Bazı kıssalar vardır; yalnızca geçmişi anlatmaz, bugüne de ayna tutar. Kur'an-ı Kerim'de anlatılan Hz. Lût'un kıssası da böyledir.
Bu kıssa; insanın Allah'ın koyduğu sınırları aşmasının, hayasızlığın yaygınlaşmasının ve yapılan uyarılara rağmen yanlışta ısrar etmenin nasıl büyük bir toplumsal felakete dönüşebileceğini hatırlatır.
Hz. Lût kavmini defalarca uyardı. Onları kötülükten uzaklaşmaya, Allah'ın sınırlarına dönmeye ve insan onurunu korumaya çağırdı. Fakat kavmi, uyarıları dinlemek yerine inkârı ve taşkınlığı tercih etti. Düşünün, bir peygamber gece gündüz yalvarıyor: "Yapmayın, etmeyin, kendinizi harap etmeyin" diyor. Kur'an bunu bize korkutmak için değil, uyandırmak için anlatıyor.
Bu nedenle Lût kıssası, Müslümanlar için yalnızca tarihsel bir olay değildir. Ahlakın, ailenin, mahremiyetin ve neslin korunması konusunda düşünmemiz gereken sarsıcı bir uyarıdır.
Aile Toplumun Temelidir
Bir toplumun geleceği yalnızca ekonomisiyle, teknolojisiyle veya şehirleriyle değil; ahlakıyla ve aile yapısıyla inşa edilir.
Aile, insanlığın en eski ve en güçlü kurumudur. Çocuklarımızın ilk öğretmenleri anne ve babalarıdır. Sevginin, merhametin, sorumluluğun, mahremiyetin ve saygının ilk öğrenildiği yer ailedir.
y anne, ey baba, evladınız size Allah'ın emaneti. İlk kelimesini sizin kucağınızda öğrendi, ilk adımını sizin elinizden tutarak attı. Aile dediğimiz nedir? Sıcacık bir sofradır, babanın merhametli bakışı, annenin şefkatli duasıdır. Çocuğun kendini güvende hissettiği ilk limandır. Bu liman yıkılırsa, yavrularımız dalgaların ortasında sahipsiz kalır.
Bugünün İmtihanı
Günümüzde LGBT'yi normalleştirmek amacıyla bazı küresel firmaların teknoloji, giyim ve yayıncılık alanlarında kampanyalar yürüttüğü görülmektedir. Bu kampanyalar özgürlük söylemiyle sunulmakta ve özellikle sosyal medya üzerinden gençlere ulaşmaktadır.
Bizim itirazımız insanlara değil, bu dayatmayadır. "Yaratılanı severiz, Yaradan'dan ötürü" anlayışı gereği insanlara yönelik nefret, aşağılama ve şiddeti doğru bulmayız. Ancak inancımızı, aile anlayışımızı ve ahlaki değerlerimizi özgürce ifade etme hakkımız da vardır. Bizim çağrımız nefret değil; aileye, ahlaka, mahremiyete ve çocukların korunmasına sahip çıkma çağrısıdır.
LGBT'nin ne olduğunu dahi bilmeyen başörtülü Kürt kadınlarının eline LGBT bayrağı tutuşturulması ve muhafazakar kadınların bu tartışmalarda sembol haline getirilmesi ayrıca düşündürücüdür. Kürt toplumu tarih boyunca dinine, ailesine ve mukaddesatına güçlü biçimde bağlı olmuştur. Beyaz tülbentli annelerimiz bu değerlerin taşıyıcısıdır ve herhangi bir siyasi tartışmada araç haline getirilmemelidir.
Lût Kıssasından Bugüne Kalan Ders
Lût kavminin kıssasından çıkarılacak en önemli ders şudur: Bir toplum için sınırları aşmak kadar, yanlışta ısrar etmek ve uyarıları bütünüyle reddetmek de büyük bir tehlikedir.
Bu kapsamda aileyi ve gençleri korumaya yönelik her türlü hukuki mücadeleyi önemli buluyoruz. "Ailem Güvende" gibi operasyonlarla fuhuş, uyuşturucu ve suç teşkil eden faaliyetlerle mücadele edilmesi, gençlerimizin geleceği açısından değerlidir. Suçla mücadele hukuk çerçevesinde ve ayrım gözetmeksizin yapılmalıdır.
Ne Yapmalıyız?
Gelin hep berber çocuklarımızı ahlaksızlığın dibi olan lgbt'den koruyalım.Neslimizi koruyalım.Allah bizi lüt kavmını helak ettiği gibi helal etmesin .Hala binlerce yıl geçmiş olmasına rağmen lut gölü ve çevresinde hiçbir canlı yaşamıyor.Lgbt bir çok ülkede yasak başta Rusya'da yasak ama bunu ülkelerin ve kavimlerin helakları için siyonizm medyasıya fonlarıya desteklemekte film ve belgeselerle beyinlere sokmaktadır .Burada sadece Müslümanlar değil ilahi ve beşeri din sahipleri bu ahlaksızlığa bir olmalıdır
Çocuklarımızı korkutarak değil, bilinçlendirerek yetiştirmeliyiz. Onlarla konuşalım, onları dinleyelim. Telefonu yasaklamak yetmez, gönüllerine girelim. Onlara helali, haramı ve hayayı sevdirerek anlatalım. Bir çocuğun kalbine sevgiyle ekilen bir tohum, bin tane kötü telkinden daha güçlüdür.
Hz. Lût'un feryadı hala kulaklarımızda çınlıyor. Gelin, aynı hataya düşmeyelim. Birbirimize sarılalım, ailemize sarılalım, değerlerimize sarılalım.
Çünkü güçlü toplum; yalnızca güçlü ekonomisi olan toplum değildir. Güçlü toplum; ailesini koruyan, çocuklarına sahip çıkan, yaşlılarına değer veren, ahlakını ve vicdanını kaybetmeyen toplumdur.
Aile giderse, her şey gider. Ama aile yaşarsa, umut da yaşar.