Devlet Tiyatroları, bu yıl deprem yönetmeliği kapsamında bazı atölyelerin yenilenmesi ve yeni binaların inşası nedeniyle, önceki sezonlardan oyunlarla perdelerini açtı. Her yıl repertuvarında 100’ün üzerinde yetişkin ve çocuk oyunu bulunan Devlet Tiyatroları, bu oyunları Türkiye’nin farklı bölgelerinde dönüşümlü olarak sahneye koyuyor. Böylece, her bölgede izleyiciye ulaşan her oyun, aslında yeni bir yapım gibi karşılanıyor.
Van Devlet Tiyatrosu bu sezon perdelerini “Seneye Bugün” adlı oyunla açtı, ardından “Medya Maymunları”, “Annapurya” ve son olarak Ankara Devlet Tiyatrosu turnesiyle gelen “Bu da Geçer Ya Hu” ile sezonuna devam etti.
“Bu da Geçer Ya Hu”yu ilk gösteriminde izleme fırsatım oldu. Dönem oyunu olarak kurgulanan yapımda özellikle başrol oyuncusu Emrah Keskin, performansıyla oyunu adeta sırtlıyor. Oyunun dinamik yapısına ve temposuna ciddi katkı sağlıyor.
Yapı olarak Brechtyen bir sonla, izleyiciyi düşünmeye sevk eden bir finalle bitiyor. Ancak oyun içinde yer alan bazı dans ve müzik koreografileri dramatik akışı zaman zaman yavaşlatıyor. Bunun yerine, ortaoyunu üslubuna yaklaşan sahnelerde doğaçlama tuluatlara yer verilseydi oyun daha canlı bir ritim yakalayabilirdi.
Metin olarak güçlü bir hikâyeye sahip olmasa da, oyunculukların yüksek enerjisi ve sahneye hâkimiyetiyle izlenebilir bir oyun haline gelmiş. Çünkü bazen kötü bir metni iyi bir aktör taşır; bazen de iyi bir metni zayıf bir oyunculuk batırır. “Bu da Geçer Ya Hu” tam da bu dengenin ilk örneği — oyunculuk becerisiyle ayakta duran bir oyun.