SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kafein ve kahve tüketiminin kalp sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Sağlıklı yetişkinlerde günlük 400 miligrama kadar kafeinin genel olarak güvenli kabul edildiğini belirten Sarıkaya, enerji içecekleri ve filtrelenmemiş kahve konusunda ise dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kahve ve kafein tüketiminin kalp-damar sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kafeinin etkilerinin kişiden kişiye değişebildiğine dikkat çeken Sarıkaya, ölçülü kahve tüketiminin genel olarak kardiyovasküler açıdan güvenli olduğunu belirtti. Sarıkaya, “Kahveyi seviyorsanız ve size çarpıntı, uykusuzluk veya başka bir sorun oluşturmuyorsa bırakmanız gerekmiyor. Ancak kalp sağlığı için kahve tüketimini özellikle artırmanız da gerekmiyor” ifadelerini kullandı.
GÜNLÜK 400 MİLİGRAMA KADAR KAFEİN
Sağlıklı yetişkinlerde kafein tüketiminin belirli bir seviyeye kadar güvenli kabul edildiğini belirten Sarıkaya, günlük 400 miligrama kadar kafeinin çoğu sağlıklı yetişkin için genel olarak güvenli olduğunu ifade etti. Ancak kafeinin herkes üzerindeki etkisinin aynı olmadığını vurgulayan Sarıkaya, bireysel duyarlılığın önem taşıdığını kaydetti. Kişilerin kafeine verdikleri tepkiye göre tüketim miktarını değerlendirmeleri gerektiğini belirtti.
“KAHVEYİ BIRAKMANIZ GEREKMİYOR”
Kahve tüketiminin kalp damar sağlığı açısından sanıldığı kadar olumsuz olmadığını belirten Sarıkaya, mevcut verilerin ölçülü kahve tüketiminin genel olarak kardiyovasküler açıdan güvenli olduğunu gösterdiğini söyledi. Sarıkaya, kafeini iyi tolere eden kişilerin yalnızca kalp sağlığı gerekçesiyle kahveyi bırakmasına gerek olmadığını belirterek, “Kafeini iyi tolere eden kişilerin sırf kalp sağlığı gerekçesiyle kahveyi bırakması gerekmiyor” dedi.
KAFEİN ARİTMİYE NEDEN OLUR MU?
Kafeinin kalpte ritim bozukluğuna yol açtığı yönündeki endişelere de değinen Sarıkaya, rutin kafein tüketiminin aritmileri artırdığına ilişkin güçlü bir kanıt bulunmadığını ifade etti. Bazı mekanizmaların atriyal fibrilasyon açısından nötr veya koruyucu olabileceğini belirten Sarıkaya, ancak sık ve belirti veren ventriküler erken vuruları bulunan kişilerin kafeini azaltmayı deneyebileceğini söyledi.
KAHVE DİYABET RİSKİYLE İLİŞKİLİ
Kahve tüketimi ile tip 2 diyabet arasındaki ilişkiye de dikkat çeken Sarıkaya, gözlemsel çalışmaların düzenli kahve tüketimi ile daha düşük tip 2 diyabet riski arasında ilişki olduğunu gösterdiğini aktardı.Bu ilişkinin karaciğer ve glukoz metabolizması üzerindeki uzun dönemli etkilerden veya fiziksel aktivitedeki artıştan kaynaklanabileceğini belirten Sarıkaya, buna rağmen kesin mekanizmanın henüz bilinmediğini ifade etti.
“DAHA FAZLA KAHVE, DAHA FAZLA SAĞLIK DEMEK DEĞİL”
Kalp sağlığına fayda sağlamak amacıyla kahve tüketiminin artırılmaması gerektiğini vurgulayan Sarıkaya, mevcut tüketimin güvenli olmasının daha fazla kahve tüketmenin daha sağlıklı olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Sarıkaya, “Kafein tüketimini artırmanın sağlığı iyileştirdiğini gösteren yeterli kanıt bulunmuyor. Mevcut tüketimin güvenli olması, daha fazlasının daha iyi olduğu anlamına gelmiyor” ifadelerini kullandı.
ENERJİ İÇECEKLERİNE DİKKAT
Kahve ile enerji içeceklerinin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Sarıkaya, enerji içeceklerinin yüksek dozda kafein ve başka uyarıcı bileşenler içerebildiğine dikkat çekti. Kahveyle ilgili olumlu verilerin büyük bölümünün kahve tüketimine ilişkin olduğunu belirten Sarıkaya, enerji içeceklerinin aritmi ve diğer kardiyovasküler yan etkiler açısından daha fazla dikkat gerektirdiğini söyledi.
KAHVENİN HAZIRLANIŞI DA ÖNEMLİ
Kahvenin hazırlanma yönteminin de kalp sağlığı açısından önem taşıdığını belirten Sarıkaya, filtrelenmemiş kahvenin LDL kolesterolü yükseltebilen bazı bileşenleri içerebildiğini ifade etti. Kağıt filtre kullanılan kahvelerde bu maddelerin önemli bölümünün tutulduğunu belirten Sarıkaya, özellikle kolesterolü yüksek kişiler açısından filtre kahvenin daha uygun bir tercih olabileceğini kaydetti.
“ÖLÇÜLÜ TÜKETİM VE BİREYSEL TOLERANS ESAS”
Kahve tüketimi konusunda temel yaklaşımın ölçülülük olması gerektiğini vurgulayan Sarıkaya, kişilerin kendi vücutlarının verdiği tepkileri dikkate almasının önemine işaret etti. Sarıkaya, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Kahveyi seviyorsanız ve size çarpıntı, uykusuzluk veya başka bir sorun oluşturmuyorsa bırakmanız gerekmiyor. Ancak kalp sağlığı için kahve tüketimini özellikle artırmanız da gerekmiyor. Ölçülü tüketim ve bireysel tolerans esas.”




