Van’da tiyatro, geçmiş yıllara göre çok daha ileri bir noktaya doğru ilerlemeye başladı. Özellikle özel tiyatroların ortaya çıkmasıyla birlikte şehirdeki tiyatro seyircisi artık yalnızca devlet tiyatrolarına bağlı bir izleyici olmaktan çıkmaya başladı. Bu durum, kentte tiyatro kültürünün daha geniş bir zemine yayılmasına ve farklı sahne anlayışlarının gelişmesine de katkı sağladı.
Özel tiyatrolar sahneye koydukları özgün oyunlarla tiyatroya yeni bir bakış açısı getiriyor. Tek tip oyunculuk anlayışının ötesine geçilerek, daha cesur, daha samimi ve daha oyunculuk merkezli bir tiyatro dili oluşuyor. Seyirci de bu farklılığı fark ediyor ve her geçen gün alternatif sahnelere olan ilgisini artırıyor.
Eskiden rejinin ve dekorun ağırlıkta olduğu, sahnenin görsellikle doldurulduğu anlayışın yerine; oyunculuğun ön planda olduğu, dekorun ise geri planda kaldığı bir tiyatro anlayışı gelişmeye başladı. Bu da tiyatronun özüne daha çok yaklaşan bir sahne dilini beraberinde getiriyor. Çünkü tiyatro aslında en temelde oyuncu ile seyirci arasında kurulan canlı bir bağdır. Bu bağ ne kadar güçlü kurulursa, sahnede anlatılan hikâye de o kadar etkileyici hale gelir.
Bugün Van’daki özel tiyatrolar tam da bu noktada önemli bir boşluğu dolduruyor. Büyük prodüksiyonların ve kalabalık dekorların yerine oyunculuğun gücüne dayanan, metnin ve performansın ön planda olduğu bir sahne dili giderek daha fazla kabul görüyor. Bu durum hem genç oyuncuların kendilerini ifade edebileceği yeni alanlar açıyor hem de tiyatroya farklı bir dinamizm kazandırıyor.
Elbette bu sahnenin kapısının dışında kalan bazı sözde entelektüeller de var. Onların tiyatro anlayışı çoğu zaman dekorun büyüklüğüyle, sahnenin ihtişamıyla ölçülüyor. Sahnedeki ışık düzeni, kostüm ya da dekor büyüklüğü onlar için çoğu zaman oyunun içeriğinden daha önemli hale gelebiliyor. Hatta çoğu zaman devlet tiyatrosu dışında bir oyuna gitmeyen, özel tiyatroların emeğini görmeyen bir kesimden bahsediyoruz.
Bir anımı paylaşmak isterim:
Van’da gelir düzeyi oldukça yüksek olan bazı kişiler, özel tiyatrolardaki bilet fiyatlarının yüksek olduğunu söyleyerek şikâyet etmişti. Oysa aradaki fark sadece 80 TL idi. Üstelik kendileri çoğu zaman öğrenci bileti alarak oyun izleyen kişilerdi. İşte mesele tam da burada başlıyor. Tiyatronun emeğini, üretimini ve bağımsız sahnelerin mücadelesini anlamayan bir entelektüellikten söz ediyoruz.
Oysa özel tiyatrolar çoğu zaman çok daha zor şartlar altında üretim yapıyor. Salon kiraları, teknik giderler, dekor ve kostüm masrafları, ulaşım ve tanıtım gibi pek çok yükü kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kalıyorlar. Buna rağmen sahne ışıklarının sönmemesi için büyük bir özveriyle çalışıyorlar. Bu emeğin görünür olması ve desteklenmesi ise ancak bilinçli bir seyirciyle mümkün.
Ancak gerçek tiyatro seyircisi bunun farkındadır. Gerçek seyirci, bir oyunun yalnızca sahnede görülen kısmından ibaret olmadığını bilir. Perde açılmadan önce verilen emeği, yapılan provaları, harcanan zamanı ve sanatçıların gösterdiği fedakârlığı da görür.
Bu hafta özel tiyatroların sahneye koyduğu “Bir Ceza Avukatının Anıları” adlı oyun da bunun güzel örneklerinden biri oldu. Oyun, izleyiciden tam not almayı başardı.
1 Mart’ta Erciş Atakan Çelik Kültür Merkezi’nde prömiyer yapan oyun, ardından Van Kent Tiyatrosu sahnesinde seyirciyle buluştu. Mart ayının son haftasında tekrar sahnelenmesi planlanan oyun, gerçek tiyatro izleyicisinden tam puan almayı başardı. Oyunun gördüğü ilgi, Van’da tiyatroya olan merakın ve ihtiyacın aslında ne kadar güçlü olduğunu da bir kez daha gösterdi.
Gerçek tiyatro izleyicisi, özel tiyatroların desteklenmesi gerektiğini bilir. Çünkü bilir ki özel tiyatrolar bir şehrin kültür hayatına renk katar, çeşitlilik getirir ve sanatın özgürce nefes almasını sağlar. Aynı zamanda yeni oyuncuların yetişmesine, farklı metinlerin sahneye taşınmasına ve tiyatronun canlı kalmasına da katkı sunar.
Bir şehrin kültür hayatı yalnızca büyük kurumlarla değil, aynı zamanda küçük ama güçlü üretimler yapan bağımsız sahnelerle de gelişir. Özel tiyatrolar bu anlamda şehirlerin kültürel hafızasını besleyen önemli alanlardır.
Tiyatro emek ister.
Sabır ister, inanç ister, dayanışma ister.
Ve o emeği gören seyirci oldukça, sahneler de yaşamaya devam edecektir. Çünkü tiyatro, onu gerçekten anlayan seyirciyle birlikte büyür ve varlığını sürdürür.