Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı İzzet Çoban, Van 65 TV’de yayınlanan Ekstra Gündem programında projelerini ve seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerini anlattı. Van’ın üretim, istihdam ve turizm potansiyelinin yeterince değerlendirilmediğini savunan Çoban, yün iplik fabrikası, deri ve ayakkabı üretim merkezi, Van Gölü’nde yolcu taşımacılığı ve meslek odaları yerleşkesi gibi projelerini açıkladı. Mevcut oda yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Çoban, “Ticaret Odası sadece o yönetim kurulu başkanlığı koltuğu değildir” dedi.

Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda (Van TSO) 24 Ekim 2026 tarihinde yapılacak organ seçimleri öncesinde başkan adaylarının çalışmaları sürüyor. Kırmızı listeyle seçimlere hazırlanan Van TSO Başkan Adayı İzzet Çoban, Van 65 TV’de yayınlanan Ekstra Gündem programına konuk oldu. Programda Özhan Hakan’ın sorularını yanıtlayan Çoban, Van ekonomisinin gelişmesine yönelik projelerini, üretim ve istihdam sorunlarını, kentin turizm potansiyelini ve seçim sürecinde yaşanan tartışmaları değerlendirdi. Van TSO’nun yalnızca resmi işlemlerin yürütüldüğü bir kurum olmaması gerektiğini belirten Çoban, tüccarları ve yatırımcıları ortak projelerde buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.

“TİCARET ODALARI SADECE EVRAK ODASI DEĞİLDİR”

Van TSO’nun kent ekonomisinde daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini belirten İzzet Çoban, ticaret ve sanayi odalarının üyelerin resmi işlemlerini gerçekleştiren kurumlar olarak görülmesine karşı çıktı. Odanın tüccarları bir araya getiren, yatırım ortamını geliştiren ve kentin sorunlarını ilgili mercilere taşıyan bir yapıya sahip olması gerektiğini ifade eden Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Ticaret ve sanayi odaları maalesef bugün sadece bir evrak odasıymış gibi algılanıyor. Zaten bizim de karşı olduğumuz nokta burada başlıyor. Ticaret odaları bugün Türkiye'nin neresine giderseniz gidin, özellikle sivil toplum kuruluşları içerisinde çatı odadır. Ticaret ve sanayi odaları bağımsız oldukları zaman, siyasetten arınık oldukları zaman emin olun ticaret ve sanayi odalarının bir memlekette yapamayacağı ve yaptıramayacağı hiçbir şey yok.”

“TÜCCARLAR ORTAK YATIRIMLARDA BULUŞTURULMALI”

Van’da sermaye sahiplerinin ortak yatırımlar etrafında bir araya getirilmesi gerektiğini dile getiren Çoban, gelişmiş şehirlerdeki fabrikaların önemli bir bölümünün tüccarların ortak girişimleriyle büyüdüğünü söyledi. Van’da ise iş insanları arasındaki ayrışmanın yatırımların önünde engel oluşturduğunu savunan Çoban, şöyle konuştu:

“Biz her zaman şunu söylüyoruz. Ticaret odası bir kere tüccarı bir araya getirebilmeli. Birleştirici güç olabilmeli. Bugün gelişmiş şehirlere bakın. Kurulan fabrikaların birçoğu tüccarın bir araya gelmesiyle oluşturulmuş fabrikalardır. Büyütülmüş fabrikalardır. Ama bizim memleketimizde maalesef biz tüccarı bir araya getirmeyi bırakın, tüccarı daha çok kutuplaştırıyoruz. Sermayedarı daha çok kutuplaştırıyoruz.”

“VAN’DA GÜÇLÜ BİR LOBİ OLUŞTURAMIYORUZ”

Van’ın sorunlarının çözümü için sivil toplum kuruluşları ile siyasi temsilcilerin ortak hareket etmesi gerektiğini belirten Çoban, kentte güçlü bir lobi oluşturulamadığını savundu. Farklı siyasi görüşlerin kentin ortak meseleleri söz konusu olduğunda bir araya gelebilmesi gerektiğini ifade eden Çoban, Van TSO’nun bu birlikteliğe öncülük etmesini hedeflediklerini söyledi.

Çevre illerdeki ticaret odalarının ortak sorunlar karşısında birlikte hareket edebildiğini dile getiren Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün ticaret odaları memleketin bir sorununu da hep beraber kalkıp muhatabına taşıyabilir. Bunu çevre illerimizdeki ticaret odalarında görebiliyoruz. Emin olun ki çevre illerimizden bazı ticaret odası başkanlarıyla konuştuğumda bana şunu söylemişlerdi: Söz konusu bizim memleketimiz olunca, bizim memleketimizin sorunları olunca biz hepimiz bir araya gelebiliyoruz. Siyasi düşüncesi, fikri, ideolojisi, inancı ne olursa olsun hepsini bir kenara bırakıp bir araya gelebiliyoruz ve muhatabına gidebiliyoruz.”

“BİZİM EN BÜYÜK PROJEMİZ VAN HALKINI KUTUPLAŞMADAN KURTARMAK”

Van’daki ayrışmaların ortak projelerin hayata geçirilmesini zorlaştırdığını savunan Çoban, seçimi kazanmaları halinde farklı kesimleri bir araya getiren bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini belirtti. Kentin hizmet ve yatırım alanında önemli fırsatlara sahip olduğunu ifade eden Çoban, şöyle konuştu:

“Bizim en büyük projemiz Van halkını bu kutuplaştırmadan kurtarmak. Halkı kutuplaştırmadan kurtardığınız zaman emin olun ki Van'da her şeyi başarabilirsiniz. Bir de Van o kadar hizmetten yoksun bırakılmış ki emin olun proje üzerine proje yapabilirsiniz. Yeter ki memleketin gerçeklerini göz önünde bulunduralım.”

VAN YÜN İPLİK FABRİKASI PROJESİNİ AÇIKLADI

Van’ın küçükbaş hayvancılık potansiyelinin sanayi yatırımlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çoban, geçmişte faaliyet gösteren Van Yün İplik Fabrikası’nın yeniden hayata geçirilmesini hedeflediklerini açıkladı. Fabrikanın geçmişine ilişkin bilgiler paylaşan Çoban, tesisin 1970’li yıllarda sermayedarların bir araya gelmesiyle kurulduğunu ve 2002 yılında kapandığını söyledi.

Fabrikanın yeniden kurulması fikrini kamuoyuyla paylaştıktan sonra olumlu geri dönüşler aldıklarını belirten Çoban, vatandaşların projeye ortak olma konusunda da kendilerine sorular yönelttiğini ifade etti.

Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Van özellikle küçükbaş hayvancılıkta hep ülkenin lokomotifi olmuş bir şehirdir. 1974'te bunun bir fizibilite çalışması yapılmış ve 1976'da zannedersem 248 sermayedarın bir araya gelerek oluşturduğu bir fabrikamız var. Sonrasında bu Sümer Holding'e devredilmiş. Maalesef belki teknolojiye karşı, çağa karşı çok fazla mücadele edemedi ve 2002 yılında kapanmak zorunda kaldı. Biz bu projeyi kendi sosyal medya hesaplarımızdan paylaştıktan sonra o kadar güzel geri dönüşler aldık ki. Mesela beni arıyorlar ya da mesaj atıyorlar. Kimisi şunu söylüyor: Ben askerlik yaptığım dönemlerde kullandığımız battaniyeler Van Yün Fabrikasının battaniyeleriydi. Biz onunla gurur duyuyorduk. Siz şimdi böyle bir paylaşım yapınca biz çok heyecanlandık, diyorlar. Kimisi soruyor, biz de bu projenin içerisine dahil olabilir miyiz, bu nasıl olacak, diye. İnsanların bu heyecanını görünce emin olun biz de daha çok heyecanlandık.”

YÜN FABRİKASINDA 780 KİŞİYE İSTİHDAM HEDEFLENİYOR

Van Yün İplik Fabrikası projesinin ayrıntılarını da paylaşan Çoban, 15 bin metrekarelik modern bir tesis kurmayı planladıklarını belirtti. Proje kapsamında yılda 4 bin 250 ton ham yünün işlenmesi, 5 bin ila 6 bin aileden düzenli yün alınması ve 780 kişiye doğrudan istihdam sağlanması hedefleniyor.

Projenin hayvancılıkla uğraşan ailelerin gelirine katkı sunmasını amaçladıklarını ifade eden Çoban, şunları söyledi:

“Şimdi besicinin emeğini yeniden değere dönüştürmek istiyoruz. 5 bin ila 6 bin aileden düzenli yün alımıyla 30 binden fazla insanın gelirine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Van TSO ortaklığıyla planladığımız 15 bin metrekarelik modern tesis, 780 kişiye doğrudan istihdam hedefiyle yılda 4 bin 250 ton ham yünü işlemeyi hedefliyor.”

“BİZİM KURTULUŞUMUZ TEKRAR ÜRETİMDEDİR”

Van’ın ekonomik kalkınmasında tarım ve hayvancılığın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Çoban, kırsal üretimin yeniden canlandırılması gerektiğini söyledi. Gençlerin hayvancılığa yönlendirilmesinin önemine değinen Çoban, kendi çiftliklerini eğitim merkezlerine dönüştürmeyi planladıklarını açıkladı.

Köylerine dönmek ve yeniden üretime katılmak isteyen vatandaşlarla karşılaştıklarını ancak bazı ailelerin çocuklarının hayvancılık konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını belirten Çoban, şöyle konuştu:

“Bizim kurtuluşumuz tekrar üretimdedir. Tekrar toprağa dönmemiz lazım. Tekrar köylerimize dönmemiz lazım. Tekrar üretim sağlamamız lazım. Tabii gezdiğimiz zaman sahada bunlarla karşılaşıyoruz. İnsanların birçoğu bize şunu söylüyor: Emin olun biz de dönmek istiyoruz. Biz de kendi köylerimizde böyle bir üretim yapmak istiyoruz. Yalnız çocuklarımız artık bilmiyor. Biz de çok vakıf değiliz bu olaylara. Ama bir dönme arzumuz var.”

“VAN’DA DERİ VE AYAKKABI ÜRETİM MERKEZİ KURULACAK”

Van’da geçmişte faaliyet gösteren deri ve kundura üretiminin yeniden canlandırılması için proje hazırladıklarını belirten Çoban, Van Deri Entegre Deri ve Ayakkabı Üretim Merkezi’ni hayata geçirmeyi hedeflediklerini söyledi.

Tarım, hayvancılık ve turizmi Van’ın temel ekonomik alanları olarak değerlendiren Çoban, küçükbaş hayvancılıkta önemli bir potansiyele sahip olan kentte et, yün ve deri alanlarında ulusal markaların oluşturulması gerektiğini ifade etti.

Çoban, projelerin hem istihdam sağlamasını hem de Van’a ait markaların ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

SON DAKİKA: Hakkâri-Van Yolunda Yüklü Araç Devrildi!
SON DAKİKA: Hakkâri-Van Yolunda Yüklü Araç Devrildi!
İçeriği Görüntüle

“Bizim memleketimizin gerçekleri var. Nedir bizim bu memleketimizin gerçekleri? Tarım, hayvancılık ve turizm. Tabii ki bugün bir sınır şehri olmamız da büyük bir avantajdır. Ama bu üç gerçeğimizden özellikle tarım ve hayvancılık bizim üretim yapabileceğimiz alanlardır. Onun için özellikle bu projelere biz mega projeler diyoruz. Bu projeler hem çok sayıda istihdam sağlayacak projelerdir hem de kendi markalarımızı üretebileceğimiz projelerdir. Şu an Van küçükbaş hayvancılıkta Türkiye'nin lokomotifi iken maalesef bizim etle alakalı, yünle alakalı, deri ile alakalı herhangi bir ulusal markamız yok. Kendi şehrimizde, kendi bildiğimiz bir markamız bile yok maalesef.”

“BU PROJELER SADECE BİR KİŞİNİN YAPABİLECEĞİ PROJELER DEĞİL”

Yün ve deri fabrikalarının finansmanına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çoban, projelerin tek bir kişinin yatırımıyla hayata geçirilmesinin mümkün olmadığını belirtti. Van TSO’nun sermayedarları bir araya getiren ve yatırımlara öncülük eden bir kurum olması gerektiğini söyleyen Çoban, her iki proje için fizibilite ve pazar araştırmalarının yapıldığını ifade etti.

Çoban, projelerin finansmanına ilişkin şu açıklamalarda bulundu:

“Biz bu projeleri yaparken şunları düşündük. Bu projeler sadece bir şahsın, bir kişinin yapabileceği projeler değildir. Ticaret odaları çatı odalardır. Tüccarı, sermayeyi bir araya getirebilecek olan odalardır. Bizim zaten buradaki planımız şu: Bütün çalışmalar hazır. Bu iki projeyle alakalı fizibilite çalışmaları yapılmış, pazar araştırmaları yapılmış. Maliyetine kadar, pazarına kadar her şeyi çalışılmış hazır projelerdir. Bizim buradaki amacımız sermayeyi bir araya getirmek. Ticaret odası öncü olacak. Bu işe öncülük yapacak. Şartları bir araya getirecek. Ticaret odasını kazandıktan sonra bunu bütün halkımızla da paylaşacağız. Maliyeti ne kadar olacak? Bu kaç yılda kendisini amorti edecek? Hatta onu da söyleyeyim, yaptığımız çalışmalar 18 ayda kendisini amorti edeceği yönünde.”

“BU FABRİKALARI SADECE TÜCCARA DEĞİL, HALKA AÇACAĞIZ”

Projelerde vatandaşların da ortak olabileceği bir hissedarlık modeli düşündüklerini açıklayan Çoban, yatırımların yalnızca tüccarlarla sınırlı kalmayacağını söyledi. Hisse bedellerinin ve katılım şartlarının belirleneceğini ifade eden Çoban, daha fazla kişinin projelere ortak olmasını ve kentteki tüccar sayısının artmasını hedeflediklerini belirtti.

Çoban, şöyle konuştu:

“Burada hisseler belirlenecek. Atıyorum diyeceğiz ki her bir hisse 1 milyon lira. Ticaret Odası bunun bir kısmında ortak olacak tabii ki. Onun dışında da bunu halka açacağız. Bakın sadece tüccara değil, bunu halka açacağız. Ne olacak? Bir arkadaşımız gelip diyecek ki ben bir hisse almak istiyorum. Biri diyecek üç hisse, biri diyecek beş hisse. Tabii bir üst limit belirleyeceğiz. Çünkü daha fazla insanın buraya katılabilmesi için ve bizim de daha çok tüccar kazanmamız için. Bizim buradaki en büyük hedeflerimizden biri tüccar sayımızı da artırmak.”

VAN GÖLÜ’NDE YOLCU TAŞIMACILIĞI PROJESİ

Van Gölü’nün ulaşım ve turizm açısından daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çoban, göl üzerinde yeni yolcu taşımacılığı hatları oluşturmayı planladıklarını açıkladı. Projenin kent merkezindeki trafik yoğunluğuna alternatif oluşturabileceğini belirten Çoban, Gevaş, Edremit, üniversite kampüsü, Erciş ve göl çevresindeki diğer yerleşim yerleri arasında seferler düzenlenmesini hedeflediklerini söyledi.

Van Gölü’nün turizm açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Çoban, İtalya’daki Como Gölü’nü örnek göstererek şu değerlendirmede bulundu:

“Emin olun İtalya'nın Como şehri diye bir yer var. Ben bazen bunun örneğini veriyorum. Como Gölü Van Gölü'nün nereden bakarsanız otuzda biri. Öyle bir tanıtım yapmışlar ki bakıyorsunuz, şu villa şu ünlünün villası, bu villa bu ünlünün villası diyorlar ve şu an dünya oraya akın ediyor. Ama biz Van Gölü gibi dünyanın nazar boncuğu olarak görülen bir gölü hiçbir şekilde kullanamıyoruz. Biz de bunu çalışmalarımızı yaparken Van Gölü ulaşım projemizi ortaya çıkardık.”

“İSKELELER KURULACAK, HATLAR İHALEYE ÇIKARILACAK”

Van Gölü Ulaşım Ağı projesinin uygulama modelini de anlatan Çoban, belirlenen noktalarda iskeleler kurulmasını ve ulaşım hatlarının işletmecilere verilmesini planladıklarını belirtti. Tatvan, Erciş, Ahlat, Adilcevaz ve üniversite kampüsü gibi noktaların projede yer alabileceğini ifade eden Çoban, seferlerin özel işletmeciler tarafından yürütülmesini öngördüklerini söyledi.

Çoban, projeye ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“İskeleler kurulacak. Bahsettiğimiz yerlere, Tatvan'a, Erciş'e, Ahlat'a, Adilcevaz'a kurulabilir. Bazı yerlerde zaten var. Kampüse kurulacak. Ne olacak? Bunların tabii ki çalışmaları yapılacak, ihaleleri yapılacak. Hatlarını alan kişiler gidip teknesini de alıp getirecek, çalıştıracak. Yani o kadar zor, öyle ütopik şeyler değil. Yeter ki vizyon olsun.”

VAN’DAKİ MESLEK ODALARI AYNI YERLEŞKEDE TOPLANACAK

Van Akademik Odalar Birliği Yerleşkesi projesini de açıklayan Çoban, farklı binalarda faaliyet gösteren meslek odalarının ortak bir yerleşkede hizmet vermesini hedeflediklerini söyledi. Proje kapsamında yaklaşık 20 meslek odasına bağımsız çalışma alanları, ortak toplantı salonları ve laboratuvarlar oluşturulması planlanıyor.

Meslek odalarının kentteki yapılaşma ve gelişim süreçlerinde önemli bir rol üstlendiğini belirten Çoban, oda başkanlarının ziyaretler sırasında daha iyi çalışma alanlarına ihtiyaç duyduklarını dile getirdiklerini aktardı.

Çoban, konuyla ilgili şunları söyledi:

“Ben her zaman şunu söylüyorum. Bir şehrin akademik odaları çok kıymetlidir, çok değerlidir. Şehrin yapılaşmasında en önemli faktörlerden bir tanesi akademik odalardır. Bu akademik odaları ziyaretlerimizde yönetim kurulu başkanlarımız ve yönetimleri bize şunu söylüyorlardı: Biz daha iyi bir ofisimiz olsun istiyoruz. Daha iyi bir iş yerimiz olsun istiyoruz.”

“PROJE MESLEK ODALARININ TALEPLERİNDEN DOĞDU”

Yerleşke projesinin meslek odalarının talepleri doğrultusunda hazırlandığını belirten Çoban, ortak bir binanın odaların çalışma koşullarına ve kurumsal görünürlüğüne katkı sağlayacağını ifade etti. Van Barosu’nun kendi binasını örnek gösteren Çoban, diğer meslek odalarının da benzer imkânlara sahip olmasını istediklerini söyledi.

Çoban, şöyle konuştu:

“Biz de oturduk arkadaşlarla konuştuk. Dedik ki bizim bu akademik odalarımızın prestiji için de gerçekten daha düzgün, sağlıklı bir bina olması iyi olacaktır. Nitekim baroyu biliyorsunuz, baronun şu an kendi binası var. Buradan da kendilerini tebrik ediyorum. Bana göre o binaları çok kıymetli, çok değerli ve onlara çok iyi prestij kazandırır. Diğer akademik odalarımızın da böyle talepleri vardı. Biz de buna öncülük edeceğiz. Hepsini bir araya toplayabileceğimiz bir proje hazırladık.”

“MOBİLYACILAR VE BEYAZ EŞYACILAR İÇİN TİCARET SİTESİ OLUŞTURACAĞIZ”

Van’da farklı sektörlerde faaliyet gösteren esnafın ortak ticaret alanlarında bir araya getirilmesini hedeflediklerini belirten Çoban, mobilya, beyaz eşya, toptancılık ve inşaat malzemeleri sektörleri için yeni site projeleri hazırladıklarını açıkladı.

İstanbul’daki MASKO ve Ankara’daki Siteler gibi örnekleri hatırlatan Çoban, Van’da da mobilya ve beyaz eşya satıcılarının kooperatif modeliyle ortak bir alanda faaliyet göstermesini amaçladıklarını belirtti. Ticaret odasının bu tür projelerde doğrudan inşaatı üstlenmek yerine üyeleri bir araya getirmesini, gerekli destek ve hibeler konusunda yardımcı olmasını planladıklarını söyledi.

Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Mobilyacılarımız için projelerimiz var. Mobilya ve beyaz eşya. Biliyorsunuz bugün büyükşehirlerin hemen hemen hepsinde kendi siteleri var. Mesela İstanbul'da MASKO var, Ankara'da Siteler var. Bizim de böyle bir projemiz var. Bütün mobilyacıları, bütün beyaz eşyacıları bir araya toplayabilecek bir site, kooperatif usulü. İnsanlar bunu söylerken belki şöyle anlayabilir: Bunu ticaret odası mı yapacak? Hayır. Ticaret odası üyelerine ön ayak olacak. Onları bir araya getirecek, onlara yardımcı olacak. Gerekli hibeleri alma konusunda onlara destek olacak. Zaten gerisini kendileri kooperatif usulü yaptırıyorlar. Yine toptancılarla alakalı böyle bir site projemiz var. İnşaat malzemecileri özellikle bu konuda çok mustaripler. Geçen dönemde bunları çok duydum. Bu dönemde yine çok duydum. Böyle projelerimiz var.”

“VAN’IN EN BÜYÜK KANAYAN YARALARINDAN BİRİ TURİZMDİR”

Van’ın doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerine rağmen turizm potansiyelini yeterince değerlendiremediğini savunan Çoban, kentin tanıtım çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çevre illerdeki turizm hareketliliğine dikkat çeken Çoban, Van’daki konaklama oranlarının düşük kaldığını ileri sürdü.

Bayram dönemlerinde kent esnafının turizm hareketliliğine ilişkin şikâyetlerini dile getirdiğini belirten Çoban, Van’ın tanıtım eksikliğinin ziyaretçi sayısını etkilediğini savundu.

Çoban, şöyle konuştu:

“Bizim en büyük kanayan yaramız belki de turizmdir. Zannedersem bir iki gün önce Mardin'de bir açıklama yapılmıştı. Artık yerimiz kalmadı, bütün oteller dolu oranına ulaştı. Zaten biliyorsunuz bayramda da bizim esnafımız, tüccarımız çıktı, bu sistemden şikâyette bulundu. Dedik ki biz burada maalesef yüzde 20-25'lerde doluluk oranındayken insanlar Diyarbakır'da, Mardin'de banklarda yatıyor. Bunun en büyük sebebi gerçekten bizim kendi şehrimizi tanıtamamamızdır.”

“VİZONTELE’NİN ÇEKİLDİĞİ YERLERE SAHİP ÇIKAMADIK”

Van’ın kültürel mirasının turizme kazandırılması gerektiğini belirten Çoban, Gevaş’ta çekilen Vizontele filminin mekânlarının korunmamasını eleştirdi. Film çekim alanlarının turistik bir değere dönüştürülebileceğini savunan Çoban, başka şehirlerde film ve dizi mekânlarının müze olarak değerlendirildiğini söyledi.

Çoban, Vizontele’nin çekildiği alanların korunması halinde kente daha fazla turist çekilebileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bakın gittiğiniz zaman Mardin'e, Türkiye'nin başka şehirlerine, Niğde'ye mesela, bakıyorsunuz diyorlar ki Asmalı Konak filmi şu köşede çekildi. Şu film burada çekildi. Ne yapılmış? Bir bakıyorsunuz bunların hepsi müzeye dönüştürülmüş. Biz Vizontele'nin çekildiği platoyu film biter bitmez hemen yıktık. Vizontele filmi Türkiye'nin klasikleri arasına girdi. Belki de dünyanın birçok ülkesinde bile izlendi. Biz ne yaptık? İşte o Deli Emine'nin evini maalesef bir ahıra dönüştürdük. O sinemanın yerini yıktık. Bazen Gevaş'a giderim. Hani bu Yılmaz Erdoğan'ın oturduğu bir kahve vardı, kanalın yanında. Emin olun orada oturduğum zaman çok duygulanıyorum ve çok da hoşuma gidiyor. Ve diyorum ki bizim artık bunlara sahip çıkmamız lazım. Biz eğer ki bunlara sahip çıkmış olsaydık emin olun sırf bu filmin çekildiği yeri görmek için bile buraya turist çekilebilirdi.”

“BİZ DAHA VAN’I KENDİ İNSANIMIZA TANITAMAMIŞIZ”

Bahçesaray ve Çatak ziyaretlerinde yaptıkları çekimlerin ilgi gördüğünü anlatan Çoban, Van’ın bazı ilçelerindeki doğal güzelliklerin kent sakinleri tarafından dahi yeterince bilinmediğini söyledi. İlçelerde gerçekleştirdikleri ziyaretler sırasında yaptıkları drone çekimlerinin ardından çok sayıda telefon aldıklarını belirten Çoban, tanıtım çalışmalarının artırılması gerektiğini ifade etti.

Çoban, şu değerlendirmede bulundu:

“Bizim bir Bahçesaray ve Çatak ziyaretimiz oldu. Gidip oradaki halkımızı, esnafımızı, tüccarımızı ziyaret edelim dedik. Orada drone çekimi yapmıştık. Emin olun o paylaşımlardan sonra o kadar çok telefon aldım ki. İnsanlar şunu söylüyordu: Gerçekten Bahçesaray bu kadar güzel bir yer mi? Düşünün biz daha kendi insanımıza bile tanıtamamışız bu kadar güzel yerlerimizi, güzel ilçelerimizi.”

MEVCUT VAN TSO YÖNETİMİNE PROJE ELEŞTİRİSİ

Önceki seçim döneminde açıklanan projelerin önemli bir bölümünün hayata geçirilmediğini savunan Çoban, mevcut oda yönetimine eleştiriler yöneltti. Geçen seçimlerde mavi ve beyaz listelerin açıkladığı projeleri hatırlatan Çoban, eğitim kampüsü, burs, kadın girişimciliği, e-ticaret, yapay zekâ, yeni dış pazarlar, sınır kapıları ve lojistik merkezi gibi vaatlerin hayata geçirilmediğini ileri sürdü.

Çoban, önceki seçim döneminde mavi listenin 21, beyaz listenin ise 19 proje açıkladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Biz geçen sefer seçime girdiğimizde iki rakip liste vardı. Mavi ve beyaz liste. Mavi listenin 21 altın projesi vardı. Beyaz listenin 19 projesi vardı. Mavi liste 10 grup aldı, beyaz liste de 9 grup aldı. Burada iki rakip adayın projeleri vardı. Van TSO Eğitim Kampüsü, Van TSO Eğitim Vakfı, üyelerin çocuklarına burs, kadın girişimciliği ve kadın kooperatifleri, e-ticaret ve yapay zekâ, yeni dış pazarlar, sınır kapıları, lojistik merkezi gibi projeler vardı. Gelincik ve Çili sınır kapıları, lojistik merkezi, sektörel kümelenme, Van Gastronomi ve Yöresel Ürünler Merkezi, Van Kültür ve Sanat Günleri, teknoloji fuarı, sosyal tesis ve hatıra ormanı, kurban kesim projesi... Bunların hiçbirisini maalesef göremedik. Eğer varsa tabii ki çıkıp kendileri de açıklayabilirler.”

“TİCARET ODASI SADECE BAŞKANLIK KOLTUĞU DEĞİLDİR”

Van TSO seçimlerinde meslek gruplarından seçilen meclis ve komite üyelerinin sorumluluklarına dikkat çeken Çoban, seçimlerin yalnızca oda başkanını belirlemekten ibaret olmadığını söyledi. Üyelerin temsilcilerinden sorunlarını takip etmelerini ve haklarını savunmalarını beklediğini ifade eden Çoban, seçimi kazanan ya da kaybeden listelerde yer alan isimlerin görevlerini sürdürmesi gerektiğini belirtti.

Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün ticaret odaları bir sivil toplum kuruluşudur. Biz seçimlere girdiğimiz zaman zaten bir başkanı seçmiyoruz. Delege seçiyoruz. Her meslek grubu kendi içerisinde meclis üyelerini, komite üyelerini seçiyor. Sen gittiğin zaman benim hakkımı orada savunacaksın. Ben yarın öbür gün bir sıkıntı olduğunda gelip senin kapını çalacağım. Ticaret Odası sadece o yönetim kurulu başkanlığı koltuğu değildir. Ticaret Odası'nda her meclis üyesi eğer gerçekten hakkıyla bu işi yapacaksa bir başkan kadar yetkilidir. O yüzden ticaret odası ne yapabilir diye sorulduğunda biz çok şey yapabilir diyoruz.”

1.565 ÜYENİN OY KULLANMA HAKKI TARTIŞMASI

Programın son bölümünde Van TSO seçimleri öncesinde gündeme gelen 1.565 üyenin oy kullanma hakkına ilişkin tartışmaları değerlendiren Çoban, seçmen listelerine erişim konusunda sorun yaşadıklarını ileri sürdü. Mevcut oda başkanının daha önce 7 bin 500 aktif üyeden söz ettiğini belirten Çoban, odanın internet sitesinde yayımlanan listelerde 5 bin 617 üyenin yer aldığını söyledi.

Çoban, listelerdeki fark nedeniyle 1.883 üyenin bilgilerine ulaşamadıklarını belirterek mevcut oda yönetiminden listeleri talep ettiklerini anlattı.

Çoban, şöyle konuştu:

“Mevcut başkan bir programda 7 bin 500 aktif üyenin olduğunu açıklamıştı. Ama Ticaret Odasının kendi resmî sitesinde verilen liste sayısı 5 bin 617. Yani bin 883 üyemizin ismine biz ulaşamıyorduk. Ben kendim de bu açıklamadan önce kalkıp mevcut yönetimi aradım. Listeleri talep ettim. Dedim ki bakın biz bir seçime gidiyoruz. Biz şu an listelere ulaşamıyoruz. Ne faal listeye ne askı listesine ulaşabiliyoruz. Sizlerden listeleri talep ediyoruz.”

“BİZE KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU GEREĞİ ASKI LİSTESİNİ VEREMEM DEDİ”

Çoban, mevcut oda yönetiminin kişisel verilerin korunması gerekçesiyle listeleri kendileriyle paylaşmadığını ileri sürdü. Seçim sürecinde tüm adayların üyelere eşit koşullarda ulaşabilmesi gerektiğini savunan Çoban, listelere erişim taleplerinin adil bir seçim yapılması amacı taşıdığını söyledi.

Çoban, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Başkanımız bana sen benim rakibimsin gibi bir ifade kullandı. Ben de kendisine şunu söyledim: Tamam biz rakibiz ama bu verilere siz ulaşabiliyorsunuz, biz ulaşamıyoruz. Adil bir seçim olabilmesi için sizden rica ediyoruz, bize listeleri verin. Kendisi de bana kişisel verilerin korunması kanunu gereği askı listesini veremem dedi. Ticaret Odasının sayfasında sadece şirket isimleri var. Yetkilisi kimdir, telefonu nedir, adresi nedir? Biz bunlara ulaşamıyorduk.”

“BİZ BU UYARIYI 28 EYLÜL’DE YAPTIK”

Seçim öncesinde üyelerin askı durumlarına ilişkin 28 Eylül 2026 tarihinde kamuoyuna açıklama yaptıklarını belirten Çoban, bazı üyelerin listelerdeki durumlarından haberdar olmadığını savundu. Üye bilgilerine erişim taleplerinin, askıdaki üyelerin bilgilendirilmesine yönelik olduğunu ifade eden Çoban, 17 Eylül’de yayımlanan duyuru ve 5 Ekim’e kadar yapılması gereken vergi güncellemelerine dikkat çekti.

Çoban, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“17 Eylül 2026 tarihinde odanın sitesinde yayınlanan bu duyuruyu sadece biz mi okuduk? 5 Ekim'e kadar askıda olan üyeler gelip vergi güncellemesi yapmazlarsa bunlar yarın aidatlarını ödeseler bile askıdan inmezler. Biz de kendilerine şu talepte bulunduk: Bize listeleri verin, biz de uyaralım. İnsanları arayalım, uyaralım. Buyurun gelin, vergi güncellemenizi yapın diyelim. Listeye çıkmış ama belki adamın haberi yok. Bilmiyor yani şu an askıda ama niçin askıda olduğunu da bilmiyor. Aidat borcundan mıdır, vergi güncellemesinden midir, niçindir bilmiyor.”

RAKİP ADAYLARA AİDAT BORCU İDDİASI

Seçim sürecinde bazı rakip adayların askıdaki üyelere ulaştığını ve aidat borçlarını ödeme teklifinde bulunduğunu iddia eden Çoban, kendi listelerinin üye bilgilerine erişememesi nedeniyle eşit şartlarda seçim çalışması yürütemediğini savundu.

Bazı üyelerin aidatlarının kendilerinden habersiz ödendiğini de öne süren Çoban, yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Onlar gidip o askıdaki üyelere ulaşıyorlardı. Hatta ne kadar borçları var onları söylüyorlardı. Hatta biraz daha ilerisine taşıyıp bu işi, sizin aidat borcunuzu biz ödeyelim, bize oyunuzu verin teşebbüsünde bile bulunuyorlardı. Hatta ve hatta biraz daha ileriye gidip aidatlarını onlardan habersiz ödeyip, emrivaki yapıp onlara dekontları gönderip, bak sizin yerinize biz ödedik, bize oyunuzu verir misiniz diyorlardı. Bizim kendi yanımızda aday olan arkadaşımızın bile aidatı bu şekilde ödenmişti.”

“ODANIN HATASI ÜYELERE MAL EDİLMEMELİDİR”

1.565 üyenin oy kullanma hakkına ilişkin süreci değerlendiren Çoban, seçim kurullarının kararları nedeniyle üyelerin mağdur edildiğini savundu. Van TSO’nun itirazının reddedildiğini belirten Çoban, seçim listeleriyle ilgili yaşanan süreçte veri akışının zamanında sağlanmadığını ileri sürdü.

Çoban, karar sürecini şu sözlerle anlattı:

“Bugün geldiğimiz noktada bu 1.565 üye meselesi var. İlçe Seçim Kurulu şunu söylüyor: Normalde artık askıdan indirmeler bitecekti. Bunların 17'sinden sonra bize hemen veri akışını sağlamaları gerekirdi. Sağlamamışlar. Akşam 18.03'te zannedersem KEP'ten gönderilmiş, 18.20'de de veriler gidip fiziki olarak teslim edilmiş. Öyle söyleniyor. İlçe Seçim Kurulu da şaibelere mahal vermemek adına bunların bu seçimde oy kullanmamasına karar vermiş. Ama geldiğimiz noktada artık daha yapabilecek bir şey yok. Çünkü il de reddetti.”

“BİZ BU KONUDA SESSİZ KALMADIK”

Seçim sürecinde üyelerden kendilerine ulaşamadıkları yönünde eleştiriler geldiğini belirten Çoban, bunun nedeninin üye listelerine erişememeleri olduğunu söyledi. Eski listeler ve sicil gazeteleri üzerinden üyelere ulaşmaya çalıştıklarını ifade eden Çoban, yaşanan tartışmalarda kendilerinin sessiz kalmadığını dile getirdi.

Çoban, şu ifadeleri kullandı:

“İnanın insanlar beni arıyordu. Diyordu ki biz size oyumuzu vereceğiz ama kırgınız size. Niye kırgınsınız diye soruyordum. Diğer adaylar bize ulaştı ama siz bize ulaşmadınız. Bizi aramıyorsunuz, sormuyorsunuz, gelmiyorsunuz diyorlardı. Ben de diyordum ki vallahi bizde veriler yok, bizde listeler yok. Bizim arkadaşlarımız eski listelerden bulmaya çalışıyorlar. Bir önceki dönemdeki listelerden bulmaya çalışıyorlar. Ayrıca sicil gazetelerinden bulmaya çalışıyorlar. Artık ulaşabildiğimiz kadarına ulaşmaya çalışıyoruz. O yüzden burada sessiz kalan bizler değiliz.”

“SEÇİM GÜNÜ HER SANDIKTA AVUKAT ARKADAŞLARIMIZ OLACAK”

Programın sonunda Van TSO üyelerine seslenen Çoban, seçimlerin güvenli ve şeffaf şekilde yapılması için hazırlıklarını sürdürdüklerini söyledi. Önceki seçimlerde yaşanan tartışmaların tekrarlanmaması gerektiğini belirten Çoban, seçim günü sandıklarda hukuki destek sağlamak amacıyla avukatların görev yapacağını açıkladı.

Çoban, seçim sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Yaptığımız ziyaretlerde genel itibarıyla tüccarımızın hep şu kaygısı var: Acaba yine bu şaibeli bir seçime dönüşecek mi? Acaba bu şaibeler bir daha yaşanacak mı? Ben burada kendilerine şunu belirteyim. Buradan emin olsunlar ki biz bütün tedbirleri alıyoruz. Zaten seçim günü hemen hemen her sandıkta bir avukat arkadaşımız olacak. Bütün seçim önlemlerini alıyoruz. Geçen seferden kendimize ders çıkardık. O yüzden rahat olsunlar. Bu sefer iradeleri sandığa yansıyacak.”

Muhabir: MESKİN OLCAY