Yeni bir eğitim-öğretim yılının daha başındayız. Çocuklarımız yeniden okullarına, öğretmenlerine ve arkadaşlarına kavuşacak. Kimi ilk kez okul heyecanı yaşayacak, kimi yeni bir sınıfa başlayacak, kimi de hayatının önemli bir dönüm noktasına adım atacak.

Ancak hepimizin üzerinde düşünmesi gereken çok önemli bir mesele var:
Biz çocuklarımıza sadece bilgi mi vereceğiz, yoksa güzel ahlakı da öğretecek miyiz?
Çünkü okul, yalnızca matematiğin, fiziğin, kimyanın, tarihin ve edebiyatın öğretildiği bir yer değildir. Okul aynı zamanda insanın insan olmayı öğrendiği, sevgiyi, saygıyı, merhameti, adaleti, dürüstlüğü ve sorumluluğu öğrendiği bir yuva olmalıdır.
Bugün belki de her zamankinden daha fazla ahlaklı nesillere ihtiyacımız var.
Bilgili ama vicdansız bir insanın bilgisi topluma fayda yerine zarar verebilir. Çok başarılı ama dürüstlükten uzak bir insan, makamını ve bilgisini yanlış kullanabilir. Teknolojiyi çok iyi bilen ama merhameti öğrenmemiş bir genç, sahip olduğu imkânları insanlığın hayrına kullanamayabilir.

Bu nedenle eğitim ile ahlakı birbirinden ayırmamalıyız.
Bizim çocuklarımız hem bilgili hem ahlaklı, hem başarılı hem vicdanlı, hem teknolojiyi kullanan hem de insanlığını unutmayan bireyler olarak yetişmelidir.
Unutmamalıyız ki bizim medeniyetimiz, ilim ve ahlakı birbirinden ayırmayan büyük bir medeniyettir.

Geçmişimize baktığımızda özellikle Müslüman bilim insanlarının matematikten fiziğe, kimyadan astronomiye, tıptan felsefeye kadar pek çok alanda insanlığa önemli katkılar sunduğunu görüyoruz. El-Harezmi, İbn Sina, Biruni, İbnü'l-Heysem ve daha nice ilim insanı, bilginin insanlığın hizmetinde olması gerektiğini bizlere göstermiştir.
Onlar sadece bilgi üretmediler; ilmi bir sorumluluk ve emanet olarak gördüler.
Bugün bizim de çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miraslardan biri budur:
Oku, araştır, öğren, sorgula, üret… Ama bütün bunları güzel ahlakla yap.
Çünkü çağımız artık internet çağıdır. Dünyanın bilgisi çocuklarımızın avuçlarının içindedir. Birkaç saniye içerisinde milyonlarca bilgiye ulaşabiliyorlar. Yapay zekâ, internet ve yeni teknolojiler hayatımızın her alanını değiştiriyor.

Biz gençlerimizi bu çağın gerisinde bırakmamalıyız.

Onların bilgiyi en üst seviyede öğrenmelerini, teknolojiyi kullanmalarını, bilim üretmelerini, dünyayla yarışmalarını istiyoruz.

Ama aynı zamanda şunu da istiyoruz:
Bilgisi arttıkça kibri değil, tevazusu artsın.
Başarısı arttıkça insanlara sevgisi artsın.
Gücü arttıkça adaleti artsın.
İmkânı arttıkça paylaşması artsın.
Teknolojiyi kullandıkça vicdanını kaybetmesin.
Çocuklarımız sınavlarda başarılı olsun; ama hayatta da iyi insan olmayı başarsın.
Birbirlerine saygı göstersinler. Büyüklerine hürmet, küçüklerine sevgi duysunlar. Arkadaşının başarısını kıskanmak yerine onunla gurur duysunlar. Zayıf olanı ezmesinler. Mazlumun yanında dursunlar. Yalanı, haksızlığı, kul hakkını hayatlarının dışında tutsunlar.
Çünkü iyi bir toplum, sadece iyi eğitim almış insanlarla değil; iyi yetişmiş insanlarla kurulur.
Burada ailelere, öğretmenlere ve eğitim yöneticilerine de büyük sorumluluk düşüyor.
Çocuklarımızın sadece karnesindeki notlara değil, kalbindeki değerlere de bakmalıyız.

Onlara sadece “Derslerini çalış.” dememeliyiz.
“Dürüst ol.”
“Kimseyi incitme.”
“Haksızlık karşısında susma.”
“Paylaş.”
“Merhametli ol.”
“İnsanlara saygı göster.”
“Ülkene, milletine ve insanlığa faydalı ol.”
demeyi de öğretmeliyiz.
Yeni eğitim-öğretim yılının başında bütün çocuklarımıza ve öğretmenlerimize gönülden başarılar diliyorum.
Dileğim odur ki okullarımızdan sadece doktorlar, mühendisler, öğretmenler, hukukçular, bilim insanları ve yöneticiler çıkmasın.

Önce iyi insanlar çıksın.

Çünkü iyi insan yetiştirirsek, iyi doktor da yetişir, iyi mühendis de, iyi öğretmen de, iyi yönetici de, iyi bilim insanı da…

Geleceğimizi çocuklarımızın ellerine bırakacağız.

Öyleyse onlara sadece bilgi değil, vicdan; sadece teknoloji değil, ahlak; sadece başarı değil, insanlık kazandıralım.

Çünkü yarının dünyasını çocuklarımız kuracak.

Ve biz, onların eline nasıl bir dünya bırakacağımız kadar, onların dünyaya nasıl insanlar bırakacağını da düşünmek zorundayız.