Bu günlerde Van Gölü kıyılarını gezenler dikkatle bakarsa önemli bir gerçeği fark edebilir. Sahillerde çok sayıda kuş türü yuva kurmuş, yumurtalarını bırakmış ve yeni hayat için kuluçkaya yatmış durumda bulunuyor.
Ancak bu sessiz yaşam mücadelesi büyük bir tehdit altında kalıyor.
Araçların sahil alanlarına kadar girmesi, kontrolsüz piknikler, yüksek ses, başıboş hayvanlar ve bilinçsiz insan davranışları birçok kuş yuvasını riske atıyor. Birkaç dakikalık keyif uğruna doğanın aylarca hazırladığı yaşam döngüsü yok oluyor gerçekten. Ezilen bir yumurta sadece bir yumurta değildir; doğmadan ölen canlıdır gerçektir şimdi. Dağılan bir yuva yalnızca birkaç dal parçası değildir; bir neslin geleceğidir olarak.
Şunu açıkça ifade etmek gerekiyor: Bu dönemde bazı sahil bölgelerine girişler sınırlandırılmalı, hatta gerekli görülen alanlar geçici olarak insan kullanımına kapatılmalıdır. Çünkü doğa bazen bizden biraz geri çekilmemizi ister.
Van yıllardır doğal güzellikleriyle öne çıkıyor. Peki bu güzellikleri korumak için ne yapıyoruz? Eğer bugün sahillerde kuluçkaya yatan kuşları koruyamazsak, yarın çocuklara gösterecek doğal zenginlik kalmayacak olacaktır.
Unutmayalım; medeniyet sadece yol yapmakla, bina dikmekle ölçülmez. Medeniyet, güçsüz olanı koruyabilme iradesidir. Bugün Van sahillerinde korunmaya muhtaç olanlar sesini duyuramayan kuşlar ve yumurtalarıdır onların hepsi.
Yetkililere çağrımdır:
Van Gölü kıyılarında kuşların üreme ve kuluçka dönemlerinde koruma bölgeleri oluşturulmalı, uyarı levhaları yerleştirilmeli ve gerekli alanlarda geçici giriş kısıtlamaları uygulanmalıdır.
Çünkü kaybedilen her yuva Van'ın doğal mirasından eksilen parçadır bir.
Ve unutmayalım...
Doğa konuşmaz.
Ama yok olduğunda geriye uzun bir sessizlik kalır.