Doğal güzellikleri ve biyolojik zenginliğiyle öne çıkan Van Gölü, son yıllarda artan evsel ve endüstriyel atıklar nedeniyle alarm veriyor. Gölü besleyen dere ve akarsular aracılığıyla taşınan kirleticiler, su kalitesini olumsuz etkilerken gölün ekolojik dengesini de tehdit ediyor.
"Her Saniye Yaklaşık 1.800 Litre Atık Su Gölle Buluşuyor"
Van Ekoloji Derneği (Van Eko-Der) Eş Sözcüsü Erdoğan Ödük, mevcut altyapının yetersiz kaldığını belirterek, Van Gölü'ne her saniye yaklaşık 1.800 litre lağım suyu ulaştığını ifade etti.
Ödük, plastik atıklar, evsel çöpler, arıtılmadan bırakılan atık sular, tarımsal ilaçlar ve kıyı bölgelerindeki plansız yapılaşmanın göl üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, gerekli önlemler alınmadığı takdirde geri dönüşü zor çevresel zararların yaşanabileceği uyarısında bulundu.

İnci Kefali ve Doğal Yaşam Tehlikede
Van Gölü'nün simgesi olan inci kefalinin yaşam alanlarının korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Ödük, göç yolları ile dere yataklarının kirleticilerden arındırılması gerektiğini söyledi.
Su kalitesinin düzenli olarak izlenmesi ve elde edilen verilerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini vurgulayan Ödük, ilgili kurumların koordinasyon içinde hareket etmesi çağrısında bulundu.

Arıtma Tesisleri İçin Acil Revizyon Çağrısı
Uzmanlar, mevcut arıtma tesislerinin kapasitesinin artırılması, tüm atık suların ileri biyolojik arıtma sistemlerinden geçirilmesi ve kaçak deşarjların etkin şekilde denetlenmesi gerektiğini ifade ediyor.
Ayrıca Van Gölü Havzası'nın bütüncül bir yönetim planı çerçevesinde korunmasının önemine dikkat çekiliyor.

Sanayi Kaynaklı Kirlilik Endişe Veriyor
Çevre Mühendisi Şeref Sayın, sanayi tesisleri, mezbahalar ve çeşitli üretim alanlarından kaynaklanan atık suların göldeki kirlilik yükünü artırdığını söyledi.
Bazı bölgelerde atık suların doğrudan Van Gölü'ne ulaştığını belirten Sayın, bunun yalnızca görüntü kirliliğine değil, biyolojik ve kimyasal bozulmalara da neden olduğunu ifade etti.

Analiz Sonuçları Tehlikeyi Ortaya Koydu
Van Gölü kıyılarında gerçekleştirilen mikrobiyolojik ve kimyasal analizlerde birçok parametrenin yasal sınırların üzerinde olduğu belirlendi.
Özellikle fekal kirlilik, enterokok bakterileri ve nitrit azotu değerlerinin yüksek seviyelerde tespit edildiğini aktaran uzmanlar, mevcut tablonun hem göl ekosistemi hem de insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu vurguladı.






