Van’ın Eylül Ayı Dış Ticaret Verileri Belli Oldu: İhracat 2,2 Milyon Doları Aştı
Van’ın Eylül Ayı Dış Ticaret Verileri Belli Oldu: İhracat 2,2 Milyon Doları Aştı
İçeriği Görüntüle

Van’ın Gevaş ilçesi sınırlarında, Van Gölü’nün mavi suları üzerinde yer alan Akdamar Adası, doğal güzelliğiyle olduğu kadar köklü tarihiyle de öne çıkıyor. Kıyıdan yaklaşık 4 kilometre açıkta bulunan ve Van kent merkezine yaklaşık 55 kilometre uzaklıkta yer alan ada, tarihi yapıları, taş işçiliği ve kültürel geçmişiyle bölgenin önemli ziyaret noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Adanın en bilinen yapısı olan Surp Haç Kilisesi, 10. yüzyılda inşa edildi. Ancak Akdamar’ın hikâyesi yalnızca bir kilisenin inşa edilmesinden ibaret değil. Bir dönem krallığın dini ve siyasi yaşamında önemli rol oynayan ada, yüzyıllar içinde manastıra, dini bir merkeze ve günümüzde anıt müze olarak ziyaret edilen tarihi bir alana dönüştü. Bugün ise bu uzun geçmişin izlerini taşıyan mezarlık bakım ve onarım bekliyor.

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor (5)

915-921 YILLARI ARASINDA İNŞA EDİLDİ

Akdamar Kilisesi, Vaspurakan Krallığı’nın hükümdarı I. Gagik Ardzruni’nin emriyle 915-921 yılları arasında mimar ve keşiş Manuel tarafından Kutsal Haç adına yaptırıldı. İlk olarak bir saray kompleksinin kilisesi olarak inşa edilen yapı, Vaspurakan Krallığı’nın Bizans İmparatorluğu tarafından ilhak edilmesinin ardından saray kilisesi işlevini kaybederek manastıra dönüştürüldü. Kilise, sonraki yüzyıllarda farklı bölümler eklenerek genişletildi. Kuzeydoğudaki şapelin 1296-1336 yılları arasında, batıdaki jamatonun 1763 yılında ve güneydeki çan kulesinin ise 18. yüzyılın sonlarında yapıya eklendiği belirtiliyor. Böylece yapı, farklı dönemlerin mimari izlerini bünyesinde barındıran bir külliye niteliği kazandı. Akdamar Manastırı, 1113 yılından itibaren bölgedeki Ermeni dini yaşamının önemli merkezlerinden biri haline geldi. Manastır, 1895 yılına kadar bölgedeki Ermeni Patrikliği açısından merkezi bir konum taşıdı. 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarında yaşanan çalkantılı süreçlerin ardından ada terk edildi; manastır kompleksindeki yapıların önemli bir bölümü zaman içinde yıkılırken kilise de uzun yıllar bakımsız kaldı.Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 2005 yılında başlatılan çalışmaların ardından kilise, 2007 yılında anıt müze olarak ziyarete açıldı. Günümüzde Akdamar Anıt Müzesi adıyla bilinen yapı, hem mimari özellikleri hem de taşıdığı tarihi anlam nedeniyle önemini koruyor.

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor (1)

TAŞ DUVARLARINDA YÜZYILLARIN HİKÂYESİ VAR

Akdamar Kilisesi’ni benzer tarihi yapılardan ayıran özelliklerin başında dış cephelerindeki zengin taş kabartmalar geliyor. Kırmızı renkli taşlarla inşa edilen kilisenin duvarlarında İncil ve Tevrat kaynaklı dini sahnelerin yanı sıra insan ve hayvan figürleri, av sahneleri ve saray yaşamını yansıtan tasvirler bulunuyor.Kabartmalarda Hz. İsa, Âdem ve Havva, çeşitli peygamberler ve kutsal kitaplarda anlatılan olaylara ilişkin sahneler yer alıyor. Kilisenin batı cephesinde Vaspurakan Kralı I. Gagik’in kilise maketini Hz. İsa’ya sunmasını gösteren tasvir de yapının dikkat çeken ayrıntıları arasında bulunuyor.İç mekânda ise dini konuları betimleyen freskler yer alıyor. Zaman içinde yıpranan bu duvar resimleri, yapının yalnızca mimari açıdan değil, resim sanatı tarihi bakımından da önem taşıdığını gösteriyor.Merkezi kubbeli ve dört yapraklı yonca biçimindeki haç planına sahip kilise, Orta Çağ Ermeni mimarisinin önemli eserleri arasında kabul ediliyor. Yapının duvarlarına işlenen figürler, dönemin dini anlayışına ilişkin bilgilerin yanı sıra günlük yaşam, yönetim ve sanat anlayışına dair de izler taşıyor.

AKDAMAR ADININ HİKAYESİ NEREDEN GELİYOR 'TAMARA' KİMDİR?

Akdamar Adası’nın tarihsel geçmişinin yanı sıra hafızalarda yer eden bir de aşk hikâyesi bulunuyor. Adanın adının nereden geldiğine ilişkin anlatılan Tamara efsanesi, yüzyıllardır bölgeyle özdeşleşmiş durumda. Halk arasında anlatılan efsaneye göre adada yaşayan bir keşişin, Tamara adında bir kızı vardır. Gölün karşı kıyısında yaşayan genç bir delikanlı, Tamara’ya âşık olur. İki genç, ailelerinden ve çevrelerinden gizli biçimde buluşabilmek için anlaşır. Tamara, geceleri elinde bir ışık yakarak gence yol gösterir; genç de Van Gölü’nün sularını yüzerek geçip adaya ulaşır. Bir gece fırtına çıkar. Gölün dalgaları arasında yönünü kaybeden genç, kıyıya ulaşmaya çalışırken güçten düşer. Son nefesinde sevgilisinin adını haykırdığı anlatılır: “Ah Tamara!” Efsaneye göre genç kız da yaşananların ardından hayatını kaybeder ve ada, bu acıklı hikâyeyle birlikte “Ahtamar” adıyla anılmaya başlar. Zaman içinde bu adın Akdamar biçimine dönüştüğü anlatılır. Bu hikâye, adanın adının kökenini açıklayan tarihsel bir belge değil, kuşaktan kuşağa aktarılan bir halk efsanesidir. Ancak Akdamar’ın yalnızca tarihi yapılarıyla değil, kültürel bellekte bıraktığı izlerle de yaşadığını gösteren anlatılardan biridir. Akdamar Adası’nın uluslararası alanda tanınmasında Surp Haç Kilisesi’nde gerçekleştirilen geleneksel Ermeni ayininin de önemli bir yeri bulunuyor. Yaklaşık 95 yıllık aranın ardından ilk kez 19 Eylül 2010 tarihinde düzenlenen ayin, 2015-2017 yılları arasında güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirilemedi. 2018 yılından itibaren yeniden düzenli olarak yapılmaya başlanan etkinlik, her yıl eylül ayında adayı yeniden gündeme taşıyor. Eylül 2026’da gerçekleştirilen 14’üncü ayinle birlikte gelenek sürdürüldü. Türkiye’den ve yurt dışından katılımcıların bir araya geldiği etkinlik, Akdamar’ın inanç turizmi ve kültürel tanıtım açısından taşıdığı önemi de ortaya koyuyor.Ancak adanın tarihi mirası yalnızca kiliseyle sınırlı değil. Kilisenin çevresinde bulunan mezarlık, mezar taşları ve diğer tarihi kalıntılar da aynı geçmişin parçaları olarak korunmayı bekliyor.

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor (2)

TARİHİ MEZARLIKTA BAKIM VE ONARIM İHTİYACI

Akdamar Adası’ndaki tarihi Ermeni mezarlığında bulunan Haçkarlar, üzerlerindeki haç motifleri, taş işçiliği ve yazıtlarla geçmiş dönemlerin kültürel izlerini taşıyor. Ancak açık hava koşullarına maruz kalan taşlarda zaman içinde çeşitli yıpranmalar meydana gelebiliyor. Mezarlık alanında bazı taşların yüzeylerinde liken ve yosun oluşumları, aşınmalar ve fiziksel bozulmalar dikkat çekiyor. Bazı mezar taşlarının eğilmiş veya devrilmiş durumda. Ziyaretçilerin taşlara temas etmesini önlemek amacıyla kullanılan halat bariyerler ve uyarı tabelaları, insan kaynaklı zararları azaltmaya yönelik önlemler olarak önem taşıyor. Ancak bu uygulamalar, yağış, rüzgâr, sıcaklık değişimleri ve zemindeki hareketler gibi çevresel etkenlerin yol açabileceği yıpranmaları tek başına önleyemiyor. Bu nedenle mezarlıkta yalnızca ziyaretçi geçişini sınırlandırmakla yetinilmemesi; taşların durumunun düzenli olarak incelenmesi, gerekli bakımın yapılması ve fiziksel bütünlüğü tehlikede olan eserlerin güvenliğinin sağlanması gerekiyor.

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor (7)

KİLİSE KORUNURKEN MEZARLIĞIN DURUMU DA DEĞERLENDİRİLMELİ

Akdamar Kilisesi için geçmişte yürütülen restorasyon çalışmaları, yapının günümüze ulaşmasında önemli rol oynadı. Ancak kiliseye yönelik çalışmalar ile adadaki diğer tarihi unsurların bakım ihtiyacı birbirinden ayrı değerlendirilmesi gereken konular. Bu kapsamda taş yüzeylerindeki biyolojik oluşumların uygun yöntemlerle kontrol altına alınması, eğilen veya devrilen taşların durumunun değerlendirilmesi ve zemin koşullarının incelenmesi önem taşıyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili koruma birimlerinin, tarihi mezarlığın mevcut durumuna ilişkin inceleme yapması ve ihtiyaç duyulan bakım ve onarım çalışmalarını değerlendirmesi bekleniyor.Burada yanıt bekleyen temel soru, adanın yalnızca en çok bilinen yapısının değil, bütün kültürel mirasının nasıl korunduğu. Her yıl ayin dolayısıyla ziyaretçilerin ve kamuoyunun dikkatini çeken Akdamar’da, tarihi mezarlığın mevcut durumu ve bu alanda yürütülen bakım çalışmalarına ilişkin açıklamalar da önem taşıyor.

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor (7)

AKDAMAR’IN HİKÂYESİ YALNIZCA KİLİSEDEN İBARET DEĞİL

Krallıklara, dini yapılara, farklı dönemlerin izlerine ve yüzyıllar boyunca anlatılan efsanelere ev sahipliği yapan Akdamar Adası, Van Gölü’nün ortasında geçmişle bugün arasında bir bağ kuruyor. Surp Haç Kilisesi’nin taş duvarları, üzerlerindeki kabartmalar ve adanın adıyla özdeşleşen Tamara efsanesi, bu mirasın farklı yönlerini oluşturuyor.Tarihi mezarlıkta bulunan Haçkarlar da bu bütünün bir parçası. Bu taşlar, yalnızca eski mezar yapıları değil; dönemin taş işçiliğini, inanç dünyasını ve kültürel geçmişini yansıtan tarihi belgeler niteliğinde.Akdamar’da her yıl düzenlenen ayin, adanın dini ve kültürel kimliğinin yaşatılmasına katkı sunarken, tarihi mezarlığın korunması da aynı mirasın geleceğe aktarılması açısından önem taşıyor

Van Akdamar Adası’ndaki Tarihi Ermeni Mezarlığı Bakım Bekliyor

Muhabir: MESUT TEMEL