Bir toplumun en büyük felaketi yoksulluk kadar, adalet duygusunun zedelenmesi ve haksız kazancın sıradanlaşmasıdır. Millet geçim derdiyle mücadele ederken, kamu gücünü kişisel çıkarları için kullandığı iddia edilenlerin servetleri tartışılıyorsa burada ciddi bir ahlaki sorun vardır.
Son dönemde gündeme gelen rüşvet, yolsuzluk ve fonlarla ilgili iddialar, toplumun vicdanında önemli sorular doğuruyor. Bu iddialar, hangi partiyi veya hangi makamı ilgilendirirse ilgilendirsin, hukuk çerçevesinde titizlikle araştırılmalıdır.
Çünkü hırsızın partisi, rüşvetin ideolojisi olmaz!
Hiç kimse siyasi kimliği nedeniyle korunmamalı, hiç kimse de yalnızca mensup olduğu parti yüzünden suçlu ilan edilmemelidir. Esas olan, delillerin ortaya konulması ve suçun yargı kararıyla sabit olması hâlinde adaletin eksiksiz uygulanmasıdır.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) adalet anlayışı hepimize örnektir: Adalet; makam, mevki, akrabalık ve siyasi aidiyet gözetmez.
1980'DEN BUGÜNE MAL VARLIKLARI ARAŞTIRILSIN!
Yetkililere ve Türkiye Büyük Millet Meclisine çağrım şudur: 1980 yılından günümüze kadar görev yapan belediye başkanlarının ve ilgili yöneticilerin mal varlıkları, görev dönemleriyle bağlantılı olarak hukuka uygun ve şeffaf biçimde incelensin.
Açıklanamayan servet artışları, şüpheli para hareketleri ve suç gelirlerinin başkalarına aktarılması ihtimalleri, MASAK ve ilgili kurumlarca kanuni yetkiler çerçevesinde araştırılsın. Gerektiğinde akrabalarla yapılan şüpheli işlemler de incelensin. Elbette akrabalık tek başına suçluluk göstergesi değildir; amaç, masumların haklarını korurken suçtan elde edilen kazançların gizlenmesini önlemektir.
KİRLİLİĞİ ÖRTMEK DEĞİL, TEMİZLEMEK GEREKİR!
Yolsuzluk iddialarının birkaç gün konuşulup unutulmasına artık son verilmelidir. Kamu malı milletin emanetidir; hiç kimsenin şahsi servet edinme aracı olamaz.
Kanalizasyon tıkanmışsa pisliğin üzerini örtmek çözüm değildir. Tıkanıklığı gidermek, kirliliği temizlemek ve aynı sorunların tekrarlanmaması için gerekli tedbirleri almak gerekir.Bu mücadele yalnızca cezalandırmayla sınırlı kalmamalı; şeffaflık, denetim ve hesap verebilirlik güçlendirilmelidir.
Bizim istediğimiz intikam değil, adalettir. Çifte standart değil, eşitliktir. Ayrıcalık değil, hesap verebilirliktir.
Hangi partiden olursa olsun, kamu malına ihanet ettiği yargı kararıyla sabit olan herkes hukuk önünde hesap vermelidir. Hiç kimse kendi mahallesinden diye korunmamalı, karşı mahalleden diye suçlanmamalıdır.
Unutmayalım: Bir ülkenin gerçek gücü, zenginlerinin servetiyle değil, adaletinin sağlamlığıyla ölçülür.
Hırsızın partisi olmaz! Adalet herkese lazımdır!