Van’ın Erciş ilçesindeki Zilan Vadisi ve Koçköprü Kanyonu’nda HES ve sulama kanalı çalışmaları tartışma yarattı. 1.156 bitki türü ve 92 endemik türe ev sahipliği yaptığı belirtilen bölgede doğal yapının zarar gördüğü öne sürülürken, çevreciler güzergâhın değiştirilmesini istiyor. Gözler hem yargı sürecine hem de yetkililerden gelecek açıklamalara çevrildi.
Van’ın Erciş ilçesinde doğal güzelliğiyle öne çıkan Zilan Vadisi ve Koçköprü Kanyonu, bu kez çevresel etkileri tartışılan projelerle gündemde. HES yatırımları ve Pay Sulama Kanalı Projesi kapsamında yürütülen çalışmalar, bölgenin doğal yapısı üzerindeki olası etkiler nedeniyle tepki çekiyor.Jeoloji Yüksek Mühendisi Dr. Eşref Atabey’in hazırladığı çalışmada, vadinin biyolojik çeşitliliği, jeolojik yapısı ve su kaynaklarına ilişkin riskler ele alınıyor. Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu Koordinatörü Mirbahattin Demir ise özellikle sulama kanalının güzergâhına itiraz ediyor.
BİR VADİDE 1.156 TÜR, 92 ENDEMİK BİTKİ: BU ZENGİNLİK NASIL KORUNACAK?
Dr. Eşref Atabey’in çalışmasında Zilan Vadisi’nde 83 bitki familyasına ait 1.156 bitki türü bulunduğu, bunların 92’sinin endemik olduğu belirtiliyor.Binlerce yıllık doğal süreçlerle şekillenen Koçköprü Kanyonu, yalnızca görsel güzelliğiyle değil, jeolojik özellikleriyle de dikkat çekiyor. Bölgedeki çalışmaların bu hassas ekosistem üzerindeki etkileri ise tartışmanın merkezinde yer alıyor.

HES’LER, KANALLAR, KAZILAR… ZİLAN’IN SUYU VE DOĞASI NE OLACAK?
Zilan Vadisi’ndeki tartışma tek bir projeyle sınırlı değil. Koçköprü Barajı ve Zilan HES’in yanı sıra Komar ve Gelintaşı gibi planlanan enerji projeleri de Atabey’in çalışmasında değerlendiriliyor.Raporda tarım alanlarının kaybı, yan dere yataklarının kuruması, su rejimindeki değişiklikler ve doğal yaşam alanları üzerindeki baskılar olası çevresel sorunlar arasında sıralanıyor. Projelerin havza genelindeki etkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
AKTİF FAY HATTI İDDİASI! ZİLAN HES İÇİN KRİTİK SORULAR
Atabey’in çalışmasında Zilan HES’in bazı bölümlerinin Erciş Diri Fayı ile ilişkili bir alanda bulunduğu ileri sürülüyor. Regülatör, iletim hattı, cebri borular ve santral binasına ilişkin bu değerlendirmeler, tesisin jeolojik koşullar ve deprem riski bakımından nasıl incelendiği sorusunu gündeme getiriyor.Çalışmada ayrıca 2022 yılında verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptal edildiği belirtiliyor. Kararın hukuki kapsamı ve projenin güncel durumu, ilgili yargı kararları ve kurum kayıtları üzerinden netleştirilmeyi bekliyor.

TOPRAK YARILIYOR, HAYVAN KAYIPLARI İDDİASI GÜNDEMDE
Atabey’in çalışmasında HES’in su tahliyesinde kullanılan toprak kanalların erozyona neden olduğu ileri sürülüyor. Raporda, otlak alanlarda derin yarıklar oluştuğu ve bazı hayvanların çöken zeminde meydana gelen kanallara düşerek öldüğü iddialarına da yer veriliyor.İddiaların kapsamı ve nedenlerinin saha incelemeleriyle doğrulanması gerekirken, erozyon kontrolü ve çevre güvenliği önlemleri de tartışmanın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
BARAJIN ARDINDAN HANGİ RİSKLER GELİYOR? SU KAYNAKLARI DA TARTIŞMADA
Koçköprü Barajı’nın tarımsal sulama ve enerji üretimindeki rolünün yanı sıra, çevresel etkileri de gündeme geliyor. Atabey’in çalışmasında tarım topraklarının kaybı, yan dere yataklarının kuruması ve su kaynaklarına ilişkin riskler ele alınıyor.Bor ve arsenik gibi maddeler bakımından dile getirilen risklerin kesin olarak değerlendirilebilmesi için su analizleri ve düzenli ölçüm sonuçları gerekiyor. Ulupamir köyünün su kaynaklarının etkilenebileceğine ilişkin değerlendirmeler de çalışmada yer alıyor.

KOÇKÖPRÜ BARAJI’NDA SU SEVİYESİ TARTIŞMASI: GERÇEK TABLO NE?
2025 yılında barajdaki su seviyesinin yüzde 50’nin altında kaldığına ilişkin haberler gündeme gelirken, Haziran 2026’da kar ve yağışların ardından seviyenin yüzde 100’ün üzerine çıktığı ve kontrollü tahliye yapıldığı bilgileri paylaşılmıştı.Bu farklılıklar, barajın durumunu değerlendirmek için tek bir ölçümün yeterli olmadığını gösteriyor. Uzun vadeli değişimin anlaşılması için farklı yıllara ait su seviyesi ölçümleri ve su bütçesi verilerinin birlikte incelenmesi gerekiyor.
YARGI SÜRECİ SÜRERKEN KANYONDA ÇALIŞMA İDDİASI!
Pay Sulama Kanalı Projesi, Zilan Vadisi’ndeki tartışmanın en sıcak başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Mezopotamya Çevre ve Ekoloji Platformu Koordinatörü Mirbahattin Demir, Van 4. İdare Mahkemesi’nde yürütmenin durdurulması talebiyle açtıkları davanın henüz sonuçlanmadığını belirtiyor.Demir, hukuki süreç devam ederken ağır iş makinelerinin kanyona girdiğini, kazıların sürdüğünü ve ağaçların söküldüğünü öne sürüyor. Çalışmaların hukuki durumu ve davanın kapsamı ise güncel yargı dosyası üzerinden doğrulanmalı.
33 YILLIK PROJE YENİDEN GÜNDEMDE: NEDEN BU GÜZERGÂH?
Demir’in açıklamalarına göre Pay Sulama Kanalı Projesi yaklaşık 33 yıl önce onaylandı. Demir, geçmişte çeşitli nedenlerle hayata geçirilemediğini savunduğu projenin mevcut güzergâhının yeniden değerlendirilmesini istiyor.Alternatif güzergâhların ve farklı su aktarım seçeneklerinin incelenmesi gerektiğini belirten Demir, projeye yönelik tepkisini sert sözlerle dile getiriyor:“Güzergâhı ormanlar, akarsular veya sit alanları yerine projeye onay veren bürokratların ve müteahhitlerin hobi bahçelerinden geçirirsek hem ekosistem korunur hem de projenin konforunu yerinde test etmiş olurlar.”

Tarımsal sulama bölge için önemli bir ihtiyaç. Ancak Zilan Vadisi’nin biyolojik çeşitliliği, kanyonun jeolojik yapısı ve su kaynaklarının korunması da aynı ölçüde önem taşıyor.Tartışmanın odağında sulama ihtiyacından çok, projenin güzergâhı, çevresel etkileri ve alternatiflerin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği bulunuyor.Erciş’te şimdi yanıt bekleyen sorular açık: Kanyon için alternatif güzergâhlar değerlendirildi mi? Çalışmaların doğal yaşama etkileri nasıl denetleniyor? Yargı sürecinin mevcut durumu ne? Zilan Vadisi korunarak tarımsal sulama ihtiyacı karşılanabilecek mi?Zilan Vadisi’ndeki tartışmanın seyrini, projenin teknik gerekçeleri, mahkeme süreci ve yetkili kurumlardan gelecek açıklamalar belirleyecek.





