Ben eski belediyeciyim…
Yıllarca şehirlerin nasıl büyüdüğünü, nasıl ihmal edildiğini, bazen de doğru planlamayla nasıl yeniden ayağa kalktığını yakından gördüm. Bugün hâlâ içimde taşıdığım tek bir hayal var:
Van’ı modern, estetik, düzenli ve yaşanabilir bir şehir haline görmek…

Son seyahatimde Sivas, Kayseri, Konya ve Eskişehir şehirlerini adım adım gezdim. Yapılan çalışmaları yerinde gördüm. Her bir şehir bana şunu düşündürdü:
“Bizim Van’ımız neden böyle olmasın?”
Bu şehirlerin ortak bir özelliği var:
Plansız büyümemişler…
Şehir kimliği oluşturmuşlar…
İmarı, parkı, caddesi, kaldırımı, tabelası hatta aydınlatması bile bir bütünlük içinde düşünülmüş.
Özellikle Sivas’ta belediyeciliğin ne kadar ciddi bir disiplin işi olduğunu gördüm. Şehirde görüntü kirliliği neredeyse sıfır. Reklam tabelaları aynı renk, aynı ölçü ve aynı düzen içerisinde hazırlanmış. Bu küçük gibi görünen detaylar bile şehre büyük bir estetik katmış. İnsan yürürken huzur hissediyor.
Kayseri’de ise şehir planlamasının yanında peyzaj ve yapay göller dikkatimi çekti. Şehri adeta “göller şehri” havasına büründürmüşler. Parklar nefes alıyor, insanlar o alanlarda yaşamın tadını çıkarıyor. Düzenli yollar, geniş bulvarlar ve sosyal yaşam alanları şehre modern bir kimlik kazandırmış.

Konya ise belediyecilikte adeta çağ atlamış. Açık söylemek gerekirse belediyeciliğin kitabını yazmışlar. Şehir sadece büyümemiş; planlı büyümüş. Trafik, yeşil alan, sosyal donatılar, ulaşım ve şehir estetiği birlikte düşünülmüş.

Bana göre Türkiye’deki birçok belediye başkanının gidip Konya’da şehircilik anlayışını yerinde görmesi gerekiyor.
Eskişehir’de ise bambaşka bir ruh hissettim. Porsuk Çayı etrafında oluşturulan modern yaşam alanları şehre Avrupa havası katmış. Bazen kendimi Paris sokaklarında, bazen de Venedik kıyılarında gibi hissettim. Çünkü şehir sadece betonla değil; insan odaklı düşünülerek tasarlanmış. Nehir boyunca yapılan parklar, yürüyüş yolları, sosyal alanlar ve estetik dokunuşlar şehre değer katmış.
Peki bizim neyimiz eksik?

Bizim elimizde Van Gölü gibi dünyada eşi benzeri olmayan bir değer var. Böyle bir doğal zenginlik birçok şehirde yok. Sahil yolu yapılmış olması önemli bir adımdır ama yeterli değildir. O sahiller turizm tesisleriyle, sosyal yaşam alanlarıyla, yürüyüş ve bisiklet yollarıyla desteklenmeli. Van Gölü sadece seyredilen değil, yaşayan bir turizm merkezi haline gelmeli.
Aynı şekilde Akköprü ve Şamran Kanalı çevresi neden Eskişehir’deki gibi modern parklarla donatılmasın? Neden suyun etrafında insanların nefes alacağı yaşam alanları oluşmasın? Neden çocuklarımız beton yığınları arasında değil, estetik parkların içinde büyümesin?

Bugün Van maalesef hâlâ plansız büyümenin sancılarını yaşayan bir şehir görüntüsü veriyor. Büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen birçok noktada “büyük köy kent” görüntüsünden kurtulamıyor. Özellikle 2011 depreminden sonra beklenen büyük şehir dönüşümü tam anlamıyla gerçekleştirilemedi. Deprem yaşamış bir şehir olmamıza rağmen hâlâ riskli yapılar, dar sokaklar, otopark sorunu ve düzensiz yapılaşma ciddi problemler olarak önümüzde duruyor.

En acı tarafı ise şu:
İnsanlarımız artık kendi şehrinde yaşamakta zorlanıyor. Konut fiyatları ve kiralar vatandaşın taşıyamayacağı seviyelere ulaştı. Dar gelirli aileler ev sahibi olmayı hayal bile edemiyor. Kiracılar her geçen gün daha ağır ekonomik yük altında eziliyor.
Oysa şehircilik sadece bina yapmak değildir…
Şehircilik insana huzur vermektir.
Çocuğa park, yaşlıya güven, gence umut sunmaktır.
Bir şehri sadece yollar değil; vizyon büyütür.
Van’ın buna ihtiyacı var.

Günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir şehir anlayışına ihtiyacı var.
Çünkü Van sıradan bir şehir değildir.
Tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla ve insanıyla Doğu’nun en kıymetli şehirlerinden biridir. Bu şehir kaderine terk edilemez. Eğer doğru bir imar planı yapılırsa, estetik şehircilik anlayışı benimsenirse, yeşil alanlar artırılırsa ve şehir kimliği oluşturulursa; Van sadece bölgenin değil, Türkiye’nin en yaşanabilir şehirlerinden biri olabilir.

Ben hâlâ inanıyorum…
Bir gün Van da düzenli caddeleriyle, modern parklarıyla, sahil yaşamıyla, estetik mimarisiyle örnek gösterilen şehirlerden biri olacak.
Yeter ki bu şehri sevelim…
Yeter ki planlı düşünelim…

Yeter ki Van’ın geleceğini günlük hesaplara değil, gelecek nesillere göre inşa edelim.