Van’ın Bardakçı köyünde kökleri Urartu dönemine dayanan çömlekçilik geleneği, Oğuzhan Eşme ve babasının emeğiyle ayakta tutuluyor. Ata mesleği, doğal malzemeler ve geleneksel yöntemlerle gelecek kuşaklara aktarılıyor.
Van‘ın Tuşba ilçesine bağlı Bardakçı köyünde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik sanatı, modernleşen dünyaya rağmen varlığını korumaya çalışıyor. Beş kuşaktır aynı mesleği sürdüren Oğuzhan Eşme, babasından öğrendiği zanaatı yaşatmak için mücadele ettiklerini söyledi.
Beş kuşaktır gelenek sürüyor
Küçük yaşlarda babasının atölyesinde çömlek yapımını öğrenen Eşme, mesleğin dedesinden babasına, oradan da kendisine aktarıldığını belirtti. Köyde bu işi sürdüren sadece iki kişi kaldığını ifade eden Eşme, çömlekçiliğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Yalnızca kil ve su kullanılıyor
Bardakçı köyünün zengin kil yataklarına sahip olduğunu vurgulayan Eşme, bölgede farklı özelliklere sahip 5-6 çeşit kil bulunduğunu söyledi. Üretimde yalnızca kil ve su kullanıldığını belirten Eşme, herhangi bir kimyasal katkı maddesine yer verilmediğini ifade etti.
Çamur sanata dönüşüyor
Atölyede çömlek, sürahi, kahve fincanı ve gaz lambası gibi birçok ürün üretiliyor. Özellikle Urartu motifleriyle süslenen eserler, hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.
Ziyaretçilere uygulamalı deneyim sunuyor
Atölyeye gelenler yalnızca izlemekle kalmıyor, çömlek tornasına geçerek kendi ürünlerini yapma imkanı da buluyor. Ustaların rehberliğinde şekillenen kil, kısa sürede sanata dönüşüyor.
“Geleceğe taşımak istiyoruz”
Ata mesleğini yaşatmaya kararlı olduklarını belirten Eşme, çömlekçiliğin Bardakçı köyünün kimliğinin önemli bir parçası olduğunu söyledi. Gençlerin bu sanata yönelmesini isteyen Eşme, “Bu meslek bizim geçmişimiz, unutulmasına izin vermeyeceğiz” dedi.




