Eskiden “şehir” dediğimiz yerler vardı; planı olan, yolu olan, nefes alan… Şimdi ise büyüyen ama gelişemeyen, kalabalık ama yalnız, gürültülü ama ruhsuz yerler var. İşte tam da bu yüzden bazı kentlere artık şehir demek zor geliyor insana. Daha doğru bir isim var: Büyükköy. Van de bu ironinin en canlı örneklerinden biri haline gelmiş durumda. Kağıt üzerinde büyükşehir, tabelada şehir, ama yaşantıda ne şehir düzeni var ne de köyün samimiyeti. İkisinin arasında kalmış, ne olduğu belirsiz bir yer. Yollar var gibi ama yok. Trafik akıyor gibi ama aslında kilit. Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyor ama kimse gerçekten varamıyor. Binalar yükseliyor ama şehir büyümüyor; sadece üst üste yığılıyor.

Plansızlık öyle bir noktaya gelmiş ki, artık sorunlar bile sistemli değil. Bu kadar kalabalığın içinde insanın kendini bu kadar yalnız hissetmesi. Yan yana ama uzak, dip dibe ama kopuk bir yaşam. Eskinin köyünde herkes birbirini tanırdı; bugünün Büyükköy’ ünde kimse kimseyi tanımıyor. Büyükköy… Belki de modern zamanların en dürüst şehir tanımıdır. Çünkü burada ne tam anlamıyla şehir olabilmişiz ne de köy kalabilmişiz. Ortada kalan şey ise içler acısı bir deneme.
“Büyükköy” ifadesi ilk bakışta ironik gelebilir. Ama biraz durup çevremize baktığımızda, bu tanımın aslında ne kadar gerçekçi olduğunu görmek zor değil.

Çünkü ortada ne tam anlamıyla bir şehir düzeni var ne de köyün doğallığı. İkisinin arasında kalmış, plansızlığın ve kontrolsüz büyümenin şekillendirdiği bir yapı var. Van’da artık yollar yetmiyor. Trafik, günün belirli saatlerinde değil, neredeyse günün tamamında kilitleniyor. Bir noktadan diğerine ulaşmak, büyük şehirlerdeki gibi “yoğunluk” değil, doğrudan bir “çile” halini almış durumda. Oysa bir kenti kent yapan sadece kalabalık değil; o kalabalığı taşıyabilecek altyapıdır. İşte tam da bu noktada Van, şehir olma iddiasını yitirip “Büyükköy” görünümüne bürünüyor.

Plansız yapılaşma bu dönüşümün en belirgin nedeni. Gelişigüzel yükselen binalar, daralan yollar, yok olan yeşil alanlar… Kentin nefes alacağı alanlar giderek azalırken, nüfus artmaya devam ediyor. Kanalizasyon, ulaşım, sosyal alanlar gibi temel hizmetler bu yoğunluğu karşılayamaz hale gelmiş durumda.

Ne düzenli bir şehir ne de huzurlu bir yaşam alanı. Çünkü bir yer gerçekten şehir olsaydı, bu kadar temel sorunlar bu kadar uzun süre çözümsüz kalmazdı. Ama burası artık bir şehir gibi işlemiyor. Adı şehir, hali Büyükköy.
Emsal oyunlarıyla binaların ölçüsüzce yükseltilmesi, şehrin kimliğini ve ruhunu her geçen gün biraz daha yok ediyor. Rant uğruna yapılan plansız yapılaşma, mahalle kültürünü, yeşili ve insan ölçeğini ortadan kaldırarak kenti dev bir beton yığınına, ruhsuz bir Büyükköye dönüştürüyor.

Kent yaşamını korumak yerine çıkar ilişkilerini önceleyenler, bugün yaptıklarının hesabını vermeyeceklerini sansalar da, tarih karşısında ve halkın vicdanında elbet bir gün hesap vereceklerdir.

Bir diğer dikkat çeken unsur ise sosyolojik dönüşüm. Büyük şehirlere göç eden insanların beraberinde getirdiği yaşam alışkanlıkları, Van’da da belirgin şekilde hissediliyor. Bu durum tek başına olumsuz değil; ancak şehir kültürüyle bütünleşmediğinde ortaya karmaşık bir yapı çıkıyor. Mahalle kültürü ile şehir yaşamı arasında sıkışmış bir düzen… Ne tam anlamıyla komşuluk var ne de gerçek bir kentlilik bilinci.

Daha da çarpıcı olanı, insanların birbirine yabancılaşması. Kalabalık arttıkça ilişkiler zayıflıyor. Aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirini tanımıyor, aynı sokakta yürüyenler birbirine güvenmiyor. Bu da “Büyükköy” tanımını ironik bir noktaya taşıyor:

Fiziksel olarak kalabalık, ama ruhen yalnız bir yer. Van’ın sorunu büyümesi değil; nasıl büyüdüğüdür. Kontrolsüz göç, plansız yapılaşma ve yetersiz altyapı birleştiğinde ortaya çıkan şey bir metropol değil, düzensiz bir yığılmadır. İşte bu yüzden “Büyükköy” tanımı bir abartı değil, bir tespittir.

Eğer bu gidişat değişmezse, Van sadece yaşaması zor bir şehir olmaktan çıkacak; yaşanamaz bir yere dönüşecektir. Şehir olmak, sadece büyümek değildir. Planlı olmak, nefes almak ve insanına yaşam kalitesi sunmaktır. Aksi halde geriye kalan tek şey, adı şehir olan bir “Büyükköy”dür.