Son yıllarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yapılan düğünler, adeta birer ekonomik şov sahnesine dönüştü.
Sosyal medyada dolaşan görüntülerde, havada uçuşan dolarlar, çuvallarla taşınan altınlar, kürsüye dizilmiş para desteleri…
Sanki bir gelenekmiş gibi, bir övünç vesilesiymiş gibi sunuluyor.

Oysa bu görüntüler, bölgenin gerçek yaşamını değil; bir kesimin abartılı statü arayışını yansıtıyor.
Bir yanda şatafatın içinde kaybolmuş düğünler, diğer yanda geçim derdinden yuva kuramayan binlerce genç...

Bu konuda özellikle aşiretler, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşları artık ciddi biçimde kafa yormalı.
Çünkü Batı’daki medya, bu şatafatlı düğünleri “Doğu’nun gerçeği” gibi gösteriyor.
Oysa hakikat çok farklı: Bölge halkının büyük bölümü, yani neredeyse yüzde yetmişi, yoksulluk nedeniyle evlenemiyor.


---

Gösterişin Gölgesinde Kalan Gerçekler

Gösteriş kültürü, sessiz çoğunluğun üzerine ağır bir gölge gibi çöküyor.
Doğu’nun, Güneydoğu’nun büyük kısmında insanlar hâlâ geçim derdiyle boğuşuyor.
Gençler iş bulamıyor, kiralar her geçen gün artıyor, asgari ücretle yaşayan binlerce aile ay sonunu getiremiyor.

Ama sosyal medyada izlenen birkaç gösterişli düğün videosu, dışarıdan bakanlara “bölge refah içinde” izlenimi veriyor.
Bu görüntüler, hem gerçeği çarpıtıyor, hem de gençlerin omzuna görünmeyen bir baskı yüklüyor.


---

Bir Yuva Değil, Bir Yarış Alanı

Bugün birçok genç, “düğün yapamazsam evlenemem” korkusuyla borç batağına sürükleniyor.
Çünkü toplum, gösterişi bir onur meselesi haline getirmiş durumda.
Kim daha çok altın taktı?
Kim daha fazla dolar saçtı?
Kimin konvoyu daha uzun oldu?..

Ne yazık ki evlilik, bir yuva kurma hayalinden çıkıp, bir gösteri yarışına dönüştü.
Oysa evlilik bir yarış değil, bir ömürlük yol arkadaşlığıdır.
Gösterişin olduğu yerde samimiyet, israfın olduğu yerde bereket kalmaz.


---

Adalet, Gösterişten Daha Değerlidir

Bu mesele yalnızca bireysel bir tercih değil, toplumsal adaletin de bir sınavıdır.
Nasıl ki lüks tüketime özel vergiler getiriliyorsa,
şatafatlı düğünlerde yapılan gösteriş harcamalarından da vergi alınmalıdır.

Çünkü bu davranışlar, toplumda gelir uçurumunu derinleştiriyor.
“Kim daha çok harcadıysa, o daha değerlidir” anlayışı;
hem vicdanı hem ahlakı zedeliyor.

Toplumun huzuru, gösterişin değil; ölçünün, adaletin ve tevazunun hüküm sürdüğü yerde yeşerir.


---

Gerçek Zenginlik Nedir?

Şimdi sormak gerekiyor:
Gerçek zenginlik, takılan altının ağırlığında mı saklıdır,
yoksa bir ömür sürecek sevginin sadakatinde mi?

Devlet, israfı önleyecek adımlar atmalı;
yerel yönetimler, ölçülü ve sade düğün kültürünü teşvik etmelidir.
Çünkü gösterişin salgın haline geldiği bir toplumda,
sade bir mutluluk bile değersizleşir.

Unutmayalım:
En güzel düğün, cebinde değil; gönlünde bereket taşıyanların düğünüdür.

Gösterişin de bir bedeli olmalı.
Zira toplumsal denge, adaletle ve tevazuyla korunur.