Yollara çıktığımda hep bir türkü düşer dilime:
“Yollar seni gide gide yoruldum…”
Yollar bazen yorar ama her yolun kendine ait bir hikâyesi, bir anısı vardır.

Son on yıl içinde sekizden fazla kez Sivas’a gittim. “Aziz’le Geziyorum”un eski bölümlerinde de bu güzel şehre sık sık yer verdim. Geçtiğimiz hafta sonu yeniden Sivas’taydım; bu kez çekim yapacak çok vaktim olmasa da, vazgeçilmez bir geleneği bozmadım — Sivas köftesini yine yerinde tattım.

Rotam her zamanki gibi Sanayi Sitesi’ndeki Kirli Ahmet Usta oldu.
Burası artık sadece bir lezzet durağı değil, Sivas mutfağının simgelerinden biri.
Markayı bugün başarıyla sürdüren Kaan Usta, babası Ahmet Usta’dan aldığı el lezzetini kendi ustalığıyla birleştirerek bu mirası geleceğe taşıyor. Gelenekten aldığı o güçlü damarı modern sunum anlayışıyla harmanlamış. Üstelik yalnızca mutfakta değil, kalemiyle de bu kültüre katkı sunmuş; iki ayrı kitap hazırlayarak Sivas mutfağına ve Türk gastronomisine değerli bir miras bırakmış.

Kirli Ahmet Usta’nın hikâyesi, aslında bir tablada başlıyor. Ahmet Usta’nın “Kirli” lakabı, köfteyi tablada pişirirken üzerindeki köz, un ve duman izlerinden kalmış. O ise bu ismi silmek yerine sahiplenmiş, zamanla bir markaya dönüştürmüş. Bugün o markanın lezzeti, Kaan Usta’nın ellerinde aynı özen ve ustalıkla yaşamaya devam ediyor.

Masaya oturduğunuzda önce gözünüz doyuyor. Köfte gelmeden önce gelen soğan kavurma, humus, keşkek, karışık salata, haydari, turşular ve sıcak fırın ekmeğiyle adeta bir şölen başlıyor. Ardından gelen o meşhur Sivas köftesi, dışı çıtır, içi sulu dokusuyla damağınızda uzun süre kalan bir tat bırakıyor.

Finali mutlaka sütlü tatlıyla yapın. Hafif, sade ama unutulmaz bir lezzet.

Yolunuz bir gün Sivas’tan Ankara’ya ya da Ankara’dan Erzincan’a düşerse, Sanayi Sitesi’nde kısa bir mola verin.
Kaan Usta’nın güler yüzü, cömert ikramı ve babasından miras aldığı usta elleriyle hazırladığı köfteyi tadın.
Sonra türkü yine dilinizde olsun:
“Yollar seni gide gide yoruldum…”