Aslen Vanlı olan Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin ekonomik geleceği için dikkat çeken bir öneride bulundu. Van'ın da aralarında bulunduğu 20 ili kapsayan öneride, “Halk ekonominin işçisi değil, patronu olabilir” ifadeleri öne çıktı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi geniş meraları, verimli tarım arazileri, su kaynakları, ormanları ve zengin bitki çeşitliliğiyle Türkiye'nin önemli doğal potansiyellerinden birini barındırıyor. Van'dan Hakkari'ye, Bitlis'ten Muş'a, Ağrı'dan Erzurum'a, Diyarbakır'dan Şanlıurfa'ya kadar uzanan geniş coğrafyada bu zenginliklerin ekonomik kalkınmaya dönüştürülmesi ise önemli bir fırsat olarak görülüyor. Ancak bölgenin kalkınması denildiğinde çoğunlukla fabrikalar, büyük yatırımlar ve altyapı projeleri gündeme gelirken, doğal kaynakların korunması ve yerel üretimin güçlendirilmesine dayalı alternatif modeller de tartışılmaya başlandı. Bu kapsamda aslen Vanlı olan Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun birer yeşil kalkınma havzasına dönüştürülebileceğini belirterek dikkat çeken önerilerde bulundu. Yanan ormanların yeniden canlandırılmasından tarımsal üretime, kooperatiflerden yenilenebilir enerji yatırımlarına kadar beş başlıkta çözüm önerisi sunan Rızvanoğlu, bölge halkının ekonomik kalkınmanın yalnızca işçisi değil, doğrudan ortağı olması gerektiğini vurguladı.

Evrim Rizvanoğlu (1)-1
“DOĞU VE GÜNEYDOĞU'YU YEŞİL KALKINMA HAVZASI YAPABİLİRİZ”

Aslen Vanlı olan Yeni Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğal zenginliklerinin ekonomik kalkınmanın önemli bir parçası hâline getirilebileceğini ifade etti. Bölgenin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde Rızvanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

Van YYÜ’lü Öğrencilerin Projesi Ödül Getirdi! Şimdi Hedef COP31
Van YYÜ’lü Öğrencilerin Projesi Ödül Getirdi! Şimdi Hedef COP31
İçeriği Görüntüle

“Türkiye'nin doğusu ve güneydoğusu için kalkınmayı yeniden düşünmenin zamanı gelmedi mi? Bölgenin geleceğini yalnızca fabrikalar, büyük altyapı yatırımları ve dışarıdan gelecek sermaye üzerinden tanımlamak zorunda değiliz. Elbette bunlar önemli. Ancak dünyanın yeni ekonomik dönüşümü bize çok daha geniş bir fırsat sunuyor: Yeşil ekonomi. Doğayı korumak ile ekonomik kalkınma birbirinin alternatifi değil. Doğru planlama yapılması hâlinde ormanlar, biyolojik çeşitliliğin, su kaynaklarının, tarımın ve yenilenebilir enerjinin yeni bir refah kaynağı olabilir.”

YANAN ORMANLAR RESTORE EDİLMELİ, ÇIPLAK DAĞLAR YEŞİLLENDİRİLMELİ

Yeşil kalkınma önerisinin ilk başlığını ekolojik restorasyon olarak açıklayan Rızvanoğlu, orman alanlarının, meraların, su havzalarının ve bozulan ekosistemlerin bilimsel planlamayla yeniden iyileştirilmesi gerektiğini söyledi. Rızvanoğlu, bu konuda şu değerlendirmede bulundu:

“Orman alanları, meralar, su havzaları ve bozulan ekosistemler bilimsel bir planlamayla yeniden iyileştirilmeli. Her bölgenin iklimine, toprağına ve su kaynaklarına uygun yerli türlerle ormanlaştırma ve doğayı onarma çalışmaları başlatılmalı. Ancak hedef yalnızca fidan dikmek olmamalı. Ormanların bakımı, korunması, yangınların önlenmesi ve biyolojik çeşitliliğin geliştirilmesi de kalıcı bir ekonomik faaliyete dönüşmeli.”


VAN'IN DOĞAL ÜRÜNLERİ EKONOMİYE KAZANDIRILABİLİR

Rızvanoğlu, bölgenin doğal zenginliklerinin yerel üretime ve istihdama dönüştürülmesi gerektiğini belirterek ceviz, badem, kuşburnu, sumak, kekik ve adaçayı gibi ürünleri örnek gösterdi. Bu ürünler üzerinden yeni üretim zincirleri kurulabileceğini ifade eden Rızvanoğlu, önerisini şöyle açıkladı:

“Arıcılık, tıbbi ve aromatik bitkiler, doğal kozmetik, meyve kurutma, bitkisel yağ üretimi, fidan yetiştiriciliği ve ekolojik turizm gibi alanlar geliştirilebilir. Böylece doğayı korumak aynı zamanda gelir ve istihdam yaratmanın da bir yolu hâline gelebilir.”


“HALK EKONOMİNİN İŞÇİSİ DEĞİL, ORTAĞI OLMALI”

Rızvanoğlu'nun açıklamasında en dikkat çeken başlıklardan biri ise yerel halkın ekonomik kalkınmadaki rolü oldu. Büyük şirketlerin yatırımlarının tek başına yeterli olmayacağını belirten Rızvanoğlu, köylülerin, kadınların, gençlerin ve küçük üreticilerin kendi işletmelerini kurabilmesi gerektiğini söyledi. Rızvanoğlu, bu konudaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:

“Bence en önemli mesele bu. Kalkınmayı yalnızca büyük şirketlerin bölgeye yatırım yapması ve yerel halkın bu işletmelerde çalışması olarak görmemeliyiz. Köylüler, kadınlar, gençler ve küçük üreticiler kendi işletmelerini kurabilmeli. Üretim kooperatifleri aracılığıyla ürünlerini işleyebilmeli, markalaştırabilmeli ve pazarlayabilmeli. Devlet; başlangıç sermayesi, düşük maliyetli finansman, teknik eğitim, makine ve ekipman desteği sağlamalı. Kamu alımları ve özel sektörle yapılacak alım anlaşmaları sayesinde küçük üreticinin pazara erişimi kolaylaştırılmalı”

Doğu Bölge (1)

“DOĞAYI KORUMAK DA BİR MESLEK VE GELİR KAYNAĞI OLMALI”

Yeşil ekonominin yalnızca üretim ve ticaretle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Rızvanoğlu, doğal alanların korunmasının da vatandaşlar için bir gelir kapısına dönüşebileceğini kaydetti. Rızvanoğlu, “Yerel halkın ormanların bakımını, yangın riskinin azaltılmasını, erozyonla mücadeleyi ve doğal alanların korunmasını üstlendiği modeller geliştirilebilir. Ekosistem hizmetleri karşılığında ödeme mekanizmalarıyla, doğayı koruyan insanlar bu faaliyetlerden düzenli gelir elde edebilir” dedi.

YENİLENEBİLİR ENERJİ KÖYLERE TAŞINMALI

Bölgesel kalkınma önerilerinde yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonomiye de yer veren Rızvanoğlu, kooperatiflerin ortak güneş enerjisi yatırımlarının desteklenmesini istedi. Güneş enerjili sulama sistemleri, tarımsal atıklardan kompost ve biyogaz üretimi, ortak soğuk hava depoları ve kurutma tesislerinin yaygınlaştırılmasını öneren Rızvanoğlu, “Böylece küçük üreticiler hem üretim maliyetlerini düşürebilir hem de yeni ekonomik faaliyetler geliştirebilir” değerlendirmesinde bulundu.

Tarim Ve Hayvancilik

ÇİN'DEKİ LOESS PLATOSU ÖRNEĞİNİ GÖSTERDİ

Rızvanoğlu, önerdiği model için Çin'in Loess Platosu'nda yürütülen ekolojik restorasyon programını örnek gösterdi. Bu programda doğanın iyileştirilmesi, tarımsal üretimin dönüştürülmesi ve çiftçi gelirlerinin artırılmasının birlikte ele alındığını belirten Rızvanoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Buradan çıkarılacak ders, ağaçlandırmanın insanın geçim kaynaklarıyla birlikte planlanmasıdır.”

Muhabir: MESUT TEMEL