Gençler Evlenmek İstiyor Ama Bir Yuva Kurmanın Bedeli Servete Dönüştü
Van’da düğünler artık sadece iki gencin hayatını birleştirdiği mutlu bir gün olmaktan çıktı. Ne yazık ki bugün bir gencin evlenebilmesi, adeta büyük bir servete sahip olmayı gerektiriyor.
Bir tarafta istenen bir servet değerindeki altınlar, diğer tarafta nişan için tutulan lüks salonlar… Ardından kına gecesi, düğün salonu, gelinlik, damatlık, mobilya, beyaz eşya, ev kirası ve daha saymakla bitmeyen masraflar…
Bir genç daha hayatının başında, yuva kurmanın heyecanını yaşaması gerekirken hesap kitap yapmak zorunda kalıyor. Ailesi yıllarca biriktirdiği parayı birkaç saatlik bir tören için harcıyor. Kimi borçlanıyor, kimi kredi çekiyor, kimi de “El âlem ne der?” düşüncesiyle gücünün çok üzerinde masrafların altına giriyor.
Bugün altın ve diğer düğün masraflarıyla birlikte bir gencin evlenmesinin maliyeti, halkın diliyle altı trilyonu, yani milyonlarca lirayı aşan bir yük olarak ifade ediliyor. Bu ekonomik şartlarda asgari ücretle veya sınırlı bir gelirle çalışan bir gencin bu masrafları karşılaması neredeyse imkânsız hale geliyor.
Sonra da dönüp soruyoruz:
“Gençler neden evlenmiyor?”
Belki de soruyu yanlış soruyoruz.
Gençler evlenmek istemiyor değil…
Gençler evlenemiyor!
Çünkü bir yuva kurmanın önüne altınlar, gösterişli salonlar, günlerce süren eğlenceler ve bitmek bilmeyen beklentiler konuluyor. Birbirini seven iki genç, mutlu bir hayat kurmak isterken daha evlenmeden ekonomik kaygıların ve borçların altında eziliyor.
Oysa evlilik; kaç kilo altın takıldığıyla, hangi salonda nişan yapıldığıyla, kınaya kaç kişinin katıldığıyla veya düğünün ne kadar görkemli olduğuyla ölçülmemeli.
Bir gencin evlenebilmesi için ailesinin servetini tüketmesi gerekmemeli.
Bir anne, oğlunu evlendirebilmek için yıllarca borç ödememeli. Bir baba, kızını gelin ederken “Masrafları nasıl karşılayacağım?” diye geceleri uykusuz kalmamalı. Gençler de sırf ekonomik imkânsızlıklar yüzünden sevdiklerine kavuşmayı yıllarca ertelemek zorunda bırakılmamalı.
Van’ın güzel geleneklerinde dayanışma vardı, samimiyet vardı, paylaşmak vardı. Düğünler bir yarış değil, mutluluğa ortak olmanın vesilesiydi. Bugün ise ne yazık ki “Kim daha fazla altın taktı, kim daha lüks salon tuttu, kimin düğünü daha görkemli oldu?” anlayışı, gençlerin geleceğini tehdit eden bir gösteriş yarışına dönüşmüş durumda.
Artık bu gidişata “dur” demeliyiz.
Çünkü birkaç saatlik gösteriş uğruna gençlerin yıllarını borç içinde geçirmesine kimsenin hakkı yoktur.
Gelin, düğünlerimizi yeniden sadeleştirelim. İstenen altınları makul seviyelere indirelim. Nişanı, kınayı ve düğünü bir rekabet alanına çevirmeyelim. İki gencin kuracağı yuvayı, toplumun bitmek bilmeyen beklentilerinin altında ezmeyelim.
Unutmayalım…
Gösteriş birkaç saat sürer,
ama borç yıllarca sürer.
Salonun ışıkları bir gece yanar,
ama gençlerin kuracağı yuvanın ışığı bir ömür boyu yanmalıdır.
Artık gençlerimize yük değil, destek olma zamanıdır. Çünkü evlilik bir servet harcama yarışı değil, iki insanın sevgiyle bir yuva kurma yolculuğudur.
Gençler Evlenmek İstiyor Ama Bir Yuva Kurmanın Bedeli Servete Dönüştü
Van’da düğünler artık sadece iki gencin hayatını birleştirdiği mutlu bir gün olmaktan çıktı. Ne yazık ki bugün bir gencin evlenebilmesi, adeta büyük bir servete sahip olmayı gerektiriyor.
Bir tarafta istenen bir servet değerindeki altınlar, diğer tarafta nişan için tutulan lüks salonlar… Ardından kına gecesi, düğün salonu, gelinlik, damatlık, mobilya, beyaz eşya, ev kirası ve daha saymakla bitmeyen masraflar…
Bir genç daha hayatının başında, yuva kurmanın heyecanını yaşaması gerekirken hesap kitap yapmak zorunda kalıyor. Ailesi yıllarca biriktirdiği parayı birkaç saatlik bir tören için harcıyor. Kimi borçlanıyor, kimi kredi çekiyor, kimi de “El âlem ne der?” düşüncesiyle gücünün çok üzerinde masrafların altına giriyor.
Bugün altın ve diğer düğün masraflarıyla birlikte bir gencin evlenmesinin maliyeti, halkın diliyle altı trilyonu, yani milyonlarca lirayı aşan bir yük olarak ifade ediliyor. Bu ekonomik şartlarda asgari ücretle veya sınırlı bir gelirle çalışan bir gencin bu masrafları karşılaması neredeyse imkânsız hale geliyor.
Sonra da dönüp soruyoruz:
“Gençler neden evlenmiyor?”
Belki de soruyu yanlış soruyoruz.
Gençler evlenmek istemiyor değil…
Gençler evlenemiyor!
Çünkü bir yuva kurmanın önüne altınlar, gösterişli salonlar, günlerce süren eğlenceler ve bitmek bilmeyen beklentiler konuluyor. Birbirini seven iki genç, mutlu bir hayat kurmak isterken daha evlenmeden ekonomik kaygıların ve borçların altında eziliyor.
Oysa evlilik; kaç kilo altın takıldığıyla, hangi salonda nişan yapıldığıyla, kınaya kaç kişinin katıldığıyla veya düğünün ne kadar görkemli olduğuyla ölçülmemeli.
Bir gencin evlenebilmesi için ailesinin servetini tüketmesi gerekmemeli.
Bir anne, oğlunu evlendirebilmek için yıllarca borç ödememeli. Bir baba, kızını gelin ederken “Masrafları nasıl karşılayacağım?” diye geceleri uykusuz kalmamalı. Gençler de sırf ekonomik imkânsızlıklar yüzünden sevdiklerine kavuşmayı yıllarca ertelemek zorunda bırakılmamalı.
Van’ın güzel geleneklerinde dayanışma vardı, samimiyet vardı, paylaşmak vardı. Düğünler bir yarış değil, mutluluğa ortak olmanın vesilesiydi. Bugün ise ne yazık ki “Kim daha fazla altın taktı, kim daha lüks salon tuttu, kimin düğünü daha görkemli oldu?” anlayışı, gençlerin geleceğini tehdit eden bir gösteriş yarışına dönüşmüş durumda.
Artık bu gidişata “dur” demeliyiz.
Çünkü birkaç saatlik gösteriş uğruna gençlerin yıllarını borç içinde geçirmesine kimsenin hakkı yoktur.
Gelin, düğünlerimizi yeniden sadeleştirelim. İstenen altınları makul seviyelere indirelim. Nişanı, kınayı ve düğünü bir rekabet alanına çevirmeyelim. İki gencin kuracağı yuvayı, toplumun bitmek bilmeyen beklentilerinin altında ezmeyelim.
Unutmayalım…
Gösteriş birkaç saat sürer,
ama borç yıllarca sürer.
Salonun ışıkları bir gece yanar,
ama gençlerin kuracağı yuvanın ışığı bir ömür boyu yanmalıdır.
Artık gençlerimize yük değil, destek olma zamanıdır. Çünkü evlilik bir servet harcama yarışı değil, iki insanın sevgiyle bir yuva kurma yolculuğudur.