Çözüm Süreci kapsamında hazırlanması planlanan “kod kanun” ile örgüt üyeliği, etkin pişmanlık ve infaz düzenlemelerinde önemli değişiklikler yapılması öngörülüyor. Yasal paketin yeni yasama yılında Meclis gündemine gelmesi bekleniyor.
Çözüm Süreci kapsamında hazırlanan nihai raporun ardından yasal düzenlemelerin kapsamı netleşmeye başladı. Sürecin ilk adımının geçici ve müstakil bir “kod kanun” ile atılması, ardından iki aşamalı bir yasal düzenleme yapılması planlanıyor.
KOD KANUNLA YENİ DÖNEM
Hazırlanacak kod kanunun, terör suçlarına ilişkin ceza hukukunda yeni bir çerçeve oluşturması bekleniyor. Bu kapsamda özellikle Türk Ceza Kanunu’nun etkin pişmanlığı düzenleyen 221’inci maddesinde değişiklik yapılması gündemde bulunuyor.
Düzenlemeyle birlikte örgüt üyeliği ve iltisak gibi kavramların yeniden tanımlanması ve uygulamadaki farklılıkların giderilmesi amaçlanıyor.
ÖRGÜT SUÇLARI YENİDEN DÜZENLENECEK
Yapılması planlanan düzenlemelerde Türk Ceza Kanunu ile Terörle Mücadele Kanunu’nda yer alan örgüt yöneticiliği, üyelik, yardım ve yataklık suçlarının yeniden ele alınması planlanıyor.
Kod kanunun, ilerleyen süreçte yapılacak yasal değişikliklerin temelini oluşturacağı belirtiliyor.
SİLAH BIRAKMA İÇİN MEKANİZMA KURULACAK
Silah bırakma sürecinin izlenmesi için Milli İstihbarat Teşkilatı ile Milli Savunma Bakanlığı koordinasyonunda bir mekanizmanın kurulması öngörülüyor. Bu mekanizma ile örgütlerin silah bıraktığının tespiti ve doğrulanması hedefleniyor.
Düzenlemeler kapsamında cezasını tamamlayan bazı hükümlülerin tahliye sonrası belirli bir süre kamu hizmetinde görevlendirilmesi ve devlet denetimine tabi tutulması planlanıyor.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan bazı hükümlüler için kamuoyunda “umut hakkı” olarak bilinen koşullu salıverme düzenlemesi de tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.
MECLİS’E NE ZAMAN GELECEK?
Yeni infaz düzenlemesi üzerinde yaz aylarında çalışılması, yasal paketin ise yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine getirilmesi hedefleniyor.
Hazırlanacak geçici kod kanunun yalnızca belirlenen süre içinde kendini fesheden ve bu durumun resmi olarak teyit edildiği örgütleri kapsayacağı belirtiliyor. Sürenin sona ermesinin ardından diğer örgütlerin bu düzenlemelerden yararlanamayacağı ifade ediliyor.





