anlamıyla gerçekleştiremiyoruz. Evet, hastaya zarar vermiyoruz, sağlık çalışanına zarar vermiyoruz. Fakat doğaya zarar veriyoruz. Hastanelerde kullanılan enerji, su, tıbbi malzemeler ve ortaya çıkan atıklar çevresel etkiler oluşturuyor. Bu nedenle sağlık hizmetlerini planlarken yalnızca hastanın iyileşmesini değil, çevrenin korunmasını da düşünmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

“HASTA BAKIMI HİÇBİR ZAMAN KESİNTİYE UĞRAMAMALI”

Sağlık kuruluşlarında sürdürülebilir uygulamaların hayata geçirilmesinin önemini vurgulayan Azizoğlu, bu çalışmaların hasta ve çalışan güvenliğinden ödün verilmeden yürütülmesi gerektiğini söyledi. İklim değişikliğinin sağlık sistemleri üzerindeki etkilerine karşı hazırlıklı olunmasının önemine değinen Azizoğlu, hastanelerin iklim koşullarına dayanıklı hale getirilmesi gerektiğini belirtti.

Azizoğlu, “Biz hasta bakımının hiçbir zaman kesintiye uğramasını istemeyiz. İlk olarak hasta ve çalışan güvenliğini tabii ki önemsiyoruz ve bu bakımın sürdürülebilir, zarar vermeme ilkesiyle sürekliliğini devam ettirmeyi planlıyoruz. Hastanelerimizde enerji ve su kullanımını daha verimli hale getirmemiz, atıkları doğru şekilde yönetmemiz ve çevreye verdiğimiz zararı azaltmamız gerekiyor. Sağlık hizmeti sunarken doğayı korumak da sorumluluklarımız arasında yer alıyor. Biz her iklime dayanıklı hastaneler kurmayı istiyoruz artık.” cümlelerini kullandı.

“KIRILGAN GRUPLARI KORUMAMIZ LAZIM”

İklim değişikliğinin aşırı sıcaklıklar ve çevresel koşullardaki değişimler nedeniyle sağlık açısından riskleri artırabildiğini belirten Azizoğlu, özellikle kronik hastalığı bulunanlar, engelliler, yaşlılar, çocuklar ve hamilelerin korunması gerektiğine dikkat çekti.

Bu gruplara yönelik önlemlerin önceden planlanmasının önemini vurgulayan Azizoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Kronik hastalığı olan hastalar, engelliler, yaşlılar ve çocuklar, hamileler... Bizim bu kırılgan grupları korumamız için bir protokol oluşturmamız lazım. İklim değişikliği yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda bir sağlık sorunu. Bu nedenle sağlık hizmetlerini planlarken iklimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de dikkate almamız gerekiyor. Hastanelerin hazırlıklı olması, sağlık çalışanlarının bilinçlendirilmesi ve risk altındaki grupların korunması büyük önem taşıyor.”

Muhabir: MERVE PARLAK İŞLER