“Yeryüzünün öğretmeni olmak için gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir.”
Aliya İzzetbegoviç’in bu sözü, sadece bir cümle değil; bir hakikatin kapısını aralayan çağrıdır. Çünkü insan, öğrenmediği bir hakikatin öğretmeni olamaz; kalbinde taşımadığı bir ışığı başkasının gönlüne bırakamaz.

Öğretmenlik, tahtaya yazılan kelimelerden çok daha büyük bir sorumluluktur.
Bir milleti ayağa kaldıran da öğretmendir, bir toplumu çürüten de…
Bu yüzden Aliya’nın dediği gibi, öğretmenlik gökyüzünden beslenenlerin işidir.
Gözleri hakikate açık olanların, kalbi merhametle yoğrulanların, adalet ve hikmet yolunda yürüyenlerin…

Hz. Ali’nin şu sözü, öğretmenin değerini çağlara kazımıştır:
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”
Bir harf… Bir tek kelime…
Demek ki büyüklüğü ölçen şey, öğretilenin hacmi değil; insanın kaderine kattığı yön, istikamet ve ışıktır.

İslam’ın ilk öğretmeni Mus‘ab bin Umeyr’di. Mekke’nin en zarif genci… Dünyevî ihtişamı geride bırakıp Medine’nin tozlu sokaklarında ilmin ve ahlakın öğretmenliğini üstlendi. Bir elinde Kur’an, bir elinde merhamet… Ve bir şehir, onun sesiyle, onun izzetli adımlarıyla İslam yurduna dönüştü.
Mus‘ab’ın öğretmenliği kürsülerde değil; kalplerde yankı buldu. Çünkü o, gökyüzünden aldığı hakikati yeryüzüne taşıyan bir elçiydi.

Bugün ise öğretmenlik, belki de tarihin en çetin imtihanıyla karşı karşıya…
Şeytanın sesi çok, hakikatin dostu az. Çocuklarımız gözünü açtığında ekranlardan kuşatılıyor; kulaklarına bilgi değil, tüketim ve hırs fısıldanıyor.
Böyle bir çağda bir tek dürüst öğretmen, bir neslin kaderini değiştirebilir.

Dileriz ki Allah, bu ümmete:
* Aliya gibi bilge öğretmenler,
* Mus‘ab gibi adanmış gönül erleri,
* Hz. Ali gibi hikmet sahipleri
yetiştirsin ve öncülük etsin.

Çünkü öğretmen yetişmezse toplumun hesabı ağır olur.
Bugün susan kalemler, yarın yanlışın bekçisine dönüşür.
Bugün ihmal edilen çocuklar, yarın karanlığın ordusuna katılır.

Öğretmenlik; makam değil, mirastır.
Bir meslek değil, bir nefes…
Yeryüzünde yürüyen hakikatin çoğaltılmasıdır.

Ve unutmayalım:
Gökyüzünün öğrencisi olmadan, yeryüzünün öğretmeni olunmaz.
İnsan önce Rabbinden öğrenir; edebi, adaleti, sabrı, merhameti…
Sonra öğrendiğini dünyaya öğretir.

24 Kasım Öğretmenler Günü Vesilesiyle

Bu vesileyle 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyorum.
İnsana doğruyu, güzeli, iyiyi ve kötüyü öğreten; sadece bilgi değil hikmet de aktaran bütün öğretmenlerimizin ellerinden hürmetle öpüyorum.

Hayatta olan tüm öğretmenlerimize sağlık, huzur ve uzun ömürler diliyorum.
Bu dünyadan ayrılan, emeği üzerimizde bulunan bütün öğretmenlerimizi ise rahmet, minnet ve dualarla anıyorum.

Onlar ki, bir milletin kaderine yön veren isimsiz kahramanlardır.
Öğrettikleri her harf, her söz, her değer; nesiller boyunca yaşamaya ve ışık olmaya devam ediyor.