Van’da son yıllarda düğünlerde yaşanan değişim, ne yazık ki hepimizi düşündürmesi gereken bir noktaya ulaştı. Bir zamanlar aileleri, akrabaları ve komşuları bir araya getiren; paylaşmanın, dayanışmanın ve mutluluğa ortak olmanın adı olan düğünler, bugün giderek ağır bir ekonomik yükün ve gösteriş yarışının içine sürükleniyor.

Özellikle yüksek maliyetli düğünler ve adeta açık artırmaya dönüşen takı merasimleri, gençlerin ve ailelerin omuzlarına kaldıramayacakları yükler bindiriyor. Bir kişinin taktığına karşılık daha fazlasını takma, bir düğünde yapılanı diğer düğünde geçme çabası; sevinç olması gereken günleri maalesef bir rekabet ve prestij meselesine dönüştürüyor.

Oysa düğün, insanları borca sokmak için değil; iki gencin yeni bir hayata umutla başlamasına vesile olmak için yapılmalıdır. Anne ve babalar yıllarca biriktirdiklerini birkaç saatlik gösteriş uğruna tüketmemeli, gençler daha hayatlarının başında düğün borçları altında ezilmemelidir.

Unutmamalıyız ki komşunun yaptığı düğünü geçmek, daha büyük salon tutmak, daha fazla altın takmak veya daha görkemli bir eğlence düzenlemek kimseyi daha mutlu etmez. Asıl zenginlik; samimiyette, paylaşmakta, dostlukta ve iki insanın kuracağı yuvaya verilen hayır duasındadır.

Bu gidişat sadece aileleri değil, bütün toplumu fakirleştiriyor. Bir düğün uğruna yapılan aşırı harcamalar, alınan borçlar ve oluşan ekonomik baskı; gençlerin evlilikten uzaklaşmasına, ailelerin ise yıllarca borç ödemesine neden oluyor.

Geliniz, Van’ın güzel dayanışma kültürünü yeniden hatırlayalım. Düğünlerimizi bir gösteriş yarışına değil, sevgiye ve kardeşliğe dönüştürelim. İnsanların cebindeki paraya değil, kalbindeki samimiyete bakalım.

Çünkü bir düğünün değeri, harcanan parayla değil; edilen dualarla, paylaşılan mutlulukla ve kurulan yuvanın huzuruyla ölçülmelidir.

Gösteriş geçer, borç kalır…
Ama sevgiyle, anlayışla ve mütevazılıkla kurulan yuvalar nesiller boyu yaşar.