Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, ESC Congress 2026’da sunulan yeni bir araştırmaya dikkat çekerek, şekersiz ürünlerde sık kullanılan ksilitolün kalp-damar sağlığıyla ilişkisine yönelik önemli veriler paylaştı. Sarıkaya, “Şekersiz” etiketinin bir ürünün kalp-damar sağlığı açısından tamamen güvenli olduğu anlamına gelmeyebileceğini belirtti.
Şekersiz sakız, şekerleme ve birçok düşük kalorili üründe kullanılan ksilitol yeniden bilim dünyasının gündeminde. Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ESC Congress 2026’da sunulan yeni bir araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi.
Araştırmada iki ayrı prospektif kohortta yer alan toplam 17 bin 710 kişinin verileri incelendi. Çalışmada kandaki ksilitol düzeyi ile ilerleyen yıllarda ortaya çıkan majör kardiyovasküler olaylar arasındaki ilişki araştırıldı.
KSİLİTOL DÜZEYİ YÜKSEK OLANLARDA RİSK DAHA FAZLA BULUNDU
Sarıkaya’nın aktardığı verilere göre, kandaki ksilitol düzeyi en yüksek grupta yer alan kişilerde kalp-damar olaylarının görülme oranı daha yüksek çıktı.
CLSA kohortunda yaklaşık 6 yıllık takip sonucunda, ksilitol seviyesi en yüksek gruptaki kişilerde majör kardiyovasküler olay riskinin en düşük gruba göre yüzde 57 daha yüksek olduğu belirlendi.
EPIC-Norfolk kohortunda ise yaklaşık 30 yıllık takip sonucunda bu fark yüzde 18 olarak hesaplandı.
Araştırmacılar, yaş, cinsiyet, sigara kullanımı, lipid değerleri, diyabet ve hipertansiyon gibi bilinen risk faktörlerini hesaba kattıktan sonra da söz konusu ilişkinin devam ettiğini bildirdi.
“DOĞRUDAN NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİ DENİLEMEZ”
Araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde önemli bir ayrıntının altını çizen Sarıkaya, sonuçların yanlış yorumlanmaması gerektiğini belirtti.
Çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğuna dikkat çeken Sarıkaya, kandaki yüksek ksilitol düzeyi ile kalp-damar olayları arasında bir ilişki tespit edilmesinin, ksilitolün doğrudan bu olaylara neden olduğunu kanıtlamadığını ifade etti.
Ayrıca kandaki ksilitol seviyesinin, kişinin yiyecek ve içeceklerle tükettiği ksilitol miktarıyla birebir aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.
ÖNCEKİ ÇALIŞMALARDA TROMBOZ BULGUSU
Ksilitolle ilgili daha önce yapılan deneysel ve klinik araştırmalarda da dikkat çeken sonuçlara ulaşılmıştı.
Bu çalışmalarda ksilitolün trombositlerin reaktivitesini artırabileceği ve kan pıhtısı oluşumunu kolaylaştırabileceğine ilişkin bulgular elde edilmişti.
Yeni araştırmanın da bu konudaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdığı değerlendiriliyor.
“ŞEKERSİZ ETİKETİ TEK BAŞINA YETERLİ OLMAYABİLİR”
Sarıkaya, çalışmadan çıkarılması gereken mesajı ise şu sözlerle özetledi:
“Kısacası: ‘Şekersiz’ etiketi, tek başına ‘kardiyovasküler açıdan güvenli’ anlamına gelmeyebilir.”
Söz konusu çalışma, 29 Ağustos 2026 tarihinde ESC Congress 2026’da Dr. Marco Witkowski tarafından “The association of Xylitol and incident cardiovascular events: the CLSA and EPIC-Norfolk cohort studies” başlığıyla sunuldu.




