Kar henüz yağmadı ama Van' da bazı evlerde kış çoktan başladı. Bir anne doğalgaz faturasını düşünüyor, bir baba çocuğunun botuna bakıyor, bir öğrenci ise ay sonunu nasıl getireceğini hesaplıyor. Peki biz şehir olarak kışa hazırlanırken, çocuklarımızın ne kadarına gerçekten yetişebileceğiz? Van'da kışın geldiğini anlamak için meteorolojiye bakmaya gerek yok. Bir annenin çocuğunun montunun fermuarını kapatmaya çalışmasına bakın. Bir babanın doğalgaz sayacına bakarken yüzünün değişmesine bakın. Bir öğrencinin okul çıkışında arkadaşlarıyla bir yere gitmemek için "İşim var" demesine bakın. Kış bazen karla gelmez.
Kış, önce bazı evlerin bütçesine gelir. Ve Van'da o kış kapıda.Kar yağmadan önce sormamız gereken soru Her yıl kış geliyor. Her yıl aynı görüntüler yaşanıyor. Kar, buz, kapanan yollar, ısınma sorunları, yükselen faturalar... Fakat bu yıl bir şeyi farklı yapabiliriz. Meteorolojinin "kaç santimetre kar yağacak?" sorusundan önce kendimize başka bir soru sorabiliriz: Van'da bu kış kaç çocuk üşüyecek? Kaç öğrencinin montu yok? Kaç çocuğun botu eski?
Kaç aile evini ısıtırken mutfak masrafından kısmak zorunda kalacak? Kaç üniversite öğrencisi kira, ulaşım, yemek ve eğitim masraflarını aynı anda karşılamaya çalışacak?Bu soruların tamamına bugün elimizde net rakamlarla cevap veremeyebiliriz.
Ama bildiğimiz bir şey var: Van'da ihtiyaç sahibi aileler ve öğrenciler var. Mesele de tam olarak burada başlıyor. Yoksulluğun sesi çıkmaz Yoksulluk her zaman kapıyı çalıp "Ben yoksulum" demez. Bazen sessizdir. Bir çocuğun eski montuyla okula gitmesidir. Bir öğrencinin öğle yemeğini atlamasıdır. Bir annenin kendi ihtiyacından vazgeçip çocuğuna bot almasıdır. Bir babanın faturayı ertelemesidir.
En kötüsü de bazen kimse fark etmez. Çünkü ihtiyaç sahibi insanların önemli bir bölümü yardım isterken bile utanır. İşte bu nedenle mesele yalnızca yardım etmek değildir. Mesele, ihtiyaç sahibini bulabilmektir. Ve bunu yaparken onun onurunu koruyabilmektir. Bir mont, sandığımızdan daha büyük bir şey Dolabımızda aylardır kullanmadığımız bir mont olabilir. Bir çift bot olabilir. Bir okul çantası olabilir. Bir battaniye olabilir. Belki bizim için artık gereksizdir. Ama başka bir çocuk için bütün kışı değiştirebilir. Bu nedenle Van'da kış gelmeden önce büyük bütçeler gerektirmeyen bir dayanışma hareketi başlatılabilir. Mahalle mahalle ihtiyaçlar belirlenebilir.
Okullar, muhtarlıklar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları, esnaf ve gönüllüler bir araya gelebilir.İhtiyacı olan çocuklar için mont ve bot desteği sağlanabilir. Üniversite öğrencileri için sıcak yemek, kırtasiye ve ulaşım desteği konusunda dayanışma oluşturulabilir.
Ama bir şartla: Kimse yardım aldığı için teşhir edilmeyecek. Çünkü iyilik, fotoğraf karesine sığmayacak kadar değerlidir. Van'ın gerçek zenginliği Bir şehrin zenginliğini sadece yeni binalarla, yollarla, alışveriş merkezleriyle veya büyük projelerle ölçemeyiz. Bir şehrin gerçek zenginliği, en zor durumda olan insanına nasıl davrandığında ortaya çıkar. Van'ın güçlü bir dayanışma kültürü var.
Düğünde de bir araya geliyoruz. Taziyede de.Afette de. Peki kış gelmeden neden bir araya gelmeyelim? Neden şehir olarak "Bu kış Van'da hiçbir çocuk montsuz kalmasın" diyemeyelim? Neden bir esnaf bir öğrencinin botunu üstlenmesin? Neden bir iş insanı birkaç öğrencinin eğitim masrafına katkı sunmasın?
Neden kullanılmayan kıyafetler dolaplarda beklemek yerine ihtiyaç sahibine ulaşmasın? Bunların hiçbiri imkânsız değil. Sadece biraz organizasyon, biraz duyarlılık ve biraz da "Bana ne?" dememek gerekiyor. Bu yıl başka bir sayı sayalım Van'ın kışı zor. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama zor olan kışın kendisi değil. Asıl zor olan, aynı şehirde bir evde çocukların sıcacık uyurken başka bir evde bir annenin "Kombiyi biraz daha kısalım" demek zorunda kalmasıdır. İşte tam bu nedenle kış gelmeden önce bir sayım yapalım.
Nüfusu değil. Seçmeni değil. Esnafı değil. Üşüyebilecek çocukları sayalım. Mont ihtiyacı olanı... Bot ihtiyacı olanı... Kitaba ihtiyacı olanı... Sıcak bir eve, sıcak bir yemeğe, sıcak bir ortama ihtiyaç duyan öğrenciyi... Sonra da o sayıyı azaltmak için hep birlikte harekete geçelim. Çünkü Van'da kar yağmasını engelleyemeyiz. Soğuğu durduramayız. Kışı ortadan kaldıramayız. Ama bir çocuğun üşümemesini sağlayabiliriz.
Ve belki de bu kış Van'ın en güzel manzarası, beyaza bürünen sokaklar değil; bir çocuğun üşümeden okula gitmesi olur. Şimdi soruyu yeniden soralım: Van'da bu kış kaç çocuk üşüyecek? Asıl mesele bu sayıyı bilmek değil.
O sayıyı sıfıra yaklaştırmak için bugün ne yaptığımızdır.