Kardeşlik ve barış süreci açısından tarihi bir dönüm noktasından geçiyoruz. Çerçeve yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde büyük bir oy çoğunluğuyla kabul edildi ve Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Kuşkusuz böylesine tarihi bir sürecin kahramanları ve büyük emek verenleri vardır. Bu sürecin en büyük pay sahiplerinden biri, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Devlet Bahçeli de süreç boyunca ortaya koyduğu kararlı ve cesur iradeyle barışın mimarları arasında yerini almıştır. İmralı’dan sürece katkı sunan Abdullah Öcalan’ın da silahların susması ve yeni bir dönemin başlaması yönündeki çabalarının takdir edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Artık yeter!
Tam 45 yıl boyunca terörün acısını yaşadık. Askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, korucumuzu ve masum vatandaşlarımızı kaybettik. Annelerin gözyaşları dinmedi, ocaklara ateş düştü, nice evladımız toprağa verildi. Nice çocuk babasız, nice anne evlatsız kaldı.
Sadece canlarımızı değil, geleceğimizden de çok şey kaybettik.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye’nin kaynakları yıllarca terörle mücadeleye harcandı. O kaynaklarla fabrikalar kurulabilir, gençlerimize iş ve aş sağlanabilir, şehirlerimiz daha güçlü ve müreffeh hale getirilebilirdi.
Terör nedeniyle köyler boşaldı, insanlar topraklarını, evlerini ve hatıralarını geride bırakıp şehirlere göç etmek zorunda kaldı. Kimi yeni hayatına uyum sağlamakta zorlandı, kimi yoksullukla, kimi işsizlikle mücadele etti. Oysa bu toprakların insanı kendi köyünde, kendi yaylasında, kendi toprağında huzur içinde yaşamalıydı.
Şimdi önümüzde tarihi bir fırsat var.
Artık dağlarımızda silah sesleri değil, kuşların sesi yankılansın. Yaylalarımızda korku değil, çocuklarımızın neşesi olsun. Bahar gelsin, çiçekler açsın. İnsanlarımız yeniden köylerine, yaylalarına, topraklarına dönsün.
Bu süreç bir siyasi partinin değil, Türkiye’nin meselesidir. Barış; Türk'ün de Kürt'ün de, Alevi'nin de Sünni'nin de, doğunun da batının da ortak özlemidir.
Yıllarca birbirimizin acısını taşıdık. Artık birbirimizin sevincini paylaşmanın zamanı geldi.
Bundan sonra çocuklarımızın geçmişin acılarıyla değil, geleceğin umutlarıyla büyümesini istiyoruz. Silahların, gözyaşının ve ayrılığın yerine kardeşlik, huzur, yatırım, üretim ve refah gelsin.
Allah bu süreci hayırlı eylesin. Bir daha hiçbir annenin evladına ağıt yakmadığı, hiçbir ocağa ateş düşmediği, insanların korkmadan yaşadığı bir Türkiye nasip etsin.
Artık yeter!
Artık kardeşlik zamanı.
Artık huzur zamanı.
Artık Türkiye’nin geleceğini birlikte inşa etme zamanı.